<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493</id><updated>2011-11-24T01:07:26.447-08:00</updated><title type='text'>Yolculuklar ve Masallar</title><subtitle type='html'>Ne istediğimi biliyordum ama ona birden ulaşmak beni korkutmuştu. (III. 236)</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>190</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-7744333648065122337</id><published>2010-12-25T02:21:00.000-08:00</published><updated>2010-12-25T02:28:38.487-08:00</updated><title type='text'>Yol ve Yer</title><content type='html'>Yalan sanıyor insan bazen ne varsa... Görmediği yerler, tanımadığı insanlar arıyor... Durmadan, usanmadan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün ağarmıştı. Rüzgar belli belirsiz esiyordu. Kapılar, doğramaları dövüyordu. Ter kokuyordu hava... Sonra onun gözleri takılıyor gözlerine... İri, ağlamaklı, şaşkın... Onun o çakır gözleri aklından çıkmıyor bir daha... Son görüşü ile ölümsüzleştiriyor onu aklında, kanıysa sanki ellerinde sıcacık hala...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Git! Kalman beni üzüyor..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gideceğim..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ayrılık konuşması mı yapmak istiyorsun, saçmalama! N'olur... Uzatmayalım, git her sabahki gibi..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kendine iyi bak,"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sen de iyi bak kendine,"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle durup dururken bitmedi her şey. Vardı elbet sebepleri... Ama olan oldu. Ellerinde hiçbir şey yok artık geri döndürmek için geçmişin toz pembe aşk dakikalarını... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitti. İkisi de bunun farkında işin kötü yanı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın kapının usulca kapanmasını izleyemedi, yere baktı en son. Sonra gözleri karnında odaklandı. Dokundu bir anne şefkatiyle... Sevdi büyüttüğü meleğini... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam anahtarı paspasın altına bıraktı. Ellerini paltosunun ceplerine soktu. Gözleri yaşarmıştı, sildi. Gözlüklerini düzeltti ve yürüdü uzaklara doğru. Bu şehir kafi gelmezdi gidişine... Bir başka hayat bulacaktı... Hayat suyu başka bir yol bulacaktı, akacaktı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın makyaj masasının önündeydi. Ağladı ağlayacak... Dimdik duruyordu, asaletle... Ölümüne razı bir mahkumun onurlu duruşu gibi... Kırmızıydı bugün dudakları, allık sürdü yanaklarına... Saçlarını usul usul taradı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam, Haydarpaşa'daydı. Adı Meram Ekspresi... Gidecekti. Nereye gittiği pek de mühim değildi. Bir süre gitmeliydi. Belki geri bile dönerdi ya belli olmazdı orası... Gidecekti. İşte o kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın siyah bir palto giydi. Çiçek desenli, kahve tonda bir eşarp taktı. Bir taksi çevirdi. Gideceği yeri söyledi; Çapa!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam trene adımını attı. Paltosunun iç cebinden bir fotoğraf çıkardı, öptü. Kenarları bükülmüş, solmuş bir fotoğraf karesiydi... Seven ve sevilendi iki insan, bir karede...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın bir doktorun önündeydi. Oturuyordu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kemoterapiye bugün başlayacağız. Sizi daha önce bilgilendirmiştik. Moralinizi yüksek tutmalısınız. Biz elimizden gelen her şeyi yapıyoruz, yapacağız da... Sizin de yardımınızla bu hastalıktan kurtulacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sağ olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ama inanmadı. Zaten hiç inanmamıştı. Yaşamak mı yaşatmak mı... İki hayat vardı ipin ucunda... Bir kadın, yapayalnız. Karar verecekti.  Zor bir yoldu... Çölü bir başına geçecekti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam ağladı kompartımanda. Soğuktu hava, daha da soğudu. Film şeridine döndü camın öte yanı... Zaman algısını yitirdi... Hatanın, yanlışın nerede olduğunu aradı hep... Bulsa düzeltecekti, buna inanıyordu işte... Dipsiz bir kuyuya düştükçe düşüyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın ağladı... Durduk yere boşandı gözlerinden yaşlar... Rimelleri aktı, dudakları titredi... Yılların yükü omuzlarından aktı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tesellinin olmadığı yerdeydi kadın, adamsa cevapların olmadığı yoldaydı...Ne o yol, o yere çıktı ne de o cevaplar teselli getirdi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-7744333648065122337?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/7744333648065122337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=7744333648065122337&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7744333648065122337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7744333648065122337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/12/yol-ve-yer.html' title='Yol ve Yer'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8747983056967898349</id><published>2010-12-20T11:40:00.000-08:00</published><updated>2010-12-20T12:10:07.875-08:00</updated><title type='text'>Lezzet Durakları - Konya</title><content type='html'>Lezzet Durakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahın ilk saatleri... Taksim'den biniyoruz Havaş'a; istikamet Sabiha Gökçen! Hava karanlık hala, biletler alınıyor ve uçaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmi Pegasus sözde; İz Air yazıyor uçağın üzerinde... İçerisi boğuk, sıkışık... Tedirgin oluyor insan daha önce duymadığı bir firmayı görmekten. Çıkış önü aldık biletleri bacaklarımız sıkışmasın diye, çıkış önü belki de daha sıkışık. Mülteci otobüsü havasında yolculuğumuz başlıyor. Kolay değil, Konya'ya gidiyoruz İstanbul'dan ancak İDO ile seyahat eder gibi ulaşıyoruz Konya'ya; Kırk dakika! Kuş bakışı görüyoruz Konya Büyükşehir Belediyesi Atatürk Stadı'nı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın başlamasına saatler var. Konuşmuş Kaan bir restoranla telefonda. Açıklarmış pazar sabahı. Taksiye atlayıp gidiyoruz; Alican, Kaan ve ben. Bir BP'nin yanındayız. Paşazade! Muntazaman dizilmiş sandalyeler, masalar... Bir sessizlik hakim mekana. Kapıya üç beş metre mesafedeyiz. Kapalı diyoruz başta, neden sonra kapı açık mı diye bir bakıyoruz. Açık da... Kapıda kalmamanın sevinci bir yanda, bir diğer yanda da sabahın 03.30'unda kalkmanın haklı açlığı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraları pek aç kalmıyoruz gün boyunca. Hatta hiç aç kalmıyoruz. Şöyle ki Konya benim için dümdüz bir araziye kurulmuş koca bir lokanta figürü halini alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lezzet Durakları havasında bir gün geçiriyoruz. Paşazade'ye geri dönelim. Tedirgin adımlarla giriyoruz içeri. Girişte bir masanın üzerinde Zaman ve Taraf duruyor. Okunmuş hatta yarım kalmış, sayfası açık kalmış Zaman'ın... İçeride birileri olacak muhakkak, "kimse var mı?" denilince arkadan bir abi çıkıyor. Kırk yaşlarının sonlarında; güzel karşılıyor, güleryüzlü. Kahvaltı on dakikaya hazır olur diyor, siparişi alıyor. Çok geçmeden mükellef bir kahvaltı sofrası kuruluyor önümüze. Doyasıya yiyoruz. Beklediğimden güzel bir sunum, lezzet ve ortam. Anadolu'nun salaşlığı, kırsallığı yok burada. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir'le kıyaslıyorum yola devam edince. Çok düzenli bir şehir. Ama öyle de olmalı diyor insan içten içe. Dümdüz bir coğrafya; belediyecilik çok kolay olmalı diyoruz. Yetinmemişler hatta bir takım tüneller bile görüyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yola çıkmadan önce birtakım bilgiler edindik elbet. Özellikle Aladdin Tepesi'ni görmek istiyoruz. Böyle düz bir coğrafyayı nasıl da güzel görür diyoruz. Ama nerede? Şehrin dışında olmalı diyoruz... Ama o kadar geniş zamanımız yok. Gündüz maçı, saat 16.00'da başlayacak. Bir yandan da şehri görmek, Mevlana'yı ziyaret etmek istiyoruz. Yerlerini sorunca yakın diyorlar, şaşırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minibüse bindik önce. Ama üçüncü ya da dördüncüye ancak binebildik. İlki almayınca ya ayakta almıyor dedik, ya da durak haricinde... Ama bir kız da yanımıza geldi, oradan binebileceğimize inandık böylece. Bir yanlış denemenin ardından doğru minibüse, kampüs minibüsüne biniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gayet de ayakta bir yolculuk oluyor. İlk andaki ayakta yolcu almıyorlar mı düşüncesi, ütopik olarak kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar sessiz. Kızların neredeyse yarısının başı açık! Şaşırıyoruz. Modern bir şehir burası. Sofular Cenneti değil miydi oysa Konya? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minibüs basamaksız, basık ve mavi olsa da minibüsçü aynı! İstanbul'daki meslektaşlarıyla bağı çok sağlam; "Babam sağolsun", "Sebebim Sensin", " Allah Korusun" yazıları eşliğinde gidiyoruz. Tabii söylemeden edemeyeceğim, o açık mavi tüylü, abartılı şey minibüsü en az otuz yıl gerilere götürüyor, Yeşilçam manzaraları insanın aklına geliyor. Ağır bir arabesk müzik eşliği beklese de insan; bu yok. Oldukça sessiz ve huzurlu bir yolculuk. Sarsılmıyoruz pek. Ara sıra kalabalıklaşıyor minibüs o kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle tepe filan görmeden biz; Aladdin Tepesi diyor şöför. İniyoruz. Karşımızda otuz metre kadar yükselen merdivenleri olan bir park var. Bu kadar mı? İnsan daha fazlasını bekliyor. Demek ondan 42 katlı alışveriş merkezini yapmışlar. Nargile kafesi var yukarıda; Tepe Cafe!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk kahvesinin sunumu çok hoş. Bakırdan oymalı bir fincanlık. Üstü de kapalı. Keyifle içiyoruz. Bir nebze etraf görülüyor ama beklentilerimiz çok daha büyüktü. Daha sonraları gördüğüm birtakım otuzlardan kalma fotoğraflar gerçeği bana gösteriyor. O zamanlar gerçekten Konya'ya tepeden bakıyormuş! Ama yükselen yapılaşma bu gerçeği köreltmiş epeyce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepenin tepesi bile düz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kötü gözlemimi de eklemeden geçemeyeceğim. Çiftler el ele dolaşamıyor. Hatta normal bir şekilde birbirlerine duydukları sevgi ile yan yana yürüyerek, el ele pazar sabahının tadını çıkaran çifte polisin müdahalesi korkunçtu. Kızı uzaklaştırdıktan sonra, çocuğa; "Ayakta götürüyordun!" diye çıkışması gerçekten de yorumsuzdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolda piyango alıyoruz. Israrla Konya bileti istiyoruz. Konyalılar, İstanbul biletlerine rağbet ediyorlarmış. Bir çekmeceden bize özel Konya biletleri çıkarılıyor. Seçiyoruz birer ikişer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlana Celaleddin Rumi! Onu ziyaret etmeden olmazdı elbet. Gittik de... İnsan hayran kalıyor etrafına baktıkça... Sanki onun ruhu işlemiş her yana... Huzur doluyor insana adım atar atmaz. Mistik bir dokusu var kubbenin altında. Hayranlıkla geziyoruz. Mevlana'ya dua ediyoruz. İçeride fotoğraf çekilmek yasak ama dışarıda Japon turist edasıyla bol bol fotoğraf çekiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adnan Polat gelecekmiş... Geliyor da... Selam vermiyoruz. Hem yeni üyeyiz biz. Tanımıyordur. Bir kez, iki kez konuşmuştur bizimle; görünce tanımıyor. Hani biz de hevesli değiliz konuşmaya. Sonradan eve gidince görüyorum; yeni yılımı kutlamış. Bir zarfta... "Sevgili Galatasaraylılar" diye başlıyor sarı kırmızı mektup...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aşırı düz olma hali üzerine konuşup espriler yaparak aradık Ali Baba'yı. İlla da orada yiyeceğiz etli ekmeği, belki de tandırı. İkisini de yemek var kafamızda. Hatta birer tandır herkese, ortaya da etli ekmek hayalindeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok önemli bir eksiği fark etmemiz geç olmadı. Konyalılar yol tarif etme konusunda &lt;br /&gt;oldukça tutarsız kendi aralarında. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor. En son biri orası kapandı dedi. Hayallerimiz yıkıldı. Başka bir yer öğrendik, oraya doğru giderken bulduk tesadüfen Ali Baba'yı. Arka kapısını bulmuşuz. Yine kapalı sandık. Yine denedik. Yine yüzümüz güldü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lezzet durakları devam ediyor. Bıçak arası! Görselliği ön plandaydı. Etli ekmek lahmacuna çok benziyor dedi garson. Bize bunu önerdi. İyi ki de önerdi, biz de kabul ettik. Yolu düşene öneririm. Masayı baştan başa kaplayan enfes bir yemek. Tandır olmaması çok da etkilemedi bizi o anda. Sonraya erteledik bu arzumuzu. Nasılsa maçtan sonra bir akşam yemeği yiyecektik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nalçacılılar! Bizi uyardı garson; "Aman dikkat edin. Galatasaraylı olduğunuz belli olmasın stada girene kadar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmezdim buranın seyircisinin olaylı olduğunu. Stada yürüyerek gittik. Polisin nazik, güleryüzlü uyarısıyla atkımı sakladım. Epey yürüdükten sonra bulduk girişi. Birkaç provokatörün bağırtılarından başka olay yoktu. Onlar da saman alevi gibiydi zaten. Önemsemedik bile. Dışarda pek durmadık. Doğruca tribüne!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii çekirdekler alınmıştı! Stadda fotoğraflar çekildi. Ufak ufak sloganlarla, tezahüratlarla maça ısınıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçümüz bir polisten fotoğraf çekmesini rica ettik. Başta şaşırdı. Düşman görülmeye alışmış ne de olsa. İnsani yaklaşımlara yabancılaşmış... Güleryüzle çekti sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coşkuluydu bizim taraf. Maçın başlamasıyla neredeyse tamamen doldu da bizim tribün. Maçın neredeyse ilk yarısı boyunca Nalçacılılar "Yönetim uyuma taraftarın dışarıda" diye bağırdı durdu. Olanlar da ara sıra bir hayli hararetli tezahüratlar etti. Stadda yüzde yetmişleri aşan bir doluluk vardı yine de. Hava çok soğuk değildi. Şartlar futbola müsaitti işin özü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anıl, Çağdaş, Serdar, Gökhan... Bu isimleri duyunca hava alanında birbirimize bakıp; "Biz daha iddialı bir kadro olarak gidiyoruz" deyip gülmüştük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sezonun neredeyse en iyi maçlarından birini oynadı takım. Bizi üzmedi hiç değilse. Konya genç oyuncularımızı sevdiriyor bize. Dün Aydın, bugün Anıl...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın detayına çok girmeyeceğim zaten "yayıncı kuruluş" verdi görüntüleri anbean.  &lt;br /&gt;Esas önemli olan Konya'ydı, Konyalılardı. Gerçekten de hoşgörü şehriydi burası. Çocuğunu, sevgilisini, eşini alan gelmişti. Fanatik taraftar da yok değildi. Ama ben özenle bu hoşgörü manzarasını izledim. Ta ki bir adamın ki kendisi Galatasaraylı, Fener formalı kız arkadaşıyla boy göstermesine kadar. Bu kadarı da fazlaydı. Yarım saat kadar bu böyle devam etti. Yarıda müdahale edildi ancak. Forma çıkarıldı. Bu kadar hoşgörü bana fazla gelmişti. Sanıyorum müdahale de İstanbul'dan gelenlerdendi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hevesli, heyecanlı bir seyircisi var Konya'nın. Ama bizim seyirci ile yarışamadı koca stad. Olay da çıkmadı ama. Yenilince bizim tahriklerimize pek uymayıp evlerine dağıldılar. Renkli anların bir kısmı da deplasman tribününün maç sonrası bekletilmesi sırasındaydı; "Evde misafir bekliyor!", "Çay demlendi ama...", "Karnımız acıktı!" gibi serzenişlerle kapının açılması istendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi alan taksi epey mutluydu. Şehir çok küçük. Otobüs ve minibüs de çok yoğun; demek taksilere pek iş düşmüyor. İlla da tandır istiyoruz diye sorup soruşturup bir yere gittik ama kapanmıştı. Saat daha 19.00. Alışmışız uyumayan şehrimize tabii...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksici bizi güzel bir kebapçıya bıraktı; Cemo. Bir ihtimal burada tandır vardır; hem Gar'a da yakın dedi. Kapıda sorduk; yokmuş. Cağ Kebabı var dediler. Aynı et, kuzu eti, bu da çok güzel diyerekten bizi ikna etti şef garson. İyi ki de ikna olmuşuz. Bir saati aşan bir yemeğin ardından oradan ayrıldık. Sunumu olsun, lezzeti olsun şahaneydi. Lavaş üstüne lavaş yedik. Ezme yenilendi. Yoğurt ve salata da aynı şekilde... Nar ekşisi salatada bir başka güzelleşiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol bol yedik Konya'da. Konya yemeklerle kaldı aklımda, hatta damağımda. Son anda mevlana şekeri almayı da ihmal etmedik elbet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gar'daki bekleme salonunun dokusuysa bir başkaydı. Türk Filmi kokuyordu. Kameraları aradı bir an gözlerim. Ufo vardı bir tane. Etrafında öbeklenmiş insanlar. Duvarlar taş, banklar ahşap... Sessiz bir yer... İki çocuklu bir aile geldi yanımıza. Biri kundakta hala... Diğeri babasıyla geziyordu. Süpriz Yumurta yokmuş diye ağladı bir ara. Sonra ışıklı ayakkabı istedi. Bütün çocuklar aynıymış; biz de böyleydik... Kaan epey ilgilendi çocukla. Bu detayları da ondan aldık zaten. Sonra tren geldi. Son perondayız. Yataklı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keyifli bir yolculuktu. Başta yemekli vagona geçip batak oynayalım dedik. Yasakmış, çok zorlamadık şansımızı da karşımızdakini de... Sert bir uyarı olmadı. Sıcak kanlı, güler yüzlü insanlardı hepsi. Birer soda içtik Alican'la; Kaan çay içti. Bir görevli geldi yanımıza dert yandı Adnan Polat'tan... Sonra laf lafı açtı konuştuk bir süre...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oradan kompartımana geçince de devam ettik batağa... Bir yandan da neredeyiz diye bakmalar. Bitmek tükenmek bilmeyen Konya... Kırk dakikada geldiğimiz Konya'dan dört saatte çıkamadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyice uyku bastırınca da ranzalar açıldı, Kaan yan tarafta kendi kompartımanına gitti ve benim için deliksiz, keyifli tren uykusu başladı. Sabah uyandığımda öğrendim. Tuvalete gitmiş Alican gece, fark etmedim bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul... İstanbul...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İDO'dan Bakırköy'e ayak basınca "Evdeyim" dedim. Bunu hissettim. Her şeyiyle mükemmeldi. Huzurla attım adımımı eşikten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydar Eren AKIN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8747983056967898349?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8747983056967898349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8747983056967898349&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8747983056967898349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8747983056967898349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/12/lezzet-duraklar-konya.html' title='Lezzet Durakları - Konya'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-3510256101612301060</id><published>2010-09-21T10:54:00.000-07:00</published><updated>2010-09-23T13:22:02.448-07:00</updated><title type='text'>Gülümsemeseydin</title><content type='html'>Şimdi yazıyor olmazdım,&lt;br /&gt;Dün gece uykusuz kalmazdım,&lt;br /&gt;Biraz daha yer, içerdim,&lt;br /&gt;Daha az düşünür,&lt;br /&gt;Daha az okurdum,&lt;br /&gt;Hele o kitaba elimi sürmezdim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki yıl mı oldu, &lt;br /&gt;Bana mı öyle geliyor,&lt;br /&gt;Belki de geçmişten gelen bir hayal,&lt;br /&gt;Bir hayaletsin...&lt;br /&gt;Tenin de fazla soluktu zaten,&lt;br /&gt;Ama, hayır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra seni gördüm, &lt;br /&gt;Vapurdan yeni inmiştin,&lt;br /&gt;Beni arıyordu gözlerin,&lt;br /&gt;Ve sen...&lt;br /&gt;Üç harf hiç bu kadar anlamlı olmamıştı&lt;br /&gt;Bu kadar yakışmamışlardı birbirlerine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonralarımız ortak oldu,&lt;br /&gt;Saatlerce konuştuk, söyleştik,&lt;br /&gt;Her sözümüzle sana bir adım daha,&lt;br /&gt;Koşar adım sonrasında da...&lt;br /&gt;Yaklaşıyordum,&lt;br /&gt;Seviyordum... Sevdiğimi anlıyordum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece bazen çok karanlık,&lt;br /&gt;Sabah bazen çok soğuk,&lt;br /&gt;Ama olsun...&lt;br /&gt;Kalp bu mevsime de alışacak,&lt;br /&gt;Ten bunu da tadacak,&lt;br /&gt;En güzel heyecandayım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava kararıyordu, masanın başında ben,&lt;br /&gt;Solumda sen, sağımda Boğaz...&lt;br /&gt;İki de çay masada, bayat, acı...&lt;br /&gt;Umrumda değildi, &lt;br /&gt;Huzurluydum...&lt;br /&gt;Heyecanlıydım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine aynı samimiyet, aynı tebessüm,&lt;br /&gt;Aynı güzellikte konuşmalar...&lt;br /&gt;Ama dilimin ucuna gelip de sakındığım&lt;br /&gt;Sözler vardı, itiraflar saklıydı,&lt;br /&gt;Dökülüverdiler...&lt;br /&gt;Gülümsedin, Matmazel'in dudaklarına benzettim o an,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu şarkıları dinliyorsam,&lt;br /&gt;Şimdi saatlerce okuyorsam,&lt;br /&gt;Ve ki telefonuma takılıyorsa gözüm ara sıra,&lt;br /&gt;Ve daha da özlüyorsam, üşüyorsam...&lt;br /&gt;Sebebimi bir sen bilirsin, biliyorsun,&lt;br /&gt;Seni seviyorum, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğaz manzarası aklımda kaldı...&lt;br /&gt;Beklemedik ama alev alev yanana dek karşı pencereler,&lt;br /&gt;Olsun, iki yılımız var,&lt;br /&gt;Düşünecek ne çok zaman, &lt;br /&gt;Ama çabuk geçer, bu hafta gibi,&lt;br /&gt;Sebebini bilirsin, bu iki kişilik, tek perdelik bir oyun!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-3510256101612301060?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/3510256101612301060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=3510256101612301060&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3510256101612301060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3510256101612301060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/09/gulumsemeseydin.html' title='Gülümsemeseydin'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-7303969430692632809</id><published>2010-06-08T13:32:00.000-07:00</published><updated>2010-06-19T12:16:09.180-07:00</updated><title type='text'>Ay desen ne ki, yıllarca</title><content type='html'>Pişmanlık desen değil,&lt;br /&gt;Özlemek mi, bilmiyorum ama seviyorum,&lt;br /&gt;Seni yeniden görmeyi,&lt;br /&gt;Yeniden adım adım hayatıma girişini izlemeyi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice senelere; arayamazdım, açmazsın diye korktum,&lt;br /&gt;Umarım her yeni yaş, sana daha büyük mutluluklar getirir,&lt;br /&gt;Biliyorsun, seninle konuşmamalıyım,&lt;br /&gt;Ama sana güveniyorum, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaklara bakmayalı ne kadar zaman olmuştu,&lt;br /&gt;İçimde bir yumru, bir çakıl taşı...&lt;br /&gt;Yutkunup da kurtulamadığım o söylenmemiş sözlerimle&lt;br /&gt;En son ne zaman susmuştum böylesine,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay desen ne ki, yıllarca,&lt;br /&gt;Bitmiyor; bitmez eminim kendimce,&lt;br /&gt;Görmediğim gözlerinden olduğumca hem de...&lt;br /&gt;Ay desen ne ki, yıllarca...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzan şimdi yıldızların altında,&lt;br /&gt;Benim olası sözlerimi işit başka dudaklardan,&lt;br /&gt;Ama beni düşün,&lt;br /&gt;Kendinden bile sakla ama, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben nasıl senin sevgini aradıysam başkalarında,&lt;br /&gt;Sen de ara, hep biri olsun ama benim anımla...&lt;br /&gt;Mutlu ol, ama en mutlu anında gözlerin uzaklara dalsın,&lt;br /&gt;Hatırla geriye attığın ne varsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küllerinden doğmasın o aşk,&lt;br /&gt;Doğmasın...&lt;br /&gt;Ama küllerinin kiri ellerinde kalsın,&lt;br /&gt;Ay desen ne ki, yıllarca...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-7303969430692632809?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/7303969430692632809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=7303969430692632809&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7303969430692632809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7303969430692632809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/06/ay-desen-ne-ki-yllarca.html' title='Ay desen ne ki, yıllarca'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-4869092500825554897</id><published>2010-05-09T15:36:00.000-07:00</published><updated>2010-05-09T15:37:56.487-07:00</updated><title type='text'>Ayın Karanlık Yüzü</title><content type='html'>Utanç dolu kelimeler biriktirdim,&lt;br /&gt;Senle başlayıp biten, &lt;br /&gt;Gölgeler büyüdü gözlerimde,&lt;br /&gt;Gri parmaklıklar…&lt;br /&gt;Kalbim içine sığmaz sandığım anda&lt;br /&gt;Karardı yüzüm, gözlerim,&lt;br /&gt;Yalan söyleme sen,&lt;br /&gt;Gerçeklerin yeterince acı, yakıcı, sert,&lt;br /&gt;Bu gece konuşma daha,&lt;br /&gt;Kırgınım, sana değil kelimelerine,&lt;br /&gt;Saplanıp kaldım bir fotoğraf karesine,&lt;br /&gt;Durdursana zamanı,&lt;br /&gt;Bak akıyor kumlar saatlerden aşağı,&lt;br /&gt;Aç avuçlarını, aldırma rüzgara&lt;br /&gt;Kan çanağı olsun gözlerin,&lt;br /&gt;Kızarsın, kaşınsın bırak tenin,&lt;br /&gt;Ama dönme sırtını, dayanamam,&lt;br /&gt;Renkli gözlerle bak yeniden,&lt;br /&gt;Islak dudaklarla konuş,&lt;br /&gt;Baygın gözlerinle…&lt;br /&gt;Beni deli ediyor bu sıcak, bu sensizlik&lt;br /&gt;Dön artık,&lt;br /&gt;Kurduğum hayallerde eriyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-4869092500825554897?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/4869092500825554897/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=4869092500825554897&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4869092500825554897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4869092500825554897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/05/ayn-karanlk-yuzu.html' title='Ayın Karanlık Yüzü'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-3310497198491028420</id><published>2010-05-07T17:45:00.000-07:00</published><updated>2010-05-07T17:47:36.862-07:00</updated><title type='text'>Venüs</title><content type='html'>Bekle dediğin yerdeyim, ellerim buz kesti,&lt;br /&gt;Seni nasıl özledim, titriyorum,&lt;br /&gt;Başımda dağılmayan geçmiş yıllar, duman duman,&lt;br /&gt;Ve sen, yaz yağmuru… Sarı sabahım,&lt;br /&gt;Ellerim özledi en çok seni, &lt;br /&gt;Sensizlik olmadı, yapamadım,&lt;br /&gt;Bir gün bile çok geldi, dayanamadım,&lt;br /&gt;Her köşede gözüm seni aradı,&lt;br /&gt;Ellerim hep kumaşlarda, bulamadı dokunu,&lt;br /&gt;An geldi, ellerimi koyacak yer bulamadım,&lt;br /&gt;An oldu, sustum.&lt;br /&gt;Sen şimdi bir peronda yol al uzaklara,&lt;br /&gt;Ben burada, sen uzaklaş her dakikada,&lt;br /&gt;Uyu uyuyabilirsen,&lt;br /&gt;Yaz yazabilirsen,&lt;br /&gt;Nefes nefese kelimelerim, savruk, dengesiz,&lt;br /&gt;Kitap biterse ne yaparım?&lt;br /&gt;Senden şimdi bir o kaldı geriye,&lt;br /&gt;Yoksa yok olursun, kaybolurum, &lt;br /&gt;Elektrikler mi kesildi bu gece de, &lt;br /&gt;Ne bu karanlık, kasvet ve baş ağrısı…&lt;br /&gt;Sonsuz bir gece, son bir zaman daha var önümde,&lt;br /&gt;İçinde ben, ama bir ben... Yapayalnız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-3310497198491028420?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/3310497198491028420/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=3310497198491028420&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3310497198491028420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3310497198491028420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/05/venus.html' title='Venüs'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-7098832326760609672</id><published>2010-04-06T07:18:00.000-07:00</published><updated>2010-04-06T07:29:26.481-07:00</updated><title type='text'>Americana Exotica</title><content type='html'>Olur ya, hayat bir an olsun durur ya,&lt;br /&gt;İki saniye arasında fısılda,&lt;br /&gt;Hayalim americana exotica,&lt;br /&gt;Ve sen, aşkım kelebek kanatlarında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sustum gözlerinde, konuşamadım,&lt;br /&gt;Söyleyemediğim her söz kalp atışım,&lt;br /&gt;Ve ismin dilime dolandı, utandım,&lt;br /&gt;Cesaretim yoksa, gelsin akşamım,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-7098832326760609672?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/7098832326760609672/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=7098832326760609672&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7098832326760609672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7098832326760609672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/04/americana-exotica.html' title='Americana Exotica'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-6116828640979160417</id><published>2010-04-06T07:17:00.000-07:00</published><updated>2010-04-06T07:18:16.286-07:00</updated><title type='text'>Nefessiz</title><content type='html'>Attı kendini en kelimesiz gövdelerden dışarı, &lt;br /&gt;Havada sis, havada pus. &lt;br /&gt;Bu havaları sevdi yıllardır; güneşten kaçtı, kaçtıkça yakalandı, &lt;br /&gt;Attı kendini son hesaplaşmasında; tepe taklak etti bir dünyayı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden sonra duruldu; zamanı boğum boğum edip oturdu havada, &lt;br /&gt;Altıncı kat mesafesinde, martı kanatlarını tutmayı denedi; beyaz avizelerdi kanatlarca... &lt;br /&gt;Vazgeçti ölmekten; durdu düşündü. &lt;br /&gt;Zira bir şey de bulamadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırmandı görünmez merdivenleri; ihtiyatlıydı. &lt;br /&gt;Kendi balkonuna dek sürdü yolculuk; ter içinde, soluk soluğa. &lt;br /&gt;Çekti sandalyeyi oturdu. &lt;br /&gt;Sis yoğunlaştıkça kıstı gözlerini; bir şey arıyordu arkasında sislerin, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerin ve göğün sahiplerine seslendi; cevap alamadı. &lt;br /&gt;Sisi nefesiyle dağıttı; ardında bir şey göremedi, &lt;br /&gt;Canı sıkılmıştı; ölmek bile istemedi, &lt;br /&gt;Ve uyudu teninden kanı söküp mermere dönünceye dek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-6116828640979160417?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/6116828640979160417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=6116828640979160417&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6116828640979160417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6116828640979160417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/04/nefessiz.html' title='Nefessiz'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-3488784170541770774</id><published>2010-02-26T05:20:00.000-08:00</published><updated>2010-02-26T05:26:14.710-08:00</updated><title type='text'>Bölüm III - Ruh Arıtma Sistemi</title><content type='html'>Mavi bir defter sanmıştım; kabına hiç bakmamıştım. Kırmızıymış, alev alev… Uzun zaman oldu. Anılar birbirine girdi. Artık neyin, ne zaman olduğunu söylemem çok zor. Belki bazıları hiç olmadı; sadece hayallerimden ibarettiler. Emin olamıyorum. Çok zor bir andayım. Ansızın parıltılar görüyor, irkiliyorum. Her parlak ışık beni biraz daha geçmişe sürüklüyor. Unutulmuş sabahlara geri dönüyorum; yeniden ve yeniden uyanıyorum kararacağını bildiğim günlere. Bile bile sil baştan ölüyorum defalarca.&lt;br /&gt;Burası soğuk. Rüzgar esiyor ama sıcaklığa bir etkisi olmuyor. Esen rüzgar ne kuru ne de nemli; ne ısıtıyor ne üşütüyor. Burası sonsuz bir düzenin parçası… Burası cehennemim. Burası cennetim. Burası arafım. Burası sonum; sonu gelmez bir sona saplanıp kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada zaman ve yer unsurları önemsizleşti. Halbuki yaşarken ne de önemli ayrıntılardı. Kaçırılan bir gün bile olmamalıydı keşmekeşimde. Okul, iş, ev ve dahası… Her yaratılmış, kendi yarattığı ufak evrene boğulmuş bahsettiğim bu ayrıntılarla kendilerini prangalara vurmuşlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşler değişti burada. Önemli olan varoluş düzleminde basamaklar halinde geriye dönmek; ileriye gittiğini sandığında bile… Burası yolun sonu. Burası mistik bir arıtma merkezine benziyor. Ruhlar yeniden kullanılabilir hale sokuluyor ve dünyaya geri döndürülüyor. Çoğunlukla sahip olduğu her şey silinerek yapılıyor bu işlem. Kararmış ruhlardaki kötülükleri bir bir silmek yerine iyisiyle kötüsüyle toptan silmek daha kolay geliyor sanırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri dönmeyi reddettim. Kaçtım. Kayboldum. Belki de bu da bir tür arıtma, geri dönüşüm yolu ama emin olamıyorum. Başardığımı sanıyorum. Sürekli geçmişimle yüzleşerek, defalarca aynı anları yaşayarak bitmiş ömrümü canlı tutuyorum zihnimde. Burada ne bir bekçi ne de görevliler var. İşleyişin nasıl devamlılığını koruduğunu hala çözemedim. Ama çözemediğim sistemden kaçtığıma inanmaya başladım iyiden iyiye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden sonra sesi duydum! Bilmediğim ama anladığım bir lisanda beni davet ediyordu. Gelmemi, unutmamı; yeniden başlamamı istiyordu. Teklif ediyordu bana yeni bir başlangıcı; telafi şansı veriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Reddediyorum!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Neyi?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sonumu…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bir son olduğunu da nereden çıkardın. Sadece unutacaksın; bu kadar. Takılmamalısın ayrıntılara.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Unutmayacağım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Unutmak istemediğin ne? Zira buraya gelmeyi isteyen de sendin. Ne sanıyordun? Bir ödül mü buraya gelmek. Boynuna egzotik çiçeklerden bir halka takmamızı mı umuyordun. Çılgın danslar mı hayal ettin; yoksa cennet bahçelerinde yatmayı mı? Söylesene!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayır. Bunları bir kez yaşadım; bir daha yaşamayı reddediyorum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Daha önce de yaşadın defalarca.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Umrumda değil. Geçmişimi kabulleniyorum. Sahip olduğum acıları da mutluluklarım kadar sahipleniyorum. Ve onlardan vazgeçmeyeceğim. Aklımdakileri benden almanıza itiraz ediyorum. İrademle size karşı geliyorum. Rızam gerek; ama vermeyeceğim bu hakkı size.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Burada bir son yok! Seni terk edersek sahip olduğun acıları çekebilmek için bize yalvarırsın. Zamanın mantığı unutmaktan geçer. Sen hatırlamaktan yanasın. Ne kadar dayanabilirsin ki?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Daha ne kadar silip zihnimi yollayacaksınız bilinmez bedenlerle dünyaya beni?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Milyonlarca kez!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kıyamet?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“O farklı bir durum; anlayabileceğini sanmıyoruz. Ama olağan bir yeniden başlatma işlemi olarak düşünebilirsin. Sistem kendini yenilemeye ihtiyaç duyuyor bazen.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Umrumda değil. Git başkalarına anlat derdini. Yüzünü bile göremedim. Kimsin?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Nesin demeliydin!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ne?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Anlamanı da beklemiyordum zaten. Bir ruh o kadar da önemli değil zaten; kaybedilmesi göze alınabilir bir varlıksın.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kaybet o zaman beni!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Öyle olsun genç adam; yardım etmeyeceksin demek bana!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sen! Sen o yaşlı adamsın! Ne işin var burada?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Benim işim zaten burada genç adam! Unut gitsin!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahkahalar eşliğinde ses uzaklaştı. Boğulurcasına gülüyordu. Ve son söylediklerini kesik kesik tekrarlıyordu. Unutmam bu kadar önemliydi demek. Kaybedilebilirmişim; öyle dedi. O zaman neden benimle bu kadar zaman harcasın? Bir şeyler olmalı bende. Sahip olduğum bir şeyi elde etmek için olmalı. Vazgeçmeyeceğim. Ve yeniden yaşayacağım her anımı. Hatırlayana dek en ufak ayrıntılarımı. Ve tekrarlayacağım en önemsiz anlarıma dek; unutmayacağım. Her anımı özümseyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman herkes için bir ayrı unsurmuş; herkesin zamanının bir sonu varmış. Bunu gördüm. Benim zamanım hangi yaşanmışlığımla bitti onu anımsamaya çalışıyorum. Sanıyorum ki ölüm anı yakın geçmişimi paramparça etti. Uzak geçmiş ise bu soğuk andan kendini korudu. Çünkü geçmişim iyisiyle kötüsüyle kabullenilmiş bir sertlikteydi. Bütün pişmanlıklarımı, acılarımı, beklentilerimi, mutluluklarımı, aşklarımı, aldanışlarımı hatırlıyorum ve dahasını… Ama onları defalarca yaşarsam ölüm anıma ulaşabileceğimi hissediyorum. Ve işte o an geldiğinde unutulmuş hiçbir şey kalmayacak; dolayısıyla da geri dönüşümü, ruh arıtmasını yeneceğim. Öyle görünüyor ki bu benim ölümü yeneceğim anlamına geliyor. Kendimi buna inandırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reddediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-3488784170541770774?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/3488784170541770774/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=3488784170541770774&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3488784170541770774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3488784170541770774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/02/bolum-iii-ruh-artma-sistemi.html' title='Bölüm III - Ruh Arıtma Sistemi'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-3110873727192901593</id><published>2010-02-25T15:16:00.000-08:00</published><updated>2010-02-25T15:25:31.230-08:00</updated><title type='text'>Bölüm II - Bilmediğin Bir Yolu İzlemek ve Uzaklaşmak</title><content type='html'>“10 lira!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizlik. Aslında bu sesler içinde oluşan bir sessizlik. İlgilenmediğim seslerin olmadığını farz ederek yarattığım sessizliğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Buyurun. İyi günler.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayırlı işler. İyi günler.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi her yer bana ait. Elimde akbilim; içinde de bir gün için fazlasıyla yeterli param… Ben efendisiyim yeniden şehrin. Arabesk sözler edilecek bir hava ve yalnızım. Daha ne olsun. Saat kaç oldu arayan soran yok. Belki de aramaya aramaya uzaklaştırdım kendimi herkesten ya da talihsizlik; herkesin aynı gün yapacak daha &lt;br /&gt;acil işleri çıkıverdi. Olamaz mı? İhtimaller…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pierre Loti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedefim belirlendi. Doğru otobüsü bulmalıyım şimdi de. Hiç otobüsle gitmemiştim. Önemli değil; gerekiyorsa kaybolurum. Önemi yok gerçekten. Dolaşmalıyım. Sürekli hareket halinde olursam belki zihnim görüntü kalabalığından uyuşur. Bu da bana dinginlik getirir. Olamaz mı? İhtimalller…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden sonra vardım mezarlığa. Teleferik de ihtimaller arasındaydı ama seçmedim. Mezarların içinden yürümek istedim. Bembeyazdı özünde her biri. Ama her ne yana baksam parçalanmış taşlar, tozlanmış mermer ve de koyu lekeler görüyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle alelade bir anındaydım hayatın. Ne benim için dünya dururdu ne de yıldızlar yalnız bana yol açmak için bulutlara saldırırlardı masmavi ışıltılarıyla. Ellerim kıpırtısızdı; yürürken hareket etmiyorlardı. Lermontov’un dediği kişilerden biriydim artık sanırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hey, genç adam! Yardım eder misin?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an sesin nereden geldiğini anlayamadım. Kesin bir dilencidir dedim sonra da. Adımlarımı hızlandırdım. Uzaklaşmak istiyordum ondan ve rahatsız edici sesinden. Bu kadar da boşlukta değildim. Yokuş yukarı yürümek terletmişti; hızlanmıştım ya bir &lt;br /&gt;de, sırtım buz gibi olmuştu rüzgarı da yiyince. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin bir Flitcroft anı vardır; ya fark etmezler ve yaşamlarına aynı olağanlıklarınca devam ederler ya da sil baştan derler. Ben kendi kırılma anımı &lt;br /&gt;tattım o anda;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hey, sen!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümde dikiliyordu yaşlı adam. Bastona sıkı sıkıya tutunmuş, yaslanmıştı. Bu şekilde, bu titremeyle ayakta duruyor olması bile başlı başına bir mucizeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Efendim?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yardım etmeyecek misin?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayır!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanından ve de mümkün olduğunca uzağından geçip ilerlemek istedim. Ama kendisinden beklenmeyecek bir hızla kolumdan yakaladı beni. Eli yanıyordu; kolumsa donmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ne yaptığını sanıyorsun? Çek elini!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yardım etmen gerek bana!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Acelem var!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yok acelen filan; bana hikaye anlatma.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sana bir şey ispatlamaya mecbur değilim. Çek şu elini.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Peki, genç adam!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elini çekti. Şimdi de soğuktan titremeye başlamış kolum aşırı ısınmıştı. Yanıyordu. Koşarak uzaklaştım. Bir an olsun dönmedim. Ona bir kez daha bakmadan yolu tükettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezan sesiyle irkildim. Sanki hoca sol kulağıma okuyordu. Yere kapaklandım. Gözlerim kızardı; yaşlar boşaldı bir bir…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-3110873727192901593?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/3110873727192901593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=3110873727192901593&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3110873727192901593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3110873727192901593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/02/bilmedigin-bir-yolu-izlemek-ve.html' title='Bölüm II - Bilmediğin Bir Yolu İzlemek ve Uzaklaşmak'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8437976400638881806</id><published>2010-02-25T14:29:00.000-08:00</published><updated>2010-02-25T15:25:51.155-08:00</updated><title type='text'>Bölüm I - İpin Ucunda Nefes Nefese Kelimeler</title><content type='html'>Birazdan arkamdaki pencere pervazından kendimi boşluğa bırakacağım. Büyük ihtimal öleceğim ki ben de bunu istiyorum. Belki sakat kalırım; ötenazi isterim o ihtimalde de. İsviçre’ye ölüm seyahati yaparım; zaten görmek de istemiştim. Havalar da ısınıyordur oralarda; belki birkaç gün hastanenin camından yağan karı izlerim. Gideceğim yerde bir daha görebileceğimi sanmıyorum. Ama gitmem gerek. Bir an daha duramam burada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikâye yazmayı sevdim aslında. Ama bir değeri yok ki. Tekrar okuyamıyorum bile; okuma isteğim de günden güne söndü. Ya sevdiğim yazarlar öldü ya da ölmüş yazarları sevdim; okuyacak bir şey kalmamıştı. Yazmaya başladım. Kendim için, bencilce… Başka bir şeyi de umursamıyordum. Sonra dalgaların hırçın sesleri geldi; ben kendimden de kaçıyorken neye yarardım ki artık. Ama bir şeye yararlı olmak mıydı ki yaşamanın esprisi? Hayır, fazlası da olmalıydı. Ben fazlasını ararken kayboldum. Ya hatalı üretimdim ya da hata raporu vermiş olandım. Önemli değil; cesur olup çıkma zamanı gelmiş işte oyundan. En iyi bildiğim şekilde olmalıydı ama gidişim. Son bir hikâye yazmalıydım. Ama ne yeri ne de zamanı şimdi; bu geçmişe akan bir hayat hikâyesi. Morgda ayrı bitiyor, doğumhanede ayrı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki sonum var; kim bilir, kim bilebilirdi ki bunu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk sonumda ağlıyordum. Hatırlayamıyorum ama muhtemelen çığlıklar atıyordum; hiç değilse bana öyle anlatıldı. İkincisinde susacağım. Küskün gidiyorum. Onurlu bir mücadelenin onursuz ve de cesur sonu olmalı bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefonum çalıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açmalı mıyım? Belki de o en büyük filmlerin sonlarındaki gibi kırıp parçalamalı ya da bir çöp tenekesine atmalıyım. Ne de hoşuma giderdi aslında. Yapamıyorum ama. Açmak istiyorum. Son kez iyilik yapmak beni kaç kat yerin dibinden çıkarır hesaplayamadım ama… Ama açacağım birkaç kez daha lütfedip çalarsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Efendim?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Nasılsın?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Pardon, tanıyamadım…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Üzgünüm, uzun zamandır aramıyordum. Yeni döndüm.“&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Leyla? Sen misin gerçekten?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Tanımayacaksın diye korkmadım değil bir an. Neden bu kadar şaşırdın ki? Her yıl mart sonu gibi gelirim İstanbul’a. Unutmadın değil mi?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Unutmadım tabii ama…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Neyse, mutlaka yine o hikâyelerinden birine gömülmüşsündür ya da şu bir türlü okuyamadığım kitaplardan birini okuyorsundur. Gerçek hayata dönme zamanın. Yarın akşam benimle birlikte olacaksın. Sevgilimle geldim. Bu kez ciddi. Tanışmanızı istiyorum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Üzgünüm ama…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Üzülme! Geliyorsun!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gerçekten önemli bir işim var ama.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu daha önemli… Hayatında biri var mı? Bildiğim kadarıyla hayır. Altı ay kadardır konuşmuyor olmamız beni bir kâhin yapmaz değil mi?”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Şüphelenmiyor değilim.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Her neyse… Yarın sekizde seni evden alırım. Takım filan da giyinme; çok ciddileşmeni istemiyorum. Spor bir ceket giy; kot filan işte. Ayarlarsın bir şeyler artık.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Dur biraz. Ne dediğimi duymuyor musun?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayatımın en önemli günü belki de. Ve senin yanımda olmanı istemem de doğal. Neden deme sakın! Yarın akşama sürpriz!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve telefon kapandı. Benim de hayatımın en önemli günü diyemedim. Bundan sonraki hayatımın ilk günü olmasını tasarladığımı söyleyemedim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8437976400638881806?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8437976400638881806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8437976400638881806&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8437976400638881806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8437976400638881806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/02/ipin-ucunda-nefes-nefese-kelimeler.html' title='Bölüm I - İpin Ucunda Nefes Nefese Kelimeler'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-1837507985571329216</id><published>2010-01-25T13:14:00.000-08:00</published><updated>2010-01-25T13:27:06.070-08:00</updated><title type='text'>Müzik Uğruna</title><content type='html'>Merdiven’de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yazılmaya değecek bir hikaye aradım bunca yıl; oysa ki gözlerimin önüne bakmam yetermiş, fark edemedim. Kar alabildiğine hızlı yağıyordu. O; pencere pervazında, eli yanağında, düşüncelere dalmış uzaklara bakıyordu. Karın yağdığından bile haberdar olmayabilirdi. Avizesiz bir lambadan yayılan güçsüz ışık, odanın kasvetine gölgelerle eşlik ediyordu. Hala bekliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Giden gitmiştir bir kere;  ne desen, ne yapsan boş. Hatırladıklarınla yalnızsındır artık. Şarkılardır artık sevgilinin kayıp sesi. Uzaklarda; o da gökyüzüne bakar dersin, bir heyecanla onun da baktığı yıldızı seçersin. Sanarsın ki masallar böylece gerçek oluyor. Sanarsın durmadan... Defalarca kapanmayan yaralar açarsın gözlerinde. Artık ne uyku girer ne de huzur; bitirmişsindir kendini. Yatağının bir yanı derli toplu bekler onu; kalbinin tamamı… Gelmez, bilsen de kendine söyleyemezsin gelmeyecek diye; belki desen… Desen senin sonun olur; bunu çok iyi bilirsin. Yokluğunda seni hayatta tutan onun geleceğine dair inancındır. O da sönerse rüzgarla; sen de savrulursun bilinmez yarınlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Kırıştığını görmek istiyorum teninin.”, demişti. Hatırlıyorsun. Çok uzun zaman geçmemiş gibi hem de. Bugün yine o parka gitmedin; düşünmek yetiyor mu ki? Ağır adımlarla ilerliyorsun. Yerlerde izleriniz kalmış. Siyah çizgiye bakıyorsun… Ve diğer renklere; onlar seni geçmişte söylediklerinle yüzleştiriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Bu beyaz karoları görüyor musun? Onlar biziz. Etrafımızda kırmızılar var ya, onlar da şehvetimiz. Ama bak aramıza; upuzun, simsiyah bir çizgi var. O da zorunluluklar.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Halbuki sevmiştin, yalan değildi. Kim bilir nerede şimdi? Hiç haber alamadın yıllardır. Ondan, kırmızı yanaklarından… Özlüyor musun hala? Bu ona dair bir bekleyiş mi? Bilmiyorsun ki sen de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; O sene güzel başlamıştı. Kış geç gelmişti ama ortalığı bembeyaz etmişti. Soğuktu hava; birdenbire  soğumuştu. Titreyerek giderdin yanına; şapkan hep kafanda. Oysa yanıyordu sanki; hiç şapka takmamıştı yanında. Oysa sen… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bir kitapçıda tanışmıştınız. Onun hangi kitaba baktığını hatırlamıyorsun ilkin. Sonra sen ona bir kitap tavsiye edince nezaketen o da sana beğendiği bir kitaptan söz etmişti. Neydi kitabın adı şimdi hatırlayamıyorsun. Otuz yıl! Tam otuz yıl geçmiş olmasına rağmen o kitabı hala okumadın; vicdanen rahat değilsin. Yükümlülüklerini yerine getiremedin. Neydi o kitabın adı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Sigara içiyordu. Sigara kokuyordu. Öpüşmelerinizden iğrenmiştin başta; sigara kokusunu sevmiyordun. Neden sonra sigara kokusunu tanıdın; sonra da onun sigarasının kokusunu… Nihayetinde onun kokusunu buldun, taşıdın, tanıdın… O koku geliyor bazı günler burnuna; o geldi sanıyorsun. Yanılsamalar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Sen kendini aldatmayı çok seviyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; O kitap raflarının arasında bir süre konuşuyorsunuz. Yetmiyor sana; daha da tanımak istiyorsun, burada bırakıp gidemezsin. Ona soruyorsun zamanı olup olmadığını bir yerlerde bir şeyler içmeye. Belli belirsiz seni süzüyor; biraz düşündükten sonra pek de istemiyormuş havasında kabul ediyor. Ama hissediyorsun, o da seni istiyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; O seçiyor yeri; kıpkırmızı bir yer. Normalde olsa nargile söylersin; o anda söylemiyorsun, çay istiyorsun yalnız. Kendindeki kötü yanları gizler gibi… Neden peki? Çok mu hoşlandın ondan? Saçlarına bakıyorsun; sarıya dönük bir açık kahve, omuzlarına dökülüyor. Bembeyaz bir yüzü var; heyecanını gizleyemiyor yanakları, kıpkırmızı oluveriyorlar. İlkin bir şey demiyorsun, sonraları epey takılacaksın bu özelliğine; kırmızı yanak diyeceksin, yanılıyor muyum? Havadan sudan konuşuyorsunuz. Birbirinizi tanımaya çalışıyorsunuz. İkiniz de yazıyorsunuz. Yazılarınızdan, ilham veren hallerden bahsediyorsunuz. Sonra konu eski sevgililere geliyor; sen duraksıyorsun. Hatırlamak istemiyor musun; hatırlamaktan, telefonlara sarılmaktan mı korkuyorsun? Yüzün hiçbir şeyi belli etmiyor. Ölü gibi bakışların. Duygusuzsun. O da ileride sana böyle diyecek; senin kadar duygusuzunu da görmedim. Ama diyecek, an geliyor dünyanın en romantik adamı oluyorsun. Bir de sana koca adam derdi, unutmamışsındır. Gülerdiniz. Siz beraberken gülmeyi çok severdiniz. Sense şimdi yıllardır gülmemiş gibi bakıyorsun pencereden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bana ne zaman anlatmaya başlamıştın hatırlamıyorum. Ama sen anlattıktan sonra bütün o sokakları en baştan yürüdüm. O merdivenleri buldum; kimisi senin sevdiğin gizli saklı olanlar, kimisi de onun aşık olduğu sahile bakanlar. Hepsi yerli yerinde, anılarınız fısıldadı bana. Merak etme. Sonra o gün, o merdivene gidişiniz var bir de… Sen onu bir apartman kenarında kıstırıyorsun; öpmeye çalışıyorsun. O surat asıyor; kendini senden kurtarıyor. Sen afallıyorsun; şimdi arkasını dönüp gidecek diyorsun, gitmiyor. Koluna giriyor. Şaşırıyorsun. Sen belki de gider diye yapmıştın bunları; belki de seveceğini hissetmiş de kaçmak için, onu kendinden kaçırmak için çabalamıştın. O gitmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; On yedi gün beraber oluyorsunuz. Bir gün bile aksatmadan… Bağımlılık oluyor birliktelik ikinizde de; bıkmıyorsunuz da… Sen geceleri ona yazıyorsun; iki mektup yazmıştın. Ne de hevesliydin… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şimdi yok yanında. Şimdi kimse yok yanında. Büyük hayaller kurmuştun; şimdi yok yanında. Bana da anlatmadın on sekizinci günü. Merak etmiyor değilim. Ondan seni izliyorum; sanki on sekizinci günü yeni baştan yaşıyorsun. Sanki on sekizinci günde sen evden hiç çıkmamışsın. Sanki onu yalnız bırakmışsın. Siz bir yılı neredeyse on yedi güne sığdırmışsınız. Bıktın mı, kim bilir? Ama şu halini görmen gerek; bu pişmanlık değil, başka bir şey… Daha önce kimsede görmediğim bir haldesin. Paramparça olmuşsun. Sanki o, senin sokağa gelecek gibi köşebaşına takılmış gözlerin. Her anın fotoğrafını çekiyorsun.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Ben de seni izliyorum. O ışığı gözlerinde görmek istiyorum. Hiç sokağa çıkmadan bir ömür bir sokağı izleyişinin perdesini aralamak istiyorum. On sekizinci günde ne oldu… Görmek istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İyi yazılmamış sonlu hikayelerden biri bu. Bilmediğim bir hikayeydi. Dinlediğim kadarını yazabilirdim. Hala izliyorum diyemem. Şimdi sen bir mezar taşı… O mu? Onu zaten ben hiç görmedim. Ne fotoğraflarda, ne mektuplarda… Bazen o hiç olmadı diyesim geliyor; ama hayır. Ben sana, sözlerine ve söylerken ses tonunda parlayan alevlere inanıyorum. O’nun var olduğuna inanıyorum. Bir gün gelip de seni sorduğunda o günü bana anlatacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kelimeler sürüklensin diye bıraktım bu gece. Sen onu bir kitapçıda tanıdın. O kitabın adını söyleyemeden de gittin. Otuz yıl… Okumadığına hala inanamıyorum. Ama beni kandırdığın ortada; odanda bir kitap buldum, yastığının altında. Beni affet.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Müzik Uğruna.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-1837507985571329216?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/1837507985571329216/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=1837507985571329216&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1837507985571329216'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1837507985571329216'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/01/muzik-ugruna.html' title='Müzik Uğruna'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-6857579916545518526</id><published>2010-01-25T12:24:00.000-08:00</published><updated>2010-01-25T12:29:51.577-08:00</updated><title type='text'>Derin Mavi'ye Yolculuk</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Temmuz Sancısı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Senden bizim adımıza bir ay seçmeni istiyorum; o kadar. Gerisini bana bırakmanı rica ediyorum. Yaşayamadığımız bütün bir hayatı oradan başlayıp kaleme alacağım; hayallerin, hayallerim… Biz bakışlarımızla kısa zamanlara çok büyük sığınaklar kurduk, biz seninle denedik. Ama biz yanlış yerde, yanlış zamanda tanıştık. Biz çok farklı olabilirdik; beş sene sonra çıkmanı isterdim karşıma, o zaman inanırdın bana. Ve dahi, bana gelene dek daha fazla acı çekmeni isterdim; ne kadar huzurlu bir liman olduğumu anlaman için. İşte ben o kadar delicesine sevdim ki göze alıyordum sana acı çektirmeyi bile. Ve ben; son liman… Geldiğinde kendimi paramparça ederdim ki bu kıyı son durağın olsun. İstemesen bile, tek çaren ben olayım. Ben, bencilce sevdim seni. Masmavi bakmanı özledim; her yağmurda gökyüzüne utangaç bakışlar atıp seni aradım. Gözlüklerim sudan sırılsıklam olunca da çıkarıp sisli bir yağmura daldım; her defasında aradım, bazen bulduğumu sansam da hep yalnız kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi yıl, hangi saat kimin umurunda; sen geliyordun, ben bekliyordum. Dalgalar; beyaz dudaklarında duyamadığım binlerce kelimeyle bana sesleniyorlar. Ki senden gelmekte bu sözler; sevmek anlamaktır. Bazen dünyayı duyduğumu hissediyorum kalp atışında ve bazen gözlerine dalıp geçmişe dönüyorum; pişmanlık, kırık hayaller ve iyi yazılmamış sonlar. Temmuzu seçtin sen. Neden demeyeceğimi zaten biliyorsun. Biz başkalarına anlamsız gelen sözlerimize soru işaretlerini koymadık hiç. Anlamadığımızda bile… Çünkü anlatmak öldürmektir dedik içten içe, sanrılarımız bize eşlik ederken. Sen hiç duymadığım bir dilde konuşuyordun sanki o gün; hani anlamasan ne olur dersin ya, o bakışları, o tavırları görebildikten sonra. Ve bizim için anlamak bir süreçti; birbirimizi, kendimizi bulurken içinden defalarca geçtiğimiz. Ve biz o yolda kaç kez kaybolduk, kaç ölümle yüz yüze geldik. Bizi seninle ayıran uzun zaman dilimlerine lafım yok. Telefonun rehberimde ama aramadım. Bugün sen telefonumu isteyinceye kadar bunun iki taraflı bir günah olduğunu söyleyip, avuttum kendimi. Silmiş miydin beni rehberinden, kaybetmiş miydin? Şimdi ya suç sende ya da bende ağırlaşacak. Bir suçlu mu arıyorum? Bir suç olarak mı görüyorum bu yalnızlıkları…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklım başımdan gitti bir tek satır yazınla; Geçen gün yazılarını okudum, hepsini. Durdum, bir şey söyleyemedim. Neden sonra konuşmaya, yazmaya başladım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden? Hepsini mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Ve bir şiir gördüm; ilk defa bu kadar etkilendim. Bunlar benim sana söylediklerimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Sana yazdığım, seninle yazdığım bir şiir. Özür dilerim, biraz hırsızlık bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, dileme özür filan. Çok hoşuma gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aramıza bir süre sessizlik girdi. Bir süre öyle sessiz kaldık ki zaman durdu sandık. Belki tek istediğimiz buydu bu hayatta; zamanı durdurabilmek. Biz akan zamanda yol alamadık. Bizim tek eksiğimiz buydu. Bir an böyle kurdum işte; seni de bu hayalime ortak oldun sandım. Sen sonra devam ettin konuşmaya o güzelim sesinle. Belki de bir nefes bile ara vermedin konuşmaya, ben öyle sandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşmeliyiz bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence de. Kesinlikle görüşmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden yazmıyorsun peki artık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuyorum. Değiştiğimden, eskisi gibi yazamayacağımdan… Ve en çok da hayallerimdeki yazılarımdan çok uzak, silik kalacaklarından…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Böyle söyleme. Yazmalısın; hemen şimdi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de haklısın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi çıkıyorum, ama telefonunu ver. Ve ne zaman görüşeceğimizi söyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte telefonumu verdiğim, salı gününe sözleştiğim an böyleydi. Yine uzun bir aradan sonra mavilere bırakıyordum kendimi; iki mavi derin gözbebeği… Ve yine beni tetikliyordu; yine teşvik ediyordu. Her şey böyle başladı; bir sancı mıydı yoksa masal mı göremiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Şubat’a Doğru&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hangi gündü en son seni gördüğüm, inan hatırlamıyorum. Uzun zaman geçti, hak vermelisin bana. Ya sen, ara ara yazdın sen de. Ama aksine hiç ben yazmadım; hep sen yazdın. Hep ben cevapladım. Belki kalbim kırılmıştı, belki umutlarım… Bunu şimdi söylemek çok zor… Biraz zaman geçsin dedim, belki de. Ayarını tutturamadığım aylara yenik düştüm. Ve artık sabahları denizde yolculuk ediyorum; deniz otobüsleri… Vapur değil belki ama bana seni hatırlatmaya yeterli. Etrafıma bakamıyorum oturduğum koltuktan; sanki herkes sen. Ben; gözlerini cama dikmiş, kabaran dalgaları izleyen ben… Ve sen; gözlerinde kim bilir ne hayaller, ne hikâyeler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de en zoru bu hikâyeyi yazmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O şiiri hatırlıyorum; ezberimde kaldığınca yazacağım. Bir gece yarısından sonraydı, yine bu masa, yine bu sandalye… Ama yazarsam anlatamam. Kelimelerimi çalıyor kısacık şiirler; beni mahvediyorlar. Belki de çoktan noktayı koymak gerekiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimde yüzyılların yadigârı eski bir kalem olmalıydı; parşömenlere yazmalıydım. Sonra yakmalıydım; yakabilmeliydim kendimi, anılarımı, seni… Sesini ateşte duyabilmeliydim. Nefret mi sardı içimi, neden hiç haberim olmadı bunca zaman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;em&gt;Seni tanımak dedin,&lt;br /&gt;Vapurda mide bulantısı gibi,&lt;br /&gt;Ama şikâyet etmiyorum,&lt;br /&gt;Garip, hoşuma gidiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya seni tanımak,&lt;br /&gt;Yağmur damlası,&lt;br /&gt;Uykuda bir rüyaya âşık olup,&lt;br /&gt;Ertesi gün sokakta onu bulmak gibi…&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen söylenecek söz kalmamıştır. Bazen susmak ister insan. Eğer seninle olabilseydim susardım. Konuşmak kaybedenlere mahsus… Yazmaksa… Onu ben de bilmiyorum; bunu bir yazı olarak görme, kendimle konuşmam sadece. Seninle bu kadar rahat konuşamazdım; yakın hissetmediğimden değil, fazla yakın hissettiğimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir şeyler yazmaya başlamanın tam sırası. Hatırlıyor musun köprüyü? O kitabı, o seni çok etkileyen kitabı okudum. Muayenehaneye gidişini hatırlıyorum. Keman seslerini dinleyişini de diğerinin. Sonunda intiharını da hatırlıyorum. Ama gururundan dönmeyişi var ki onu unutamıyorum.&lt;br /&gt;Hâlbuki ne çok sevmişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz zaman geçsin, bekle diyorum kendime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-6857579916545518526?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/6857579916545518526/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=6857579916545518526&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6857579916545518526'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6857579916545518526'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/01/derin-maviye-yolculuk.html' title='Derin Mavi&apos;ye Yolculuk'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-4206590159425652111</id><published>2010-01-09T13:41:00.000-08:00</published><updated>2010-01-09T13:57:56.157-08:00</updated><title type='text'>Merdiven Kaldı Aklımda</title><content type='html'>Bir sabah istedim,&lt;br /&gt;Bembeyaz olsun, güneş dahi doğmaya tereddüt etsin,&lt;br /&gt;Bir akşam istedim,&lt;br /&gt;Bir tek yıldız olsun, öyle silik bir yıldız...&lt;br /&gt;Bir sen gör, ben göreyim bir de...&lt;br /&gt;Balkonumdan da görünsün, havalar soğudu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalan ne varsa elimde, attım sokağa,&lt;br /&gt;Ne varsa, ne kaldıysa...&lt;br /&gt;Ellerimde geçmiş günlerin pası,&lt;br /&gt;Yıkamak için yaşamak lazımdı,&lt;br /&gt;Yeni bir nefes almak,&lt;br /&gt;Yeniden bir &lt;em&gt;americana exotica...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Düşüyorum sandım bir an,&lt;br /&gt;Sonu gelmez bir uçurumdu hayal ettiğim,&lt;br /&gt;Zira yemyeşil dallar çevreliyordu haykıran gölgemi,&lt;br /&gt;Ve kuşlar, rengarenk...&lt;br /&gt;Ve bulutlar...&lt;br /&gt;O an düşüşüm bitmesin istedim kalbime inat,&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Günaydın desem,&lt;br /&gt;Sabah gelmiş ama yalnızlığımı da getirmiş, sessizce...&lt;br /&gt;Bir gün başlasa içinde ben olmasam&lt;br /&gt;Bir gün başlasa içinde sen olmasan&lt;br /&gt;Zaman ellerini çek artık üzerimden&lt;br /&gt;Yoruldum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden sonra karardı dört bir yanım,&lt;br /&gt;Sesler kesildi,&lt;br /&gt;Rüzgar duruldu,&lt;br /&gt;Bir tek ışık dahi kalmadı...&lt;br /&gt;Korktum, kendimi gelen sona hazır hissedemedim,&lt;br /&gt;Oysa ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz zaman geçsin, geçmeliydi,&lt;br /&gt;Sustum,&lt;br /&gt;Bilmediğim zemine oturdum,&lt;br /&gt;Bekledim,&lt;br /&gt;Yeşil bir hayal kurdum, mavi bir son...&lt;br /&gt;Kırmızı bir tebessüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamsızlaşıyor aklımdan geçenler,&lt;br /&gt;Gözümde sönüyor anılar,&lt;br /&gt;Aklım almıyor, yaşantılar kıvranıyor,&lt;br /&gt;Göremedikçe yitiriyorum,&lt;br /&gt;Sessiz çığlıklar,&lt;br /&gt;Sessiz dualar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün istiyorum elinde o şiirle dikilmiş karşıma,&lt;br /&gt;Bir sel istiyorum masmavi, rüzgarıyla...&lt;br /&gt;Bir ten ki kırmızısıyla, alevden hareler içinde,&lt;br /&gt;Bir tenha, bir kuytu, bir karanlık...&lt;br /&gt;Bir tek an kaldı aklımda onca yılın ardından,&lt;br /&gt;Merdivenin başında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz susuzluk dilimde, dudaklarımda,&lt;br /&gt;Sessiz bakışlar kaldı aklımda,&lt;br /&gt;Verilmiş bir sır, ölesiye saklanmış,&lt;br /&gt;Sıcak bir gülümsemeye hapsolmuş,&lt;br /&gt;Kırmızı mumu eritip mühürlemiş bir el onu,&lt;br /&gt;Ki sevgilinin tenini okşar gibi özenle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlık yıldızlar görünür olmuş,&lt;br /&gt;Ve evren...&lt;br /&gt;Karanlığını açmış,&lt;br /&gt;Gözler inanamamış,&lt;br /&gt;Gerçeğe şüphe düşmüş,&lt;br /&gt;Bir kalp ilk kez o anda atmış, attığının farkına varmış.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-4206590159425652111?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/4206590159425652111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=4206590159425652111&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4206590159425652111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4206590159425652111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2010/01/merdiven-kald-aklmda.html' title='Merdiven Kaldı Aklımda'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8308635949588099776</id><published>2009-09-03T06:33:00.000-07:00</published><updated>2009-09-03T06:37:00.567-07:00</updated><title type='text'>Çürüyeceksin</title><content type='html'>Kasıklarında sakladığın bir gerçek var,&lt;br /&gt;Gözlerinde yalanların yansıması,&lt;br /&gt;Saklanman boşuna gölgelerde, mezar taşları seni saklamaz,&lt;br /&gt;Kusar seni gece en sessiz zamanında&lt;br /&gt;Yeri göğü inletir zamansız sahipsizliğin,&lt;br /&gt;Yerin altında çürümüş bedeninle bir başına kalırsın&lt;br /&gt;Rüzgar bile senden bir şeyler koparacak kadar güçlenmiştir,&lt;br /&gt;Şimdi söyle zavallı halinle bana ne yapabilirsin ki,&lt;br /&gt;Etime mi arzun,&lt;br /&gt;Parlayan gözbebeklerime mi&lt;br /&gt;Bir mezarlıkta saklanmış anılarınla, çürümüş bedeninle&lt;br /&gt;Sen bir hiçsin,&lt;br /&gt;Zaman artık seni kustu,&lt;br /&gt;Önemsizsin,&lt;br /&gt;Bittin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün sevgiler bir hiç uğruna şimdi anlayacaksın,&lt;br /&gt;Gezdiğin her şehirde insanlar seni görmezden gelecek,&lt;br /&gt;Umursamayacak,&lt;br /&gt;Oyuncak gibisin veya bir palyaço ki sahipsiz, sirksiz…&lt;br /&gt;Her gittiğin şehirde beni arayacak gözlerin,&lt;br /&gt;Her gittiğin şehirde büyümüş mezarlıklar bulacaksın,&lt;br /&gt;Beni bulma ümidin solacak,&lt;br /&gt;Çürümüş etin kemiğinde durmayacak,&lt;br /&gt;Döküleceksin parça parça,&lt;br /&gt;Nefesini soluduğun hayata özlem duyacaksın,&lt;br /&gt;Beni terk edişine lanet edeceksin,&lt;br /&gt;Çok karanlık gelecek ayın otuz biri,&lt;br /&gt;O ay gelince sen de kaybolacaksın,&lt;br /&gt;Dünya seni bir seneden fazla tutmaz yüzünde,&lt;br /&gt;Yutar seni karanlıklar,&lt;br /&gt;Hiçbir hesabını göremeden defolup gideceksin,&lt;br /&gt;Korkaklara yer yok yerde ve de gökte…&lt;br /&gt;Mahvına sürükleneceksin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8308635949588099776?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8308635949588099776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8308635949588099776&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8308635949588099776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8308635949588099776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/09/curuyeceksin.html' title='Çürüyeceksin'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-5304672982153930629</id><published>2009-07-07T04:49:00.001-07:00</published><updated>2009-07-13T15:18:23.931-07:00</updated><title type='text'>Benzersizdi Karanlıkta</title><content type='html'>Günler gelir,&lt;br /&gt;Öyle bir değerlidir ki bazısı zamanı bağlayasın gelir,&lt;br /&gt;Düşmesin diye elinden eşi bulunmaz dakikaların,&lt;br /&gt;Susarsın,&lt;br /&gt;Dinlersin zamanı, yalvarırsın gözbebeklerinin parıltısında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günlerden birindeyim,&lt;br /&gt;Gökyüzünde seyreden bir yelkenlideyim,&lt;br /&gt;Bulutları yarıyorum,&lt;br /&gt;Özündeki cevherle yıkanıyorum,&lt;br /&gt;Öyle seviyorum, öyle delicesine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Damarlanan su gibi,&lt;br /&gt;İçimde kan durmuyor,&lt;br /&gt;Okşuyor tenimi yaz meltemi,&lt;br /&gt;Geçmiş zamanın anıları peşimi bırakmıyor,&lt;br /&gt;Ruhum daralıyor bazen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalemim paslanmış mı ne,&lt;br /&gt;İstediğim gibi gitmiyor sayfalarda,&lt;br /&gt;Onu göremiyorum eskisi gibi kelimelerimde,&lt;br /&gt;Olsun,&lt;br /&gt;İçimde nasılsa yok olmuyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş mi erken doğdu,&lt;br /&gt;Gece mi çabuk söndü,&lt;br /&gt;Hızla mı çektim nefesleri geceden,&lt;br /&gt;Küle mi döndü,&lt;br /&gt;Anlatsana bana o en sevdiğim masalı; masmavi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabureden denizi izliyorum,&lt;br /&gt;Ayaklarım üşüyor,&lt;br /&gt;Bir bardak çay olsa şimdi,&lt;br /&gt;İnce belli olmazsa olmaz,&lt;br /&gt;Boşver, an güzel, kaçmadan çek nefeslerce,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takırdıyor zaman,&lt;br /&gt;Çarkında birkaç anı unutmuşuz,&lt;br /&gt;Hangisi tahmin et,&lt;br /&gt;Biraz düşün ama hemen pes etme,&lt;br /&gt;Ağladığına inanmamı bekleme,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinende saklanmasına müsade etme artık,&lt;br /&gt;Bırak da gelsin,&lt;br /&gt;Bırak da yansın o artık,&lt;br /&gt;Kalbini saklama benden,&lt;br /&gt;Gözyaşları söndürür, inanmıyor musun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz dik dur,&lt;br /&gt;Seni böyle görmeye alıştırma beni,&lt;br /&gt;Bak, baksana kuşlara,&lt;br /&gt;Dans ediyorlar,&lt;br /&gt;O geceyi hatırlasana; yemyeşil elbisen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi akşama vardı zaman,&lt;br /&gt;Olası bir alacakaranlık var önümde,&lt;br /&gt;Bitmiyor anılar düşündükçe,&lt;br /&gt;Biraz dursan,&lt;br /&gt;Biraz soluklansan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklım beni ağına sardı,&lt;br /&gt;Düşünmek bana mı kaldı şimdi,&lt;br /&gt;Üzüldün mü doğruyu söyle,&lt;br /&gt;Beni duymuyorsun bile,&lt;br /&gt;Olsun, değerdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gemiler geçiyormuş, fark etmemişiz,&lt;br /&gt;Pruvasında zamanın,&lt;br /&gt;Çok acele etmişiz,&lt;br /&gt;Dumanlar bırakmış gemiler,&lt;br /&gt;Gökyüzü kararmış,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oradaydık,&lt;br /&gt;Unutabilir misin,&lt;br /&gt;Kelebekleri kovalamıştın,&lt;br /&gt;Şimdi omzuma konuyor kelebeklerin,&lt;br /&gt;Kımıldayamıyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayağım, ayaklarım acıyor,&lt;br /&gt;Yürümeyi mi unuttular,&lt;br /&gt;Karardı mı dünya,&lt;br /&gt;Gece mi gelen,&lt;br /&gt;Yoksa sen misin gözlerimi gölgeleyen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesim çatallandı,&lt;br /&gt;Konuşmayalı ne kadar oldu kim bilir,&lt;br /&gt;Sen şimdi neredesin,&lt;br /&gt;Doğruların zamanı, hadi söyle,&lt;br /&gt;Mutlu musun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzünü kaybediyorum,&lt;br /&gt;Seni ne kadar çok sevsem de,&lt;br /&gt;Göremedikçe aklımda batıyorsun anılara,&lt;br /&gt;Tutma ellerimden,&lt;br /&gt;Akıl almaz anılara karışmam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelme şimdi,&lt;br /&gt;Tam da alıştım diyordum yokluğuna,&lt;br /&gt;Şimdi biraz kum, biraz güneş,&lt;br /&gt;Dalgalar vursun üstüme üstüme,&lt;br /&gt;Bunu istiyorum, bu hayalde yoksun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmek sonsuz,&lt;br /&gt;Gözlerinin dibi yok,&lt;br /&gt;Kaybolurum bakma öyle,&lt;br /&gt;Sonrası yok değil mi,&lt;br /&gt;Öncesi kayboldu zaten,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Attığım adımlar neden hep sana çıkıyor,&lt;br /&gt;Anlamsız zamanda aklıma neden senin hayalin&lt;br /&gt;Neden senin rüyan geceme&lt;br /&gt;Neden varlığın içimde&lt;br /&gt;Nedenlerin de senin olsun, dönmeden arkanı, git bu kez,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gördüğüm anı unutamadım,&lt;br /&gt;Yazdım yazdım bitmedi,&lt;br /&gt;Dünya döndü,&lt;br /&gt;Ben döndüm etrafında,&lt;br /&gt;Yörüngem şaştı tut elimden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elini tutunca cenneti buldum,&lt;br /&gt;Bembeyaz pamuk ellerin,&lt;br /&gt;Soğuktu, buz kesmişti,&lt;br /&gt;Isıtan ben olacağım dedim,&lt;br /&gt;Şimdi de üşüyor mu ellerin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk öpüşmenin tadı aklımı benden aldı,&lt;br /&gt;Dudaklarında eridim,&lt;br /&gt;Tadın vazgeçilmez, unutulmazdı,&lt;br /&gt;Hiç bitmesin istedim,&lt;br /&gt;Belki orada ölseydim; kendime gelmeliyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi neye versem yerini tutmadı,&lt;br /&gt;Okuduğum her sayfadan sonra seni andım,&lt;br /&gt;Koştum,&lt;br /&gt;Kana kana içtiğim suda aksini gördüm,&lt;br /&gt;Yazdığım satırlardan seni koparamadım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden çıkıp gitmedin usulca,&lt;br /&gt;Severek ayrılık mı olurmuş,&lt;br /&gt;Ayrılık dediğin kapkara, kıpkırmızı olmalı,&lt;br /&gt;Yaksaydın bir kere keşke,&lt;br /&gt;Şimdi oldu mu, kaldın kalbimde, gel de al kendini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşam kapkara olsun,&lt;br /&gt;Bir yıldız bile parlamasın,&lt;br /&gt;Göz gözü görmesin,&lt;br /&gt;En tenha zamanında seni atacağım kalbimden,&lt;br /&gt;Kimse görmesin kanlı ellerimi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece köpekler ulumasın,&lt;br /&gt;Yarasalar uçmasın,&lt;br /&gt;Baykuşlar ötmesin,&lt;br /&gt;Bu gece sessiz gözyaşlarım düştükçe yere,&lt;br /&gt;Yer sarsılsın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korku doldu içime,&lt;br /&gt;Bir görüntü geldi gözüme,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an geldi,&lt;br /&gt;Ansızın rüzgar kesildi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde mavi bir su vardı,&lt;br /&gt;Gözlerin dolmuştu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimde kan,&lt;br /&gt;Dokunsan gözlerimden akacaktı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gülümse bu gece,&lt;br /&gt;İnan duyarım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elveda derken bile,&lt;br /&gt;Sana uzanmasaydı ellerim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen unuttum diyorum,&lt;br /&gt;Bu kez de rüyamda çıkıyorsun karşıma,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varsayalım ki hiç var olmadın,&lt;br /&gt;Ya da kollarımda öldün.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-5304672982153930629?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/5304672982153930629/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=5304672982153930629&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5304672982153930629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5304672982153930629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/07/benzersizdi-karanlkta.html' title='Benzersizdi Karanlıkta'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8643983123602329485</id><published>2009-07-07T04:41:00.001-07:00</published><updated>2009-07-07T04:42:37.541-07:00</updated><title type='text'>Perşembe Rüyası'nda</title><content type='html'>Gece soğuktu,&lt;br /&gt;Rüya vardı aklımda,&lt;br /&gt;O hep görmek için uyuduğum,&lt;br /&gt;Canlandı ansızın yorganımda kelebekler,&lt;br /&gt;Ay yaklaştı,&lt;br /&gt;Bulutlar ellerini uzattı,&lt;br /&gt;Uluyordu köpekler,&lt;br /&gt;Yarasa çığlıkları gecede perde perde,&lt;br /&gt;O an gördüm seni,&lt;br /&gt;Rüyamı bana getirmiştin,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8643983123602329485?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8643983123602329485/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8643983123602329485&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8643983123602329485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8643983123602329485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/07/persembe-ruyasnda.html' title='Perşembe Rüyası&apos;nda'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-273362377994280315</id><published>2009-07-06T15:38:00.001-07:00</published><updated>2009-07-06T16:12:19.412-07:00</updated><title type='text'>Gel Dediğini Sandım</title><content type='html'>Şimdi gecenin körü,&lt;br /&gt;Diyecek ne kaldı,&lt;br /&gt;Boğuluyorum, çek gölgeni üzerimden,&lt;br /&gt;Sen değil misin sanki,&lt;br /&gt;İnkar etme artık,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlar biriktirdim boş yere,&lt;br /&gt;Sabah olur mu dersin,&lt;br /&gt;Bilseydim,&lt;br /&gt;Böyle mi olurdum yine,&lt;br /&gt;Bilmiyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzak bir yerlerde bir sokak lambası,&lt;br /&gt;Altında bir aydınlanan bir kararan çöp tenekesi,&lt;br /&gt;Kenarında uyuklayan bir kedi var,&lt;br /&gt;Görüntüler geliyor aklıma,&lt;br /&gt;Aklım daraldı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden sonra rüzgarımsın,&lt;br /&gt;Tüylerim ürperiyor,&lt;br /&gt;Çimler gece de yeşil midir,&lt;br /&gt;Yoksa güneş mi boyuyor,&lt;br /&gt;Gün doğunca da gözlerim kan mı dolu olur dersin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç sayfa çevirdim,&lt;br /&gt;Dörde gücüm kalmadı,&lt;br /&gt;Sen söyle şimdi neden değilsin yanımda,&lt;br /&gt;Bir sayfa arasından neden çıkıyorsun karşıma,&lt;br /&gt;Bırakıp gidesim var,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyim varsa kalsın,&lt;br /&gt;Hepsi senin olsun,&lt;br /&gt;Gideceğim,&lt;br /&gt;Bileğimi bırak bağlılıklarım,&lt;br /&gt;Kimseyi umursamamalıyım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk sayfada umut vardı,&lt;br /&gt;Kalabalıktı,&lt;br /&gt;Güven dolu bir rahatlık vardı,&lt;br /&gt;Kuşlar vardı gökte,&lt;br /&gt;Uçamıyordum eskisi gibi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincide sokakta olmak vardı,&lt;br /&gt;Olduğu yerde olmaktı bu,&lt;br /&gt;Kıpırtısızlık var bünyemde,&lt;br /&gt;Atamıyordum,&lt;br /&gt;İki adım ileriye varamıyordum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni unutmak istiyorum,&lt;br /&gt;Gitmek istediğim yerde sen çıkarsan karşıma,&lt;br /&gt;Çalışacaksın, bir ömür çalışacaksın,&lt;br /&gt;Bahar mıdır bendeki isteksizliğin zulmünü körükleyen,&lt;br /&gt;Bu sene sevemedim yeterince, bu yaz erken bitti,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yol ki derin çukurları var,&lt;br /&gt;Derbeder olmuşum,&lt;br /&gt;Canım acıyor,&lt;br /&gt;Ne uğruna yaşıyorum,&lt;br /&gt;Ben bu ben değil, bu olmamalı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belde-i vebada kaldık,&lt;br /&gt;Ovduğum omzumda yıldızların lekesi var,&lt;br /&gt;Irmaktan yüzüme vuruyor mu dersin tuz,&lt;br /&gt;Tuz denizde gerek,&lt;br /&gt;Boş hayallerden yıkanmak mı gerek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ses geliyor,&lt;br /&gt;Huzursuzlanıyorum,&lt;br /&gt;Bir mayın tarlası mı aldığım nefes,&lt;br /&gt;Vereceğimi bile bile,&lt;br /&gt;Kaybedeceğimi bile bile,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin bilmem kaçı,&lt;br /&gt;Sevdiğim güzellerin hesabı şaştı,&lt;br /&gt;Sevildiklerim,&lt;br /&gt;Elin parmaklarını geçmedi,&lt;br /&gt;Tutturamadık sevdanın gözbebeğini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dumanı görüyor musun,&lt;br /&gt;Nargilemin dumanı o,&lt;br /&gt;Hiç içime çekemediğim misk kokulu esansların yansıması,&lt;br /&gt;Közleri getir usta,&lt;br /&gt;İçim yanıyor bir soğuk su.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba diyecek kimim kaldı,&lt;br /&gt;Memnun olduğum kimler kaldı yanımda tanıştığıma,&lt;br /&gt;İçten gelen bir ah edemem,&lt;br /&gt;Susarım bu gece,&lt;br /&gt;Ben nasıl sevdim, seviyorum bilemezsin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ziller çalıyor,&lt;br /&gt;Susmuyorlar,&lt;br /&gt;Aklımı benden alıyorlar,&lt;br /&gt;Yalan söylenecek kadar sevmek,&lt;br /&gt;Acıyor içim, çok acıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sustum,&lt;br /&gt;Ağladım,&lt;br /&gt;Göz yaşım akmadı yine,&lt;br /&gt;Biraz karardı içim,&lt;br /&gt;Bulutlar var üzerimde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz sus içses,&lt;br /&gt;İçimi bulandırdığın yeter,&lt;br /&gt;Şehre bak en yüksek bir yerden,&lt;br /&gt;Sağanak olsun bakışlarım,&lt;br /&gt;Bakışlarım buğulansın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir martı kanadından dünyayı seyredeyim,&lt;br /&gt;Derimde izlerin kaldı,&lt;br /&gt;Bir yarısı bende kaldı,&lt;br /&gt;Gel al diye, hala orada bekliyorum,&lt;br /&gt;Güneş denizde çok kaldı, soğudu bugün,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerin üşürdü burada,&lt;br /&gt;Ben yanardım,&lt;br /&gt;Düdüğünü duyardık vapurların,&lt;br /&gt;Rüzgar olurduk, martı olurduk, tuz olurduk,&lt;br /&gt;Boğaz'da su olurduk, dalgalanırdık köpük köpük,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldızlara bakardık,&lt;br /&gt;Kanatsız uçardık mazide,&lt;br /&gt;Hayaller kurardık,&lt;br /&gt;Şubat akşamına dönerdi haziranımız,&lt;br /&gt;Vitrinde sen, gözlerinde ben,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sigara daha yakardın,&lt;br /&gt;Yağmur başlardı,&lt;br /&gt;Gün doğmazdı senle yatınca,&lt;br /&gt;Tere doyardı yorgan yastık,&lt;br /&gt;Sana doyamazdım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O an geldi,&lt;br /&gt;Ben anladım,&lt;br /&gt;O hep korktuğum andı bu,&lt;br /&gt;Ayrılık,&lt;br /&gt;Ahıma dayanamadı güvercinler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben seni severken öğrendim,&lt;br /&gt;Sabretmeyi öğrendim,&lt;br /&gt;Ağlamamayı öğrendim, gülerken düşünmeye başladım,&lt;br /&gt;Kırıldığını saklamayı öğrendim,&lt;br /&gt;Susmayı öğrendim sayende...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-273362377994280315?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/273362377994280315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=273362377994280315&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/273362377994280315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/273362377994280315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/07/gel-dedigini-sandm.html' title='Gel Dediğini Sandım'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-5512370314925956615</id><published>2009-07-06T04:41:00.000-07:00</published><updated>2009-07-06T05:08:21.429-07:00</updated><title type='text'>Vasat Son</title><content type='html'>Bekle dediğin yerdeyim,&lt;br /&gt;Omuzlarım yoruldu gururumdan,&lt;br /&gt;Seni ne özledim bilsen,&lt;br /&gt;Bir gülümse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaç bıraktığından farklı,&lt;br /&gt;Gölgesinde solgunlaştı yüzüm daha da,&lt;br /&gt;Baktığım her yerde boşluk dokunuyor içime,&lt;br /&gt;Derin, karanlık kuyular var kalbimde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Al ne varsa sende kalsın,&lt;br /&gt;Tutma, bırak kolumu,&lt;br /&gt;Bakma bir daha öyle,&lt;br /&gt;Gelmeyeceğini bile bile beklemem niye,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz zaman geçsin,&lt;br /&gt;Ay çıksın, gün solsun,&lt;br /&gt;Benimki inat,&lt;br /&gt;Seni nasıl seviyorsam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an geliyor,&lt;br /&gt;Sesler kesiliyor,&lt;br /&gt;Ansızın ürperiyorum,&lt;br /&gt;Rüzgar yüzümü kesiyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözkapaklarımı kapatamıyorum&lt;br /&gt;Yüzüm kızarıyor,&lt;br /&gt;Sonu var mı,&lt;br /&gt;Göremiyorum ben buradan, sonu var mı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz mutluluğu yanlış yerde aradım demek,&lt;br /&gt;Senin bıraktığın yerde boşlukların en derini,&lt;br /&gt;Anlamsızlaşıyor varlığım,&lt;br /&gt;Kararıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delilik ruhuma indirdi darbesini,&lt;br /&gt;Yürümeye başladım,&lt;br /&gt;Adımlarım bensiz,&lt;br /&gt;Ben sensiz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi her yerde ayrı karmaşa,&lt;br /&gt;Millet koşturuyor bir yerlere,&lt;br /&gt;Nereye,&lt;br /&gt;Kime konuşuyorum, dinleyen mi var,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıyorum,&lt;br /&gt;Açmıyorsun telefonunu,&lt;br /&gt;Mesajlarımı görüyorsun,&lt;br /&gt;Susuyorsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnadının sebebini bilsem,&lt;br /&gt;Bir şey gelir de elimden,&lt;br /&gt;Şimdi oldu mu,&lt;br /&gt;Bağladın beni en köründen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesi bize yakıştı mı,&lt;br /&gt;Saçlarının izlerini tenimden al da git,&lt;br /&gt;Gülümsemeni gözbebeğimden kopar da git,&lt;br /&gt;Git Allah aşkına, git.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi kandırıyorum gittin gideli,&lt;br /&gt;Sanki kavga etmişiz, haksızmışım,&lt;br /&gt;Kendime kızıyorum,&lt;br /&gt;Senin yüzünden, yersiz kendime çatıyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berbat bir yaşam oldu şimdi&lt;br /&gt;Ne arayanda huzur&lt;br /&gt;Ne aradığımda ses&lt;br /&gt;Sessizleşti dünyam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meğer ne çocukmuşsun,&lt;br /&gt;Bilsem sever miydim,&lt;br /&gt;Sevmemek, seni görmemek elimden gelir miydi,&lt;br /&gt;Kandırma kendini, sonsuz çukurda düşeceksin işte,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kime ne desem ki,&lt;br /&gt;Seni mi anlatsam yine,&lt;br /&gt;Boşluğun dolmaz,&lt;br /&gt;Başımın tacısın, çok güzelsin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelsen,&lt;br /&gt;Ama gitmesen,&lt;br /&gt;Bir arasan,&lt;br /&gt;Sesine koşmazsam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç mi özlemez insan,&lt;br /&gt;Onca ay geçsin,&lt;br /&gt;Sevdim de,&lt;br /&gt;Sonra bir hayalet ol,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvemden tat alamıyorum,&lt;br /&gt;Kendimi spora verdim,&lt;br /&gt;Okuyamıyorum,&lt;br /&gt;Sürekli seni yazıyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayende kendimden nefret ediyorum,&lt;br /&gt;Aptal aptal telefonuma bakıyorum,&lt;br /&gt;Sokağa çıkmaya korkuyorum,&lt;br /&gt;Olur da seni görürsem,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne der, ne yaparım,&lt;br /&gt;Terliyorum düşündükçe,&lt;br /&gt;Hem telefonuna yanıyorum için için,&lt;br /&gt;Hem görmekten korkuyorum seni,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne halin varsa gör,&lt;br /&gt;Bir daha da arama sakın,&lt;br /&gt;İmkanı varsa öl,&lt;br /&gt;Öldüğünü varsayıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-5512370314925956615?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/5512370314925956615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=5512370314925956615&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5512370314925956615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5512370314925956615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/07/vasat-son.html' title='Vasat Son'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-6786359761154502830</id><published>2009-07-05T08:25:00.001-07:00</published><updated>2009-07-05T11:45:57.708-07:00</updated><title type='text'>Yavaş Yavaş İlerledi Zaman</title><content type='html'>Sonu gelmez mi sandın,&lt;br /&gt;Oradayız,&lt;br /&gt;Baksana köpüklenen dalgalara,&lt;br /&gt;Hep bu anı istemedin mi?&lt;br /&gt;Sonu görmek...&lt;br /&gt;Nihai olanın büküldüğü yer burası,&lt;br /&gt;Şu evi görüyor musun?&lt;br /&gt;Bana biraz daha yaklaş,&lt;br /&gt;Rüzgardan korkma,&lt;br /&gt;Sen hala buraya aitsin,&lt;br /&gt;Sürükleyemez seni dağın eteğine,&lt;br /&gt;İradenle ayaktasın,&lt;br /&gt;Evet, adımların cesaret dolu,&lt;br /&gt;Ve söz verdiğim gibi göreceksin arzu ettiklerini,&lt;br /&gt;Merak etme daha fazla,&lt;br /&gt;O evin içinde bir ocak tütüyor, dumanındaki koku...&lt;br /&gt;Gelmeyeli çok zaman oldu,&lt;br /&gt;Bak, bak, bir balık atlıyor denizde,&lt;br /&gt;Aksi yönde, kaçırıyorsun...&lt;br /&gt;Sen kaçırmaya mecbursun belki de,&lt;br /&gt;Kırıklarla dolu hayallerin,&lt;br /&gt;Değmezdi belki de üzülmene,&lt;br /&gt;Sonu gelmez duyguların,&lt;br /&gt;İnelim mi artık,&lt;br /&gt;Yemek için bekliyor bizi,&lt;br /&gt;Ama uyarıyorum, bu yolun dönüşü yok,&lt;br /&gt;Görünen seni aldatmasın,&lt;br /&gt;Talihsizlikle hapsolmanı istemem,&lt;br /&gt;Huzur bulacaksan ver elini,&lt;br /&gt;Burası hayallerinin en mavisi, en kırmızısı, en yeşili,&lt;br /&gt;Sana hayalini veriyorum,&lt;br /&gt;Ama orada kalacaksın evren yok olana dek,&lt;br /&gt;Sıkılmazsın,&lt;br /&gt;Ne de olsa bu senin hayalin,&lt;br /&gt;Değil mi?&lt;br /&gt;Bak senin için bunca yol geldim,&lt;br /&gt;Ne bu kararsızlık,&lt;br /&gt;Çok mu mutluydun hayata yenilirken,&lt;br /&gt;Gözlerin yaşlıyken&lt;br /&gt;Aklında bin bir soru dolaşıyorken,&lt;br /&gt;Söylesene, bu nasıl bir korkaklık&lt;br /&gt;Neyi bıraktığını sanıyorsun arkanda,&lt;br /&gt;Seni seven mi var,&lt;br /&gt;Hadi söyle?&lt;br /&gt;Kim senin yanında olmanı ister?&lt;br /&gt;Var mı ebedi istirahatgahın buradan başka?&lt;br /&gt;Var mı ruhuna pranga?&lt;br /&gt;Kır korku kapanlarını, tut elimi?&lt;br /&gt;Ben de alışkın değilim böylesine ama istendi,&lt;br /&gt;Huzur bulman dilendi,&lt;br /&gt;Ve huzur bulman için bin bir emekle yerden yarattım bu evi,&lt;br /&gt;Orada özlediğin herkes var,&lt;br /&gt;Belki de gerçekten ölüm sana huzuru getirecek olan,&lt;br /&gt;Sen seç?&lt;br /&gt;Bilmediğin karanlık bir ölüm mü?&lt;br /&gt;Sonsuz bir hayal mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kum tepelerine dikkat et,&lt;br /&gt;Altlarında neler sakladıklarına inanamazsın,&lt;br /&gt;Görmek de istemezsin,&lt;br /&gt;Adımına dikkat et,&lt;br /&gt;Elimi sakın bırakma,&lt;br /&gt;Yol güvenli değil,&lt;br /&gt;Ölüler her yerde, ama göremezsin,&lt;br /&gt;Kokunu duyuyorlar,&lt;br /&gt;Heyecanlandılar,&lt;br /&gt;Yaşıyor olmanın ne demek olduğunu hatırlıyorlar sayende,&lt;br /&gt;Kemiklerini saran sıcak dokuyu özlüyorlar,&lt;br /&gt;Sana dokunmak,&lt;br /&gt;Hayatta oldukları anların ölümsüz anılarına karışmak istiyorlar,&lt;br /&gt;Bırakırsam ölürsün,&lt;br /&gt;İncinmeni istemiyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorulduğun açık, uyumalısın,&lt;br /&gt;Hayalkuran'ın evindesin,&lt;br /&gt;En çok neyi istiyorsan, sahipsin,&lt;br /&gt;Sonsuzlukta sen bu evin sahibisin, nöbetçisisin,&lt;br /&gt;Hapsindesin demek de mümkün ama gerek yok,&lt;br /&gt;Var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur yağacak, ben çıkınca camları kapat,&lt;br /&gt;Ölülere yaklaşma,&lt;br /&gt;Kum tepelerini aşma,&lt;br /&gt;Kokunu aldılar,&lt;br /&gt;Açlar,&lt;br /&gt;Seni bekliyorlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaki oda kütüphanen,&lt;br /&gt;Bütün sevdiğin kitaplar orada,&lt;br /&gt;Sol tarafta da okumanı istediklerim var,&lt;br /&gt;Benim kitaplarım,&lt;br /&gt;İyi bak onlara,&lt;br /&gt;Yemeye ihtiyacın olmayacak,&lt;br /&gt;Bahçene elma ağacı bile dikmedim,&lt;br /&gt;Hiçbir şey yeme,&lt;br /&gt;Ölmen iyi olmaz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denize bak, bak...&lt;br /&gt;Gördün değil mi balıkları,&lt;br /&gt;İki hayır üç taneydiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşe bak, ne kadar da güzel,&lt;br /&gt;Görüşürüz hayalkuran,&lt;br /&gt;Bir ömür sür hayalinde,&lt;br /&gt;Ölümsüz ol istediğince.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-6786359761154502830?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/6786359761154502830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=6786359761154502830&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6786359761154502830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6786359761154502830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/07/yavas-yavas-ilerledi-zaman.html' title='Yavaş Yavaş İlerledi Zaman'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-3440421969595996841</id><published>2009-07-05T08:17:00.000-07:00</published><updated>2009-07-05T08:22:04.000-07:00</updated><title type='text'>Bir Martının Kanadındaydı O An</title><content type='html'>Uzaktı,&lt;br /&gt;Tek yol vardı,&lt;br /&gt;Döndüm, gidemedim,&lt;br /&gt;Neden sonra kırlangıçları gördüm,&lt;br /&gt;Sonsuzdu gökyüzü,&lt;br /&gt;Bulutlar gözümde küçüldü,&lt;br /&gt;Bakamadım,&lt;br /&gt;Gözlerinin içi derindi,&lt;br /&gt;Korktum,&lt;br /&gt;Yaklaşamadım,&lt;br /&gt;Rengin soldu, yüzün asıldı,&lt;br /&gt;Elimi uzattım, bir hayaldin, dokunamadım,&lt;br /&gt;Hava sıcaktı,&lt;br /&gt;İçimde tarifsiz bir duman,&lt;br /&gt;Göz gözü görmüyordu,&lt;br /&gt;Bir sayfa çevrildi, beyaz olsun dendi,&lt;br /&gt;Ama yoktu artık beyaz bir sayfa,&lt;br /&gt;Başlamak için çok geçti,&lt;br /&gt;Bir son yazılmalıydı,&lt;br /&gt;Sen bana çok uzaksın,&lt;br /&gt;Sana koşuyorum, kendimi kaybediyorum,&lt;br /&gt;Nihayetinde bilmediğim bir yerdeyim,&lt;br /&gt;Bir başımayım,&lt;br /&gt;Gel bul beni&lt;br /&gt;Seni bekliyorum, biliyorsun, hissediyorsun&lt;br /&gt;Ben gibi,&lt;br /&gt;Biliyorum, sen de seviyorsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-3440421969595996841?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/3440421969595996841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=3440421969595996841&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3440421969595996841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3440421969595996841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/07/uzakt-tek-yol-vard-dondum-gidemedim.html' title='Bir Martının Kanadındaydı O An'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-3033134916282418718</id><published>2009-07-02T12:12:00.001-07:00</published><updated>2009-07-07T04:38:05.974-07:00</updated><title type='text'>Perşembe Rüyası</title><content type='html'>Gece soğuktu&lt;br /&gt;Seslerini duyuyordum&lt;br /&gt;Korku doldu damarlarım&lt;br /&gt;Sustum&lt;br /&gt;Rüzgar dalgalanırken bir şey oldu&lt;br /&gt;Bir gölge hareketlendi&lt;br /&gt;Gölgem bedenimden koptu&lt;br /&gt;Gece ısındı&lt;br /&gt;Sırtımdan melek kanatlarımı atmıştım&lt;br /&gt;Tenim yanıyordu&lt;br /&gt;Sonra o merdiveni gördüm&lt;br /&gt;Ahşap tırabzanına yaslanmış bekliyordun&lt;br /&gt;Dudakların ıslaktı&lt;br /&gt;Elimi beline attım, sonra sol elimle boynunu kavradım&lt;br /&gt;Seni kendime çektim&lt;br /&gt;Gece yanıyordu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-3033134916282418718?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/3033134916282418718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=3033134916282418718&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3033134916282418718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3033134916282418718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/07/gece-soguktu-seslerini-duyuyordum-korku.html' title='Perşembe Rüyası'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-3710690705170668856</id><published>2009-06-22T09:38:00.000-07:00</published><updated>2009-06-22T09:39:22.723-07:00</updated><title type='text'>Bir Zaman Gelir</title><content type='html'>Segâh makamından bir ney taksimidir bu. Derinden kopan fırtınadır; kelebeğin kanatlarıdır sebep, arzular tende tüyleri diken diken eder. İşte o an, gözbebekleri küçülür. Bin bir anın gölgesinde sükûnetle bir damla gözyaşı biriktirir. Doruklarındadır sevdanın; kalbi istemsizleşen çırpınışlarla çıldırır.&lt;br /&gt;                Bir gece olmuş; rüya görememiş. Ve rüyalarının çalınışıyla karşı karşıya kalmış. Uykunun tadı vazgeçilmezken acı ve ekşiye bulanmış. Gündüz hayallerine dalmış. Rüyaya denk aramış; günler geçmiş, geçmiş geleceğe sarılmış, o bir başına ağlamış.&lt;br /&gt;                En son gördüğü bir yüzmüş. Beyaza yakın, soluk tenliymiş. Dudaklarından çenesine, gözkapaklarından kaşlarına yumuşak hatları varmış. İlahi huzurun işaretleriyle doluymuş. Neden sonra fark etmiş; bir de gülümsemesi varmış. Lakin ölgün güzelliğinin içinde hayat dolu gözleri ışıldıyormuş sadece.&lt;br /&gt;                Sonra düşünceleri o siluete odaklanmış. Farkındaymış; ne olursa olsun onu bulmalıymış. Devası ondaymış. Ve miş’li geçmişe perdeler inmiş kıpkırmızı. Girizgâhımız huzurunuzda nihayete ermiş. Ve başlıyor hikâyemiz; sabrınıza hayranız, bilmediğimiz bir zamanı sizden çalacağız.&lt;br /&gt;                Ruhun beyaz gözleri vardı. İstediği bir bedendi. Arzuysa bilmediği bir tattı. Dünyaya matemli bir damla görüntüsüyle süzüldü. Göğün bulutları aştığı katından iniyordu. Gözümün kenarına ilişti; dünyam değişti.&lt;br /&gt;                Önce oda kapkaranlıktı diğerleri gibi. Tavan görünmüyordu. Lakin varlığından da şüphem yoktu. Gözyaşını silmedim, gözyaşım olsun istedim. Bekledim. Damarlarımın acıya göz kırpışıyla kanlanan gözlerimi yumdum. Ovuşturmam yetecekken yıldızları görmeme; kılımı dahi kıpırdatmadım. Sevdim; evet, çok sevdim. Göz yumacak kadar çok sevdim. Parmak uçlarım yanıyor, birazdan uyuşmaya başlayacaklar. Hissediyorum. Kokunu duyuyorum. Kirpiklerime dokunuyor ince bir rüzgâr kapı aralığından. Ayak sesleri… Geliyorlar!&lt;br /&gt;                Papatyaların yaprakları titriyor. Görmen gerek bu güzelliği. Çıkmam gerek. Gözlerimi açmam gerek. Hayal kapısı henüz açıkken, bu daveti kabul etmem gerek. Beni bir daha göremeyeceğini biliyorsun. Sen hayat dolusun. Benim hikâyemdeyse mutlu son yok! Kanayan ağzımdan bülbüller kanatlanacak, kan kırmızısı kelebekler… Kelimelerim kadar güzel bir son bulacak; onlar kadar siyah.&lt;br /&gt;                Bir meselem var kendime sakladığım. Onu bulacağım elbet. Ama soğuk esen rüzgârı tenime salan bu kapıdan; ayak seslerinin çiğnediği o yoldan gitmeyeceğim. Bana güven; gözyaşımı silmeyeceğim. Bir daha ağlamayacağım. Gitmem gerek. Bırak artık elimi. Sen de gelemezsin. Kal.&lt;br /&gt;                Neden sonra yağmur başladı. Odanın ortasında bembeyaz elbisesinde kıvrılmış ağlıyordu. Onu yalnız bulduklarında çok şaşırdılar. Sarımsı yeşil renkte bir dut yaprağı camdan süzüldü eteğimin ucuna, bir o fark etti; gülümsüyordu.&lt;br /&gt;                Büyük dut ağacının altındaydı. Diz çökmüştü. Her yanı mosmordu; dut lekesi. İznini bekledi konuşmak için. Gece gelene dek hiç kıpırdamadı. Nihayetinde dut ağacının dalları esnedi; çatırtılarla aya selam verdi. Yıldız ışığı ve gölgeler sardı bedenini. Alnı toprağa değdi; yalvardı. Rüyaları için gelmişti. Ellerini açtı; bekledi.&lt;br /&gt;                Saat gecenin üçünü gösterdiği anda iri bir siyah dut dalından koptu; süzüldü. Elimde yolculuğu son buldu. Tereddütle yedim. Tadını her zerremde doyasıya özümsedim. Gözlerimi kapadım, dutun yaprakları üzerimi örterken uykuya daldım.&lt;br /&gt;                Rüyam bana geri dönmüştü ama eskisi gibi değil. Şeytanın ayetleriyle gelmişti. Çılgıncasına davul sesleri ürpertiyordu bedenimi. Karanlık bedenler vardı. Kendilerinden geçmiş dans ediyorlardı. Neden sonra biri aralarından ayrıldı. Ellerini bana uzattı; iki kızıl çukur bana bakıyordu. Tırnaklarını gördüm ve kemikleşmiş ellerini. Yüzüme yaklaşıyordu. Davullar çılgına dönmüştü. Alevin çatırtıları yanık kokusunu getirdi. Ter içindeydim.&lt;br /&gt;                Uyandım!&lt;br /&gt;                Ben artık eski ben değildim.&lt;br /&gt;                Ve kaybolmuş benliğin sapkın deneyimleri bir bir gerçek kılışı böyle başladı. Ve son masum rüyasında gördüğü o yüzü hatırladı. Yüz sertleşti; gözleri kanlandı ve korkuyla doldu. İşte o an ölü bir kelebek kendini rüzgara bıraktı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-3710690705170668856?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/3710690705170668856/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=3710690705170668856&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3710690705170668856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3710690705170668856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/bir-zaman-gelir.html' title='Bir Zaman Gelir'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-4857919500147421079</id><published>2009-06-19T08:48:00.000-07:00</published><updated>2009-06-19T08:50:30.375-07:00</updated><title type='text'>Bu Gece</title><content type='html'>Elim titriyor&lt;br /&gt; Gözüm kamaşıyor&lt;br /&gt; Çok güzelsin&lt;br /&gt; Bu göğüsler bu eller&lt;br /&gt; Bu kalçalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ellerim titriyor&lt;br /&gt; Gözlerim yaşarıyor&lt;br /&gt; İçim ürperiyor&lt;br /&gt; Gece sessiz&lt;br /&gt; Sensiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yatağım boş sessiz&lt;br /&gt; Gel beyazlara bürün de gel&lt;br /&gt; Ya da giy siyahtan siyahtan&lt;br /&gt; Yatağımı ısıt&lt;br /&gt; Yor beni bütün gece güzel kız uyutma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Sabah olmasın&lt;br /&gt; Göğüslerin ellerimde&lt;br /&gt; Gözlerin tenimde dudaklarımda&lt;br /&gt; Çatlamış tavanda sıva&lt;br /&gt; Son bir defa inlet yeri göğü son bir defa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şimdi huşu boşluk dalgınlık&lt;br /&gt; Bir sen varsın&lt;br /&gt; Bir ben&lt;br /&gt; Yeniden doğacağımı da bilsem&lt;br /&gt; Burda ölesim yok bu gece&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 28.04.08&lt;br /&gt; H.E.A.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-4857919500147421079?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/4857919500147421079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=4857919500147421079&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4857919500147421079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4857919500147421079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/bu-gece.html' title='Bu Gece'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-4412778105793923257</id><published>2009-06-19T08:46:00.000-07:00</published><updated>2009-06-19T08:47:42.735-07:00</updated><title type='text'>Eskisi Gibi</title><content type='html'>Kitleniyor&lt;br /&gt; Duraksıyorum&lt;br /&gt; Baktığım sen olmasan da&lt;br /&gt; Gördüğümsün&lt;br /&gt; Gerçeklerime berzah berzah&lt;br /&gt; Sızıyorsun&lt;br /&gt; Seni&lt;br /&gt; Hayalini durduramıyorum&lt;br /&gt; Varlığınla beni yok ediyorsun&lt;br /&gt; Parça parça ediyorsun&lt;br /&gt; Lime lime&lt;br /&gt; Dur bir an bari&lt;br /&gt; Hayal de olsan&lt;br /&gt; Bir tebessüm et&lt;br /&gt; Gözlerin ışıldasın&lt;br /&gt; Eskisi gibi bak şimdi&lt;br /&gt; Yalvartma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 04.05.08&lt;br /&gt; H.E.A.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-4412778105793923257?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/4412778105793923257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=4412778105793923257&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4412778105793923257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4412778105793923257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/eskisi-gibi.html' title='Eskisi Gibi'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-2628234669505169369</id><published>2009-06-19T08:44:00.000-07:00</published><updated>2009-06-19T08:46:05.221-07:00</updated><title type='text'>Gül Dalından Güzelsin</title><content type='html'>Gül dalından güzelsin&lt;br /&gt;Bir damla yaş süzülmesin&lt;br /&gt;Ama o güzel bademlerden&lt;br /&gt;Bir damla yaşın&lt;br /&gt;Kurutur beni&lt;br /&gt;Gözlerin hep sevgiyle ışıldasın&lt;br /&gt;Işıkları söndü mü&lt;br /&gt;Cehennem kapılarındaki meşaleler&lt;br /&gt;Yanar içimde&lt;br /&gt;Olmaz&lt;br /&gt;Böyle de olunmaz&lt;br /&gt;Böyle de güzel olunmaz ki&lt;br /&gt;Hayalsin&lt;br /&gt;Hayalimsin&lt;br /&gt;Hayallerimden sıyrılıp da gel&lt;br /&gt;Gözyaşlarınla&lt;br /&gt;Hayal kırıklarınla&lt;br /&gt;Ağlamaklı suratınla&lt;br /&gt;Titreyen dudaklarınla gel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27.04.08&lt;br /&gt;H.E.A.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-2628234669505169369?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/2628234669505169369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=2628234669505169369&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2628234669505169369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2628234669505169369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/gul-dalndan-guzelsin-bir-damla-yas.html' title='Gül Dalından Güzelsin'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-6891545278788020148</id><published>2009-06-19T08:43:00.000-07:00</published><updated>2009-06-19T08:44:04.975-07:00</updated><title type='text'>Üzülme</title><content type='html'>Mermerde gülümsemen asıldı kaldı&lt;br /&gt; Bana bir dakikan lazımdı&lt;br /&gt; Üşüyorum&lt;br /&gt; Neredesin, bilmiyorum&lt;br /&gt; Her yer yemyeşil, rüzgar delicesine yüzümde&lt;br /&gt; Gözyaşım içime saplandı&lt;br /&gt; Titriyorum&lt;br /&gt; Bir şal almışsın simsiyah&lt;br /&gt; Gözlerin yaşlı&lt;br /&gt; Dudakların titriyor&lt;br /&gt; Hakkım varsa helal ediyorum,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-6891545278788020148?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/6891545278788020148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=6891545278788020148&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6891545278788020148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6891545278788020148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/uzulme.html' title='Üzülme'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-7833989478595372258</id><published>2009-06-19T08:42:00.000-07:00</published><updated>2009-06-19T08:43:14.685-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Minareler görüyorum&lt;br /&gt; Bembeyaz minareler&lt;br /&gt; Bir çölün ortasındayım&lt;br /&gt; Boğuluyorum kanımın ortasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Perdemi dalgalandıran rüzgar ol da gel&lt;br /&gt; Tenimi yakan ateş ol da gel&lt;br /&gt; Zihnime dolan gölgeye sarıl da gel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yalnızım&lt;br /&gt; İşte seni bekliyorum&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-7833989478595372258?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/7833989478595372258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=7833989478595372258&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7833989478595372258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7833989478595372258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/minareler-goruyorum-bembeyaz-minareler.html' title=''/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-6545264880311354740</id><published>2009-06-19T08:41:00.000-07:00</published><updated>2009-06-19T08:42:27.180-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sararmış bir anın&lt;br /&gt; Uykusuz safağısın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Söylenmemiş bir nağmesin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kayaya vurup&lt;br /&gt; Tuz buz olan dalgasın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Havasın&lt;br /&gt; Susun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bırak da bedenim&lt;br /&gt; Nihayetinde&lt;br /&gt; Gözlerini yumsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-6545264880311354740?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/6545264880311354740/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=6545264880311354740&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6545264880311354740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6545264880311354740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/sararms-bir-ann-uykusuz-safagsn.html' title=''/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-7160837915723380054</id><published>2009-06-19T08:37:00.000-07:00</published><updated>2009-06-19T08:41:03.312-07:00</updated><title type='text'>Unuttukça Uyanıyordu</title><content type='html'>Gözyaşıyla başladı yağmurlar,&lt;br /&gt; Bekle dediğin yerdeyim;&lt;br /&gt; Acılar var yüzlerde yüzlerce,&lt;br /&gt; Seç birini çek üstüne!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Otobüs beklerken paltosuna sarılır gibi,&lt;br /&gt; Açlıktan midesi kavrulur gibi,&lt;br /&gt; O en sevdiği anı anımsar gibi,&lt;br /&gt; Hep üst üste geliyor dakikalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kalemin ucunda ümit kaldı mı,&lt;br /&gt; Yağmur gibi ağlarken kağıtta izler,&lt;br /&gt; Kelimelerim morarıyor,&lt;br /&gt; Seç bir yol kendine sessizce!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Çınar gibi heybetli,&lt;br /&gt; Onun gibi savunmasız kalıyor;&lt;br /&gt; Hareketsiz yere yaslanıyor ve&lt;br /&gt; Oyuluyor, çöplük oluyor zaman...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bir hayat var karşımda,&lt;br /&gt; Sırılsıklamsam ansızın vuran dalgayla,&lt;br /&gt; Bir son var karşımda,&lt;br /&gt; Atlıyorsam bile bile suya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Sararan bir yaprağın yüzünde gözyaşı,&lt;br /&gt; Akan zamanda bir gonca gül,&lt;br /&gt; Gece hiç böylesine kararmış mıydı,&lt;br /&gt; Ya dün, gün nasıl da parlıyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Sonra yağmur başladı; ıslak ve ağlak,&lt;br /&gt; Çocukluğum gözlerimde canlandı,&lt;br /&gt; Bulutlar var sonra ,&lt;br /&gt; Siyaha doğru grilerce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Eline para değince ışıldadı gözleri,&lt;br /&gt; Ekmek çiğnedikçe silkelendi,&lt;br /&gt; Saçlarında Kronos'un iplikleri,&lt;br /&gt; Dante ne zaman öldü; bilemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Dünya durdu, döndüm etrafımda,&lt;br /&gt; Güneşim oldun, rüyam oldun,&lt;br /&gt; Her şeyim oldun yetmedi,&lt;br /&gt; Kabusum oldun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Otobüs tıklım tıklım,&lt;br /&gt; Kaldırımlar yok, yerinde çamurlar,&lt;br /&gt; Sessizleştim, kör ve sağırım artık,&lt;br /&gt; Geceyi görmeden bildiğim yıldızları aradım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Mermer damlayan musluğa sövüyor,&lt;br /&gt; Ben yüzüme vuran kar tanelerine sövüyorum.&lt;br /&gt; Yol uzuyor, uzadıkça beyazlıyor;&lt;br /&gt; Masum, sade ve sessiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ağaçlar beyazlıyor,&lt;br /&gt; Biri rüzgarı sallıyor, karları seyreltiyor;&lt;br /&gt; Buz tutan burnumda karanfil kokusu,&lt;br /&gt; Gözlerimin önünde gülümsemen canlanıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Çatırdayışını işitiyor musun sen de zamanın,&lt;br /&gt; Göz yaşlarını tadıyor musun sen de toprağın,&lt;br /&gt; Parmakların ucundan tutar karanlığı o zaman,&lt;br /&gt; Ve bir ömür uzanır bilinmez yere.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-7160837915723380054?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/7160837915723380054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=7160837915723380054&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7160837915723380054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7160837915723380054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/unuttukca-uyanyordu.html' title='Unuttukça Uyanıyordu'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-5817288503457259334</id><published>2009-06-19T08:35:00.001-07:00</published><updated>2009-06-19T08:35:24.827-07:00</updated><title type='text'>Bir Teselli Yok Artık</title><content type='html'>Bir teselli yok artık. Rüzgar bulutları sarsıyordu. Beyaz gökyüzü hırçın rüzgara boyun eğmiş, sanki üzerime çökmüştü. Atlas artık yerküreyi tutamıyor; omuzları titriyordu. Ve ilk damlasıyla yağmurun içimde bir şeylerin eridiğini hissediyorum. Damlaların her birinin anlatacak ayrı bir hikayesi var, duyuyorum. Bir anda hepsini dinlemeye çalışmamalıydım. Geriliyorum; kaçacak, saklanacak bir delik bulamıyorum. Kendi hikayemi anlatmaktan kaçmaya bir son verme zamanına geldim; kırılma anımı yaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Tuhaf bir düşüş bu; uykudan istemsiz koparılış. Kelimelerim morarıyor, sulu gözlerle cümlenin sonuna yaklaşmaktalar. Tadı kalmadı bu mevsimin. Soğuk eskisi gibi hissettirmezken, dökülen yaprağın çizdiği halkalardan bir hayal kapısı bulamazken, damarlarından isminin harflerini göremezken yaprağın düşüşünde de bir anlam yaratamıyorum gülümsememe. Tuhaf bir anın eşiğindeyim. Farkındayım olacakların, bir teselli yok artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Derin bir nefesle tozlu havayı içime çektiğimi hatırlıyorum. Yüzümün yarısı uyuşmuştu. Üşümüş, cenin şeklinde kıvrılmıştım. Halının böylesine rahat olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sırtımda hafif bir ağrıyla doğruldum. Ufak bir kan göleti vardı aklımda hayal kırıntılarına karışmış. Hatırlıyordum daha dün gibi ve emin olamıyordum gerçekliğinden. Kan damlasının alnından yanağına süzülüşünü görüyordum defalarca. O ana bağlanmış, onu unutamıyordum. Yavaşça beyazlayan tenindeki soğukluk odada esiyordu adeta. Gözlerimi açmak istedim ama emin olamadım hangi tarafın bana gerçekleri göstereceğinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Yürünecek bir hayli yol vardı. Sıklaştırdığım adımlarımla yağmurun altından süzülüyordum. Yeterince ıslatamadığına sinirlenmiş olsa gerek ki hınçla yüzüme vuruyor  rüzgarla ve onunla kıyasıya bir savaşa başlıyorum ateşten bakışlarımla. Yenileceğimi bile bile veriyorum mücadelemi, terim yağmur damlalarına karışacak en sonunda; biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Kaloriferin de hali kalmamış; ısıtamıyor eskisi gibi. Belki de ben ısınamıyordum. Önümde birkaç defter açık, bir kısım karmaşık notlar alınmış. Pencerenin kıyısına bir güvercin sokulmuş, bana bakıyordu. Titriyordu sanki, belki de içimin titremesiydi bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Artık kabullenmeliydim. O ölmüştü. Bu durumu hiçbir şekilde değiştiremeyecektim.  Onu bir an olsun aklımdan çıkaramıyordum. Deniz kıyısında bir kayanın üzerindeydik en son. Bundan birkaç ay önceydi. Yaz sonundaydık, yağmurlar başlamıştı. O gece bulutlarla doluydu ama yağmursuzdu. Uzaklarda şimşekler çakıyordu. Sessiz, siyah bir geceydi ve şimşekler ona inat bir an durmaksızın maviye boyuyorlardı gecemizi damar damar. Eski aşklardan, kalp kırıklıklarından bahsediyorduk. Sen bir sigara yakmıştın, ben şişeden son yudumu aldıktan sonra. Dalganın biri haddini aşmış köpüklerini ellerimize uzatmıştı. Kalkmaya yeltenmiştim, elimden tutana dek. İyi ki o anı olabildiğince uzatmıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Amansız çıktım sokağa, isabetsiz adımlarla mezar taşını buldum. Belki saat belki saatler geçmişti. Bir kadehten sonrasının anlamsızlaşması gibi zaman dakikalara sarılmış benden uzak duruyordu. Bir teselli yoktu artık ne şarkıda ne ağlayan göğün ıslak gözyaşını soluyan yabancı bir yerde. Telefonundan birkaç şarkı çalmıştın. Susup dinlemiştik, ezbere bilsek de eşlik etmemiştik. Dalgalar bile durulmuştu o anda. Şimşekler çaksa da gök gürültüleri bizim sessizliğimize dokunmamışlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Cenazenden kaçar gibi uzaklaştığım için beni affet. Toprağa adım atarken arkandan bir avuç kahverengi ev hediyesi veremediğime hayıflansam da, ne olur sitem etme bana. Yapamadım. Tabutta olman yeterince berbattı zaten. Bir de gömülmene dayanamazdım. Ama bak, yanındayım. Şimdi burada yapayalnızız. Eskisi gibi saatleri devirelim, konuşacak epey olay olmuştur. Seni dinliyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            O günü yaşamalıydım. Yaşadım. Seni yeterince yalnız bırakmıştım zaten. İzninle bu işi artık bitirmeliyim. Gecemde ve günümde görüyorum defalarca, buna dayanamıyorum. Bundan artık kurtulmalıyım. Gittin, bütün yükü bana bıraktın. Adil mi böylesi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Dünyanın sonuna yaklaşıyorum. Levhanın sonundan akan büyük çağlayanların yakınındayım. Hava aniden soğuyor, sular kabarıyor. Sokağın ortasındayım, yalnız başıma, saçlarım rüzgarda; darmadağınığım.  Ağaçlar yapraklarından soyunuyor, dallar rüzgarı kamçılıyor; rüzgar daha da hırslanıyor. Yüzümde tarifsiz bir huzur, attığım her adımda rahatlamaktayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            O deftere ilk şiirlerimi yazdığım günü hatırlıyorum. İlk kez aşık olmuştum. Kalbim yabancı duygularla sarhoş olmuş, ne yapacağımı şaşırmıştım. Platonikti, en güzeli de böyle olmasındandı. Bir hayal dünyası yaratmıştım kendime kendimce. İçinde onunla baş başa hayallerimin gölgesindeydik. Ve içimden ne geldiyse yazmıştım bir kelimesini bile silmeden. Ve sen okumuştun her birini. Ben elimi çeneme yaslamış denizde gülümseyen yakamozlara isyan ederken, sen ilk kez aldığım kalp yaramı teselli etmiştin ipeksi kelimelerinle. O gün, o defter zamanından erken kapanmıştı; bir daha açmamaya yemin etmiştim yanında. Hatırlarsın. Hatırlamalısın; o kadar da çok zaman geçmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Babanın sana aldığı kolyen de oradaydı. Cenazeden sonra koymuştun. Oradaydım. Birlikte kilitlemiştik. Çok içtikten sonra istemsiz yutkunurdun bir iki kez. Omzuma yaslanınca ağlamaya başlardın. Konuşmazdık. Nedenini de bilirdik, çaresizliğini de. Susmak güzel bir yoldu; konuşmadan bulduğumuz, ölesiye sarıldığımız…&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Oyuncak bir bisiklet koymuştuk; metal ufak bir bisikletti. Bir daha hiç binmeye çalışmayacağım o bisiklet gibi. Bütün çocuklar bisikletlerine binerken hep yapacak bir işim çıkardı. Kendime yalan söylemeyi iyi becerirdim, ama sen gözlerime bakardın, anlardın. Bazen aksayarak yürüdüğümde yorulduğunu söylediğin, oturduğumuz gibi bir köşeye. Ben hastalığımı hiç kabullenemedim. Sen hep bildin, hep yanımda oldun. Bisikleti de kilitlemeden önce, emin misin dediğini hatırlıyorum. Hiç o kadar emin olduğumu da sanmıyorum ömrümce. Bacaklarımdan o hastalığı çıkarıp atabilmeyi istediğim kadar büyük bir istekle çıktı dört harfe sığan onayım.&lt;br /&gt;                       &lt;br /&gt;            Bir de ilk okuduğun roman vardı orada; sayfalarında yaprak koleksiyonun. Onu neden koyduğunu hiç söylemedin. O kitabı hiç okumadım. Okumayacağım da. Söylemek istememiştin, söz vermiştik o kutuya koyduklarımız konusunda. Kim bilir kaç yaprak biriktirmiştin içinde, büyük çınar yaprağının damarlarına baktıkça dedemin elini hatılıyorum, demiştin. Sonra yanağını ovuşturmuş, kaşlarını çatmıştın. Konuyu da kitapla beraber kapatmıştın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Bir metal para atmıştım içine, para için ilk defa kavga ettikten sonra. Atarken sinirliydim. Gözlerime kenetlenmişti gözlerin. Konuşmamıştık yine. Git gide yaklaşıyordum. Bu kutuyu hiç açmayacaktık. Ama içindekiler çoğaldı. Tek kişinin taşıyamayacağı kadar da ağırlaştı. Belki de zayıflayan bendim hayatın akışında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Çok sözler vermiştik birbirimize belki çocukluğun umursamazlığıyla belki de bir şeyleri korumak umuduyla. Umudum kalmadı ve umursuyorum artık hayatın sunduğu her şeyi. Bir şarkının kısık nağmeleri kulaklarımda çınlıyor. Uzaklarda deniz sesi, dalagalar… Martı feryatlarını duyuyorum. Ve kayalarda parçalanan dalgaların köpüklerini hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Sitedeki eski evi hatırlıyor musun. Sahildeki kırık pencereli iki katlı evi; satılmış. Kutuyu ikinci kattaki odaya saklamıştık. Ne zaman bekçi orada görse bizi kaçardık soluk soluğa kalıncaya dek. En son yedi yıl önce gittik oraya. Unutmadım; unutmadığını da biliyorum. Oranın kapısındayım şimdi. Ev yenilenmiş, kapıyı çalıyorum. Genç bir kız açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Bir kutu aradığımı söylüyorum. Çok da detaya girmeden yerini tarif ediyorum. Gözlerindeki ışıltıda sanki seni görüyorum. İçeri gidiyor, bir süre geçiyor; geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            “Biz de bu kutunun sahibinin kim olduğunu merak ediyorduk, buyrun”, dedikten sonra hikayenin o kısmını atlatıyorum. Bir çocukluk hatırası ellerimde kıvranıyor. Sahile iniyorum. Anahtarı cüzdanımda hala saklıyorum. Açmak istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Bulutla doldu yine gökyüzü. Beni affet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Kutu serin çakıl taşlarının arasından uzaklaşıyor. Önce rüzgarı tadıyor büyük bir ivmeyle, sonra serin dalganın altında salınan soğuk Marmara’nın tuzlu mavisini. Kitap ıslanıyor, yapraklar bir an canlanır gibi olup çürümeye başlıyorlar. Mürekkebi dağılıyor mısraların, gençlik şiirlerinde kelimeler dağılıyor, sayfalar birbirine karışıyor. Kolye bir köşede, bisiklet bir başka köşede ve birkaç fotoğrafta sessizce boğuluyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-5817288503457259334?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/5817288503457259334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=5817288503457259334&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5817288503457259334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5817288503457259334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/bir-teselli-yok-artk.html' title='Bir Teselli Yok Artık'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-6643012349693808823</id><published>2009-06-19T08:33:00.000-07:00</published><updated>2009-06-19T08:34:12.986-07:00</updated><title type='text'>Sessiz Felaket</title><content type='html'>Yağmur başlayalı çok olmamıştı. Sokakta yalnız başına yürüyordu. Hava kararmıştı. Yeşil yapraklarla sarmalanmış ağaçlar rüzgara eşlik ediyorlardı. Vahşi bir danstı bu; bazen rüzgarı kamçılıyordu dallar, bazen de rüzgara dayanamayıp çatırtılarını geceye salıyorlardı. Yetmiş altı numaraya gelince durdu. Ellerini ceplerinden çıkardı. Üşümüştü. Yaşı ilerlemiş, artık eski gücünden eser kalmamıştı. Bakışlarını yukarılara doğru bıraktı. Gözleri üçüncü katın yanan ışıklarında kitlendi.&lt;br /&gt;                “Burada olmamalıydın!”&lt;br /&gt;                “Onu ne kadar merak ettiğimi tahmin edemiyorsun o zaman.”&lt;br /&gt;                Kapı ağzında soğuk kelimeler birbirine çarpıyor ama sessizlikleri bozulmuyordu. Fısıltıyla sarf edilmiş sözlerdi. Kadın, dinleyen var mı diye ortalığı kolaçan etti üstünkörü; sonra içeri aldı onu hızla.&lt;br /&gt;                “Bunları almalı!”&lt;br /&gt;                “Hayır!”, dedi kadın. Bunların onu daha fazla zehirlemesine izin vermeyeceğim. Oğlumu bir daha benden çalmanıza izin vermeyeceğim.&lt;br /&gt;                “O artık senin oğlun değil, biliyorsun. Bunu daha önce de konuşmuştuk. Böyle olmasını kendisi istemişti.”&lt;br /&gt;                “İnanmıyorum!”&lt;br /&gt;                Birbirlerine bakışlarının rengi değişiyordu. Adamın sert mimikleri yerini ifadesiz bir yüze bırakırken; kadının karşı koyan tavrı yerle bir olmuş, yere bakmaya başlamıştı hüzünle. Evde sessiz nefes alışverişlerinden öte bir ses duyulmuyordu. Duvarlar bile sessizleşmiş, onların ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı.&lt;br /&gt;                Neden sonra ayak sesleri gelmeye başladı. Yirmili yaşlarına gireli çok olmamış, yüzünde sivilceli ergenliğin kaybolmaya yüz tutmuş lekeleriyle genç adam göründü. Pijamalarının dışında kalan suratından da uyku damlıyordu. Gözleri şişmiş, esniyordu. Adama kuşkuyla baktı.&lt;br /&gt;                “Geleceğinden emindim. Gidelim. Anne, bunu anlaman gerek; ben bunun bir parçasıyım. Üzülmeni istemiyorum.”&lt;br /&gt;                “Ama üzmekten de vazgeçmiyorsun.” Kadın üzgün ifadesini saklamaya çalıştı; başaramadı. Gözlerini yerden kaldırmadı. Gidecekti. Bunu çok iyi biliyordu. Belki bu kez bir daha da geri gelmeyecekti. Emin olamazdı ya üzüntüsü fırtınalar doğuruyordu içinde.&lt;br /&gt;                Genç adam dikkatle adımlarına yön veriyordu. Mavi duvarın önünde dikkatle yerini aldı. Annesine seğirir gibi oldu gözleri, hızla toparlandı. Gözlerini yavaşça kapatırken dudaklarında kıpırtılar görülür olmuştu. Kadının bilmediği bir lisanda tekrarlamaya başladı o cümleyi. Sesi git gide artıyordu.&lt;br /&gt;                Duvarın arkasına denk gelen sokakta bir tek lamba vardı. Sokak lambası sarımsı ışığını yitirir gibi oldu ama sonra ışık daha da kuvvetlendi; masmavi bir renkle sokağı aydınlatıyordu şimdi. Ve cızırtılar duyuldu. Birkaç şiddetli patlama sesini takip eden koyu karanlık oldu. Sesleri içine çeken bir karanlıktı bu.&lt;br /&gt;                Duvarda mavi bir ışık derinleşti; uzak bir yerden sesler getiriyordu ışık. Kalabalıkların sesiydi; binlerce insanın sesi. Arkasına baktı; yere bakan yüzünden düşen ilk damlayı görürken o da ışığa ilk adımını atıyordu. Annesinin gözyaşı yere düşmeden her şey olup bitmiş; ortadan kaybolmuştu. Adam da yoktu şimdi ortalıkta. Dizlerinin üzerine çöktü kadın, elinde onun haplarıyla ağlamaya başladı hıçkırıklarla.&lt;br /&gt;                “Gitmemeliydin.”&lt;br /&gt;                Günler ve geceler birbirini izlemekten hiç vazgeçmedi. Annenin gözyaşları hiç durmadı. Çocuk buna hiç aldırmadı.&lt;br /&gt;                Üzerinde rengi solmuş bir örtü vardı sadece. Atletle uyuyakalmıştı. Pijamaları komodinin üzerinde ütülü duruyorlardı. Giymeye üşenmişti. Çok yorgundu. Yüzünde uykunun vereceği huzur yoktu. Gözkapakları titriyor, boynunda damarları belli oluyordu. Nefes alışverişi git gide hızlanıyor, terliyordu. Birden irkilerek uyandı.&lt;br /&gt;                “Gördüm. Onu gördüm. Beni bekliyor.”&lt;br /&gt;                Yaşlı adamın yüzünde genişleyen bir gülümseme hayat buldu.&lt;br /&gt;                “Saklandığı yerde dua ediyor. Öldürmesi için tanrıya yalvarıyor. Yaşamın ona getireceklerinden korkuyor. Bizden, benden korkuyor.”&lt;br /&gt;                Bir şeyler mırıldanan adam, gencin dediklerine aldırış etmeden odadan çıktı. Kapanan kapının sesiyle irkildi. Duvara baktı. Dinledi. Bugün çok kötü şeyler olmuştu. Bunları duymaktan bıkmıştı. Kulaklarını elleriyle kapamak istedi ama annesinin hıçkırıklarının, kesik kesik aldığı nefeslere sığışan acı dolu feryatlarının sesi hiç kesilmedi. Ölen bir çocuğun ardından ağlayan annesinin çığlıklarını da durduramadı. Ve dahi binlerce iyi, kötü olay zihninde hayat buldu. Duvara baktı; ama duvarlar ona acımadı. Sırlarını çalmıştı. Bu kadar istekliyse, sonuna kadar mücadele etmeliydi sonuçlarıyla.&lt;br /&gt;                “Yeter artık!”&lt;br /&gt;                Duvarlardan kahkahalar yükseldi. Genç hırsız gözlerini her açışında duvarlar ona daha da yaklaştı. O sahip olmadığı bu yeteneği çalmıştı. Ve şimdi de bunun altında eziliyordu.&lt;br /&gt;                Sevgilisinden ayrılan kızın vurduğu duvar suratı oldu ve darbeler karşısında hareketsiz kaldı. Gözleri acıyla yaşardı, ses çıkaramadı.&lt;br /&gt;                “Bütün bunların sırrı sende; biliyorum. Sana geliyorum.”&lt;br /&gt;                Yaşlı adam, düşünceli gözlerle uzaklara bakıyordu. Kontrol edilemez bir hale girmesinden çekindiği açıktı. Ona ve düşüncelerine eskisi kadar hakim değildi.&lt;br /&gt;                “Neden onu arıyoruz?”&lt;br /&gt;                “Çünkü bizden çok değerli bir şey çaldı.”&lt;br /&gt;                “Ne çaldı?”&lt;br /&gt;                “Bir taş!”&lt;br /&gt;                “Ne değeri var ki bu taşın?”&lt;br /&gt;                “Dünyanın ilk duvarının bugüne kalan son taşı! Ona nasıl hükmedeceğini bilene sonsuz gücünü verir. Çektiğin acıların sebebi o! Öldürmelisin onu!”&lt;br /&gt;                Gözleri uzaklara daldı. Bakışları zihninden koptu; zincirlerini kırdı. İradesinin engellerinden kurtulur kurtulmaz derin vadilerden, yüksek tepelerden hızla aktı. Karanlık ve kesif bir sis çemberine hapsolmuş bir ormanın kıyısına vardı. Nefes nefese durdu bakışları. Bu bakışlar ki bakan gözlerden kurtulmuş, sahipsizleşmişlerdi. Ormanın efendisi onları sahiplendi.&lt;br /&gt;                Bakışlar yaşlı gözlerde tazelendi. Karanlık bir mağaraydı burası. Elinde eski bir taş tutan yaşlı bir adamdı bu. Eski sahiplerinin ölümüne takibinin sonundaki ellere baktılar. Bakışlar ona umut verdi. Dualarına bir ara verdi. Gerçeklerin ona ihtiyacı vardı.&lt;br /&gt;                Adam hızla konuşuyordu. Unutulmuş bir lisandı bu. Konuşanı kalmamıştı. Ayağa kalktı etrafında çizdiği daireden sarı ışıklar süzüldü. Işığı büktü ve ona şekil verdi. Bir hançer olan sarı alevler yerinde durmakta zorlanıyordu. Doğasına uyup bir tene sokulmak, kanla dolup taşmak istiyordu artık.&lt;br /&gt;                “Beni duyduğunu biliyorum avcı!”&lt;br /&gt;                Genç adam, yanındaki ustasına baktı. Soluksuz kalmıştı. Karanlıklardan yüzüne vuran kelimelerle afallamıştı. Yaşlı adam bu anın yaşanmasından korkmuştu hep, birkaç hapı hınçla parçaladı sıktığı yumruğunun altında.Yutkundu ve cevap verdi genç adam:&lt;br /&gt;                “Duyuyorum.”&lt;br /&gt;                “Bu işe bir son vermenin zamanı geldi!”&lt;br /&gt;                “Çıkmazsan ortaya…”&lt;br /&gt;                “Konuşma! Duvarlar artık seninle konuşmayacak. İstediğimiz kan; borcunu ödeyemeyeceğin yol bu. Karar verildi. Yanındakiyle işimiz yok; şimdilik! Öleceksin!”&lt;br /&gt;                Kelimeler hafızasında delikler açtı. Geçmişe yuvarlandı. Odasında yalnız başınaydı. Elinde yırtık bir kağıt parçası. Anlamsız bir harf kalabalığına boğulmuştu. Duvarda boya dalgalandı; boya esnedi ve üstüne doğru duvardan fırlamaya çabalayan bir siluet belirdi. Aniden ortaya çıkandan uzaklaştı. İrkilmesi yerini soğuk kanlılığa bıraktı.&lt;br /&gt;                “Ne istiyorsun?”&lt;br /&gt;                “Senin yardımın gerekiyor!”&lt;br /&gt;                “Bu sefer olmaz! Bu işleri artık bıraktım, başkasını bulmalısın!”&lt;br /&gt;                “Anneni sevdiğini sanıyordum.”&lt;br /&gt;                “Onu bu işe karıştırma.”&lt;br /&gt;                “Buna karar verecek kişi sensin!”&lt;br /&gt;                Her halükarda ölecektim. Ama öyle ama değil. Anne, beni duyamadığını biliyorum. Duvarlardan hep uzak durmaya çalıştım. Ama peşimi hiç bırakmadılar. Ona karşı gelmemeliydim. Ölüyorum; beni affet. Daha az üzülmeni istemiştim oysa ki.&lt;br /&gt;                Sarı alevler kanımı yakıyor. Bedenim parçalanıyor. Duvar dibinde hareketsiz yatan bir cesedim şimdi.&lt;br /&gt;                Son bir çabayla gözlerimi açıyorum. Ve son!&lt;br /&gt;                Yağmurlu bir günde gömüyorlar beni. Tabut kalitesiz, su doldu içerisi. Üstüm başım çamura bulandı. Mavi ışığı ve kokuyu duyuyorum. Bu kokuyu seviyorum. Kendimi zorlamadan, yavaşça alıyorum burun deliklerimden. Genzimde serin bir esinti oluyor önce, keman taksimi başlıyorcasına ince ve içimi okşayan bir havası var. Sonra ciğerlerim kabarıyor, ağırlaşıyor. Koku kanıma karışıyor, her zerremde yer buluyor; beni sarıyor.  Bembeyaz bir buluta sarı çizgilerin vurması gibi bir tebessüm dudaklarımı esnetiyor, karanlık köşelerden birine doğru bakıyorum.&lt;br /&gt;                Derin bir nefes alıp gözlerimi kapatıyorum. Açık kalmaları ne korkunçtu. Tabutu parçalayıp yerküreye çıkıyorum. Çamurdan doğma bir mahlukatım. Ormanı bulmalıyım. Yanan ağaçlar görüyorum. Zihnimde anılar esniyor, yer yer kopuklaşıyor görüntüler. An geliyor her şeyi unutuyorum.&lt;br /&gt;                Amaçsız dolaşan bir kabustan başka bir şey değilim.&lt;br /&gt;                Bir duvara yaslanana kadar başıboş dolaşıyorum. Sonra sarı alevler görüyorum. Sarı eller beni mavi deliğe çekiyor. Mavi bir karanlıkta sarı gölgeler hatırlıyorum en son!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-6643012349693808823?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/6643012349693808823/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=6643012349693808823&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6643012349693808823'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6643012349693808823'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/sessiz-felaket.html' title='Sessiz Felaket'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-1118689303632789374</id><published>2009-06-19T08:32:00.001-07:00</published><updated>2009-06-19T08:32:45.767-07:00</updated><title type='text'>O Uyanışla</title><content type='html'>Bu kokuyu seviyorum. Kendimi zorlamadan, yavaşça alıyorum burun deliklerimden.&lt;br /&gt;Genzimde serin bir esinti oluyor önce, keman taksimi başlıyorcasına ince ve içimi okşayan bir&lt;br /&gt;havası var. Sonra ciğerlerim kabarıyor, ağırlaşıyor. Koku kanıma karışıyor, her zerremde yer&lt;br /&gt;buluyor; beni sarıyor.  Bembeyaz bir buluta sarı çizgilerin vurması gibi bir tebessüm&lt;br /&gt;dudaklarımı esnetiyor, karanlık köşelerden birine doğru bakıyorum. Neden sonra, uykum&lt;br /&gt;geliyor. Birkaç ağır esnemeyi takip eden uykumu böldüler işte. Hikayem burada başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Ne yazık ki uyandım. Ne olduğunu anlayamamıştım. Koku kaybolmuştu. Daha&lt;br /&gt;sonraları suyun altında nefesimi tutarken biri bana çarptığında da böyle hissettiğimi&lt;br /&gt;hatırlayamayacak olsam da. Karanlık gerginleşti, koyulaştı o andan sonra. Boğuk çığlıklar,&lt;br /&gt;kendinden emin sesin keskin kelimeleri  vardı yoğun bir sis duvarının arkasında.&lt;br /&gt;Göremiyordum onları; karanlık konuşuyor zannettiğim de olmuştu bir zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Ellerim ve ayaklarım uyuşmaya başladı. Gözlerim acıyordu. Kendimi çok zayıf ve&lt;br /&gt;savunmasız hissetmeye başlamıştım. Korku dolu gözlerle çevreme bakıyordum nafile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Işığı gördüm. Buradan ayrılmak istemiyordum. Bu kokuyu seviyordum; onlar kokumu&lt;br /&gt;benden çalmışlardı. Şimdi beni çalacaklardı bilmediğim bu karanlık yerden. Kendimi hazır&lt;br /&gt;hissetmiyordum gitmeye, orası her neresiyse. Nefes alamıyordum. Ciğerlerim acıdı. Gözlerim&lt;br /&gt;yaşardı. Boğazım tel tel yandı ve çığlıklarla ağlamaya başladım. Midem bulanıyordu. Hava&lt;br /&gt;yutmuştum. Midemde kıpırdanan kütle beni çıldırtıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Her yanımı sarmışlardı. Ellerimi gözüme siper etmek istedim; beceremedim.&lt;br /&gt;Ağlamaktan başka bir ihtimalim yoktu elimde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Zorla başladı yolculuğum. Sırtından itilip suya atılan, yüzsün diye beklenilen çocukla&lt;br /&gt;kıyaslarsam kim daha hazırlıksız bilmiyorum ama, ben durumumu daha berbat görüyorum.&lt;br /&gt;Sıkıntılı bir geceydi. Gece miydi? Ondan bile emin değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Aradan yıllar geçti. Sokağın başındayım. Kollarım fena ağrıyor artık; dayanamıyorum.&lt;br /&gt; Koltuk değneklerini kenara bıraktım. Banka sersemce oturdum. Yine bir taraflarımı&lt;br /&gt;acıtmıştım. Doğru düzgün oturmayı bile beceremiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Gözlerim hala ışıkta kamaşır. O günleri hatırlayabileceğimi zannetmiyorum. Ama hala&lt;br /&gt;gözlerim kanlanıyor ve acıyor. Ve hala gözlerimde uyunamamış kutsal bir uykunun mirası kol&lt;br /&gt;geziyor. Sessiz sessiz yaklaştı kedi. Gözlerimizi kaçırmıyorduk. Ağır adımlarla yanıma kadar&lt;br /&gt;geldi. Bana bakmaya devam etti. Sonra yanımda oturdu. Kafasını bedenine gömüp uykuya&lt;br /&gt;daldı. Nefes alıp verişini izliyordum. İzledikçe şişkinleşmiş karnına takıldı gözlerim. Gebeydi.&lt;br /&gt;Doğuracaktı. Belki üç dört tane belki de daha fazla yavruyu yaşatmaya çalışacaktı. Kimse&lt;br /&gt;karnını yarıp bu anı rezil etmeye çalışmayacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Yılların ardında bıraktığı izler ellerimde kırışıklara karşılık geliyordu. Ellerimde&lt;br /&gt;kılların ağarmaya başlaması da iyiye işaret değildi. Fırından mis gibi taze ekmek kokusu&lt;br /&gt;gelmeye başladı. Martıların seslerini duydum, göremedim ama onları. Olsalar simitlerle&lt;br /&gt;beslerdim ya, nerede ben de o güç. Kesip atılmış bir parça reçeteye benzettim halimi. Biraz&lt;br /&gt;daha esnettim dudak payıma düşen gülümsemeyi suratımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Yılları devirirken hiç böyle karamsarlaşmamıştım. Hastane koridorlarını çocuk parkına&lt;br /&gt;çeviren yıllar bitmişti artık. Erken emekliliğe akan yıllar da suyunu çekmişti. Sözde rollerimin&lt;br /&gt;hepsini tüketmiştim. Kısacası tamamen açığa alındım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Alıştım alışmasına böyle yaşamaya ya, keşke uykumu bölmeseydiniz. Susmak kabul&lt;br /&gt; etmektir bir gerçeği, ve serinlemektir güçlüklerden kurtulmak. Bir hata beni eksiltti, ruhen&lt;br /&gt;bütün haldeysem de gerçek bu değil bu civarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Ağacın arkasından bir tavşan sıçrıyor. Ufaklığın biri de arkasına takılmış, ter içinde&lt;br /&gt;koşturuyordu. Gülümsemesi içimi ısıttı. Koltuk değneklerimi attım yere. Elli yedi yıl olmuştu.&lt;br /&gt;Bir adım atmadan geçmişti elli yedi yıl. Yapacak hiçbir şey kalmamıştı. Ayağa kalkmaya&lt;br /&gt;zorladım kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Düştüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Sertçe başımı taş zemine vurdum. Acısa da aldırış etmedim. Bir adım attıktan sonra&lt;br /&gt;düşmüştüm. Yüzümde bir tebessüm vardı. Alnım her zamankinden sıcaktı. Gözlerime kırmızı&lt;br /&gt;perdeler hücum etti. Göz bebeklerim yandı. O hep istediğim yarım kalmış uykuya devam&lt;br /&gt;edeceğim zamana çok yakındım. Başım ıslak bir zemindeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Alabildiğimce derin bir nefes aldım. Sakat doğan bir bebeğin kaderine karşı atabildiği&lt;br /&gt;tek adımla elli yedi yıla meydan okumuştum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Kalkamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Ne ağladım ne sızlandım. O andan sonra sadece öleceğim anı bekledim. Tek bir&lt;br /&gt;kelime etmedim. Tebessümüm de bir an olsun yüzümden eksilmedi. Ambulans sesi yoğun&lt;br /&gt;sisten bir duvarın arkasında kalmıştı. Ve oldu! Duydum; kokuyu yeniden duyuyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Görünenin aksine oldukça mutlu bir son oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-1118689303632789374?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/1118689303632789374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=1118689303632789374&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1118689303632789374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1118689303632789374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/o-uyansla.html' title='O Uyanışla'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-5664427290528906646</id><published>2009-06-19T08:29:00.001-07:00</published><updated>2009-06-19T08:29:55.509-07:00</updated><title type='text'>Medcezirin Ayak Sesleri</title><content type='html'>“Sadece kısaca aşk ile elini sıkmıştım; el bir pençeydi. Bu pençe beni esir aldı ve yalnız kalbimi değil, hayatımı tehdit etti. Gerekirse onun için ölür veya öldürürdüm, aşkım öyle akıl almazdı ki. Ve o aşk denenmeliydi. Öfkeli bir Tanrı'ya kurban eder gibi, bir hayat verilmeliydi!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                    MEDCEZİRİN AYAK SESLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            “Sürekli bir şeyler yitiriyor kelimelerim, coşkuları sönüyor ve kuruyorlar; önüne geçemiyorum.”, gözleri sabitlenmişti gözlerine. Söyleyecek kelimeleri vardı ötekinin aklında dudaklarına dolan.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            “Bu doğal, onları özgür bırak!”, dediğinde yağmur ilk damlasını bulutlardan kurtardı. Hızla, gözlüğünün gözüne ulaşamadığı aradan süzüldü damlacık; zamansız bir gözyaşına benziyordu artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            “Bırakmalıyım, anlamsızlıklarından özgürce hikâyeme ulaşsınlar.”, dedi. Durdu bir süre, yerde hareketsiz kuru yaprağın damarlarına daldı gözbebekleri.&lt;br /&gt;            “Anlamsız değiller zaten, ama öksüzler; bilmediğim bir hikâyeden gelen bir fısıltı gibi…”, sahte gözyaşını silmedi, ağlamayı özlemişti. Öyle bir ağlamaydı ki özlem duyduğu, bütün duyguların yoğunlaştığı, her şeyin iç içe geçtiği ve bir olduğu… Devam edemedi düşüncelerinin akışına; damlacığı eliyle uzaklaştırdı gözünden.&lt;br /&gt;            Ağladığını sandı ilkin. Yağmur damlası olduğunu fark edince çok geçti artık, kelimeleri dilinin ucuna gelmişlerdi çoktan; “ Medcezir hayatımız, içimize huzur doluyor ve zamanı gelince onu yitiriyoruz hızla, bilmesek yeniden dolacağını parlayan gözbebeklerimize; yaşayabilir miydik?”&lt;br /&gt;            Konuşmanın sonu gelmişti. Genç adam ellerini ceplerine, adımlarını kaldırım taşlarının girintisine çıkıntısına bıraktı. Diğeri yağmurda bir süre daha bekledi. Sonra o da gitti. Sokak bomboş kalmıştı. Islanan toz çamur oldu, çamurdan bir hikâye doğdu; sahte bir gözyaşının akıl almaz yolculuğu başlamıştı.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Boğazını parçalarcasına öksürmeye başladı. Gözleri kan çanağı olmuştu. Sağ kulağında bir sızı ensesine kadar sinsice sokuluyordu. Sessizleşti. Terlemeye başlamıştı. Şakaklarından ve alnından damlacıklar tenini terk ediyorlardı. İyileşecekti.&lt;br /&gt;            Yatak soğuktu; alnında ter damlaları yastığa ulaşmaya çabalıyorlardı. Kitap elinden yatağın yanına, halıya düştü. Siyah kapağındaki yeşilin tonlarına sarılmış yağlı boya portre gözlerine dikmişti gözlerini.&lt;br /&gt;             “Ben olmanın getirdiği sıradan bir sıradışılıkla uyanıyorum yeniden. Uyku beni alsın, burası bana göre değil!”&lt;br /&gt;            Kar başlamıştı. Bulutlar seyrekleşmiş bir hayli, yine de yeri göğü beyaz sarıyordu yavaş yavaş. Rüzgar hızlanıyordu, uğultusu balkon camını hırpalıyordu. Yorgun bir adımın yardımıyla perdeleri kapattı; biraz daha uykuya yardımı dokunurdu şüphesiz.&lt;br /&gt;            Yağmur dinmedi birkaç gün. Güneş açacak diye her sabah perdeleri araladı. Burnunu çeke çeke yorgana gömüldü ardından. Öksürükleri azalmıştı. Başı da ağrımıyordu eskisi gibi. Uykuya açlığı bile dinmişti bu birkaç gün içinde. Dışarıyı özlemişti.&lt;br /&gt;            Eli birkaç kez kalemine gitti, yazamadı eskisi gibi. Kaybediyordu yeteneğini. Kelimeler ona sırt çevirmişti. Birkaç kağıdı ardı ardına buruşturup attı. O çok istediği hikayesine ulaşamıyordu bir türlü.&lt;br /&gt;            Neden sonra bir güvercin kondu balkonda mermerin kenarına. Göz göze geldiler, sanki ona bir şey diyecekti de gagasına lanet ediyordu diyemediğinden. Pes etti ve kanat açtı birkaç saniye sonra. Balkona çıktı. Rüzgar esmiyordu.  Kuşun kanatları bir ağaçta duruldu. Açık bir davetti sanki, çıkmak istiyordu zaten dışarı. Bahçeye indi hızla. Ağacın altında durdu. Kuşu aradı gözleri bulamadı. Sabahın ilk saatleriydi. Güneş doğmak üzere hazırlanıyordu.&lt;br /&gt;            Bir yaprağa takıldı gözleri; yapraktan ziyade çiğ damlasına…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Düzenbaz yağmur damlası şimdi çamura katılmıştı. Nefes alıyordu, bakıyordu, kokluyordu… Dünyaya gelişi hızla tamamlanıyordu. Kar tanelerini hissetti. Soğuktan irkildi. Bir ağaç buldu kendine, köklerine sarıldı sessizce. Ağacın yapraklarına doldu, damar damar hayat oldu. Şekilden şekle giriyor, bir türlü kendini tatmin olmuş hissedemiyordu.&lt;br /&gt;            Güneşin açmasını, bulutları parçalamasını bekledi. Günler ve geceler boyunca sabırla yaprakta yerleşti. Oturduğu yerden dünyanın nefesini dinledi. Ağacın hikayesini yaşadı, anılarında yeşile karıştı. Bir güvercinin parlak gözbebeklerinden dünyayı alaşağı etti; izledi.&lt;br /&gt;            Bekledi, öğrendi. Zamanı gelmişti. Bir sabah, henüz gün doğmamıştı. Çiğ oldu, damlacık halinde asıldı mağara tavanından sarkan yarasa gibi. Sahte bir gözyaşıydı o, bir göz olmadan anlamsızdı. Bir bedene ulaşacaktı. Bekledi.&lt;br /&gt;            Neden sonra gördü onu; gelmişti. Bekliyordu o da. Yapraktan koptu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Kuş kanadının gölgesinin altında bir pençe vardı hayalini çalan. Halbuki hayalleri gerçek olmuştu sahte gözyaşının gözünde parlamasıyla. Kelimeler gülümsüyor, kutsal bir ahenkle satırlarca dalgalanıyorlardı.&lt;br /&gt;            Tozlanmıştı rüzgar. Hareketsizdi bulutlar. O ana geri döndü gözbebekleri, damlacığı gördü çiğ haliyle. Ve koptu yaprağından, hızla indi yüzüne. Gözünün ucunda yol aldı; parladı. Zihninde bir ses oldu. Beklenen an gerçek oldu.&lt;br /&gt;            Hızla masasının başına geldi. Oturdu. Kalemini eline alınca siyah bir parıltı hissetti; inanamadı. Kağıtta süzülüyordu kuş tüyü misali şimdi. Kelimeler onun değildi, ama bir şekilde ona aitti. İçindeki sesin anlatacak binlerce hikayesi vardı. Sonra durdu. Yazma sırası ona gelmişti. O anın özel olduğunu biliyordu. Hayalleri canlanacaktı; hissediyordu.&lt;br /&gt;            Saçlarından başladı yazmaya; siyah, kör bir karanlıktı rüzgarda savrulan saçları. Ve gözleri mavi, dipsiz kuyulardı çölün ortasında serap sanılan. Yüzünü tasvir etti ardından; tenini, dudaklarını… Rüyalarını süsleyen bedeni yazıyordu. Her ayrıntısında nefessiz kalıyor, onun kokusunu, nefesinin buğusunu duyuyordu. Sayfada kelimeler bir oldu. Sonra yazı tamamlandı. Onu nihayet yazmıştı. Ve aşkı, inanılmaz sevgilinin kollarında kendini yazdı.&lt;br /&gt;            “Ona sahip olacaksın!”, dedi içinden fısıldayan yabancı bir hikayenin sahibi; çiğ tanesi. İnanamadı ilkin, delirdiğini sandı yazısına baktıkça. Büyülenmişti kelimelerin renksiz uyumunda.&lt;br /&gt;            Odanın kapısı açıldı. O buradaydı. Saçlarının kokusuyla gözleri rüyaya daldı. Dudaklarının arasından ölümcül güzellikte bir ses ona hitap etti: “Bedelini kabul ediyor musun?”. Tehlikeyi umursamadı. O karşısındaydı.&lt;br /&gt;            O anda boş bir kâğıda imza attı. Hayatı bir hayalin gerçek oluşuna bedel oldu. Hayalin dudaklarında kendini kaybetti. Zamandan sıyrıldı. Mekanı umursamaz oldu. Parlayan kelimeler söndü; el yazısı masanın kenarından gülümsedi. Sahte gözyaşı istediğini alıyordu. Arzu ettiği beden artık onundu.&lt;br /&gt;            O, artık o değildi; fark edemedi.&lt;br /&gt;            İstediğini almıştı bir damla siluetinde indiği yerkürede. Adım atmanın büyüsüne kapıldı. Duyduğu güzellikleri yaşamak istedi. Görmek istedi bu dünyayı baştan sona.&lt;br /&gt;            Zaman geçti, görülecek ne varsa gördüğüne inandı. Bu dünya görülenin ötesine ev sahipliği ediyordu. Anlayamadığı pek çok şey vardı. En büyüğü de aşktı. Nasıl bir yönelişti bu, nasıl bir sabitleniş; anlayamıyordu. Bedenin sahibinin ruhunu okuyor, okuduklarına düşünceleriyle yaklaşamıyordu. Başka bir zihne nasıl olur da bu kadar saplantılı bir bağlılıkla özgürlüğünü kısıtlayabilirdi ruh?&lt;br /&gt;            Bu saplantılı hal canını sıkmaya başlamıştı. Birkaç yıl kaybolmuş ama bu bağ özünden hiçbir şey kaybetmemişti. Değişmeyen, azalmayan, kaybolmayandan usanmıştı. Bu bedene gelme arzusu devinimi tatmaktı. Değişim yok olmuştu.&lt;br /&gt;            Gitme kararını vermiş, gitme zamanı gelmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Bu kokuyu seviyorum. Kendimi zorlamadan, yavaşça alıyorum burun deliklerimden. Genzimde serin bir esinti oluyor önce, keman taksimi başlıyormuşçasına ince ve içimi okşayan bir havası var. Sonra ciğerlerim kabarıyor, ağırlaşıyor. Koku kanıma karışıyor, her zerremde yer buluyor; beni sarıyor.  Bembeyaz bir buluta sarı çizgilerin vurması gibi bir tebessüm dudaklarımı esnetiyor, karanlık köşelerden birine doğru bakıyorum. Neden sonra, uykum geliyor. Birkaç ağır esnemeyi takip eden uykumu böldüler işte. Hikayem burada bitiyor.&lt;br /&gt;            Sahte bir gözyaşıyla başlayan yolcuğum, kalbimin derin köşelerinden dolup akan kanlı gözyaşımla son buluyor. Gidişiyle onu kaybediyorum. Siyah saçları gölgelere karışıyor. Mavi gözleri bulutların ardına saklanıyor. Şehvet kokan, aralanmış, ıslak dudakları yağmura karışıyor. Bir başıma kalıyorum.&lt;br /&gt;            Sular çekilmeye başlamıştı. Ardından bir yıkımı gözler önüne serdi çekilen sahte gözyaşları. Bilmediğim bir yerde, kaybettiğimi bildiklerimin eksikliğiyle yüz yüzeydim. Hava birazdan kararmış olacak. Ve ayak sesleri geliyor sislerin ardından!&lt;br /&gt;            Boğazına sarılamadığım sahte bir gözyaşı, ne bir yapraktan kopan çiğ tanesi, ne gökten inen aceleci bir yağmur damlası… Onu bulamıyorum. Önce bir hayalden gerçek olup kalbimde yol aldı, sonra sebepsiz çekip gitti. Onu göremiyorum. Medcezir’in ayak seslerini duyuyorum. Orada bir yerdesin, biliyorum. Sesini duyuyorum ama yine de seni bulamıyorum.&lt;br /&gt;            Sessiz başlayan bir hikâyenin hazin sonundan geriye yazılmış bir aşk kalıyor. Çamurda hayat bulan hikâye mürekkeple doluyor, kâğıtta şekilleniyor. Bana kalan hatırası satır aralarından haykırıyor; “bilmediğim bir hikâyeden gelen bir fısıltı gibi…”.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-5664427290528906646?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/5664427290528906646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=5664427290528906646&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5664427290528906646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5664427290528906646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/medcezirin-ayak-sesleri.html' title='Medcezirin Ayak Sesleri'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-3976652853297741700</id><published>2009-06-19T08:28:00.001-07:00</published><updated>2009-06-19T08:28:41.373-07:00</updated><title type='text'>Gökyüzü Ağlıyordu</title><content type='html'>Gözlerine baktım. Işıl ışıl parlıyorlardı. Gözlerim kamaşmış, nefessiz kalmıştım.  Hareket edemiyordum.  Aramızda görünmez bir sınır vardı. Ilık nefesinin tadını hissedebiliyordum ama o kadar, ötesi yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Tık, tık, tık…”, topuğundan çıkan sesler dikkatimi dağıttı; uyandım sanki. Sıkıntı dolu bir yutkunmayla başımı eğdim. Önümdeki yarım yamalak doldurulmuş sınav kağıdına bakmaya başladım. Benim için bir şeyler ifade edemiyordu gözlerimin önünden akan kelimeler. Onlara ne kadar baksam da  göremiyordum aslında onları. Kelimelerin titrediğini gördüm, bana bir şeyler anlatmak istiyordu harfler, anlayamıyordum. Sonra harfler kelimelerin zincirinden kurtulmaya başladı. Her biri kendi yolunu seçti. Şimdi gördüklerim gözümde anlamlanmaya başlıyordu. Siyah bir sabahta uyanmak gibi, boş duvarda aynayla baş başa kalmak gibi kendime söyleyemediğim her ne varsa önümde belirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Yanımda oturuyordu. Bedeninin sıcaklığını duyuyordum. Tekrar gözlerine bakmaya cesaretim yoktu. Terlemeye başladım. Onun sıcaklığı tenimde gözyaşlarıydı. Gözlerimi biraz yana çevirince onun sırasını, pamuk beyaz çoraplarını, tenini, bacaklarını görüyorum. Gizlice bakışımla suçluluk duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Sınav bitinceye kadar topuklar etrafımda sürekli turladı. Gözlerimi kağıttan ayırmaya cesaret edemedim. Kağıtta kelimeler yoktu artık. Harfler vardı. Başına buyruk hareket ediyorlar, duymak istemediğim, kendimden sakladığım ne varsa karşıma çıkarıyorlardı. Artık dayanamıyordum. Buna bir son vermem gerekiyordu.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Zil çaldı, kağıtlar toplanıyordu. Ağır hareketlerle ayağa kalktım. Bana bakıyordu. Sessizce salondan çıktık. Konuşmadan yürüyorduk. Ona söylemek istediğim çok şey vardı; kelimelerim boğazımda düğümlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Kafeteryaya girdik. Bir masaya oturdu. İki çay aldım, dumanları yüzüme ulaşamadan havada kaybolurken masaya oturdum. O şekersiz içiyordu, bense bir şekeri parçalayıp. Çay kaşığım cama değmeden baş döndürücü ritminde kendinden geçiyordu. İkiye ayrılan nehir gibi ortasında çayın bir derinlik, açıklık ortaya çıktı. Şeker parçası yoktu artık. Durdum. Kelimemi azat ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Nasıldı?”, diyebildim onca beklentimin gölgesinde. Sesim beklediğimden kalın çıktı. Bir ürperme anı oldu, olduğu gibi hızla kayboldu.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                “Fena değildi.”, diye geçiştirdi. Konuşmak istemeyen, sıkılgan bir tonda söylemişti. Eliyle saçlarını kulağının arkasına attı. Sessiz ve derinden bir nefes aldı, verirken göğsünün inişiyle bir şeyler parçalandı gözlerimin arkasında; aklımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bu başarısız konuşma girişimi cesaretimi mahvetmişti. Çaylarımızdan küçük yudumlar aldık. Her hareketini takip ediyordum, oysa o benden gözlerini kaçırıyordu. Sanki bilinmez bir yolla onu ezberliyordum. Her anımızı kaydediyor, zihnimde arşivliyordum titizce. Bugünün sayfasını tekrar okuduğumda üzülecektim, dudağımda sönen kelimeleri belki haykıracaktım; geç kalınmış bir haykırış.Gözlerimizin akıl almaz oyunu sonlanıyordu. Çay bardakları boşalmak üzereydi.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                On beş dakika kadar geçti sanırım. Toparlandık, çıktık. Hava sıcaktı, dönemin sonuydu. Her yerde yeşil, her yerde tazelik, yinelenen yenilikler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Adımları ürkek, adımlarım kendinden emin değildi. Diyemediklerim aklımda yaralar açarken bir yandan da durgunluğuna anlam bulmaya çalışıyor, çalıştıkça batıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Neden sonra durdum, o da duraksadı. Korkak bakışlarla gözlerini buldum. Cesaretimi zorla toplamıştım. En güzeli bir anda söylemekti. Sonrasını düşünemiyordum bile. Sonrası olacak mıydı? Hiçbir soruma cevap bulamıyordum.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Yanımızdan insanlar geçiyor, biz duruyorduk.  Zaman bizi kapı dışarı etmiş, sonsuz bir hayatın bir hatırasında hapsolmuştuk. Zamanla sesler ve görüntüler de yok olacaklardı. Hissedebiliyordum. Çıkmazım bir kuyuya dönüşüyor, gün ışığını benden alabildiğine uzaklaştırıyordu. Elim ışığa, eline doğru uzanıyordu ama nafile; sonra karanlık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Tam dudaklarım aralanmışken son bir cesaretle, hızla bana sokuldu. Dudakları dudaklarımla doldu. Afalladım, ne yapacağımı bilemedim. Sonra bıraktım kendimi, sıcaklığını hissetmek görünmez kanatlarla süzülmek gibiydi. Ve tadı, tarifi zor ama eşsiz olduğu kesindi. Sonsuz bir açlıkla öpüşüyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Biz durduk, dünya etrafımızda döndü. Islak dudakları benden isteksizce ayrılırken gözlerine bakabildim. Islanmışlardı. Anlık bir ıslak bakışı ona sarılarak giderdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Kalbi tenimde atıyordu. Titriyordu. Ağlamaya başlamıştı. Başını ellerimle okşayarak kavradım, zorla gözlerimizi birleştirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Ağlama!”, diyebildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Çekingence yan yana durduk. Biraz hızlı olan bu güzel an bizi sarhoş etmişti. Elimi beline utangaç bir istekle sardım. Görünmez duvarımızdan geriye yıkıntılar kalmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Akşam olurken huzurluydum. Soru işaretlerim solmuş, silikleşmiş ve en sonunda da kaybolmuşladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Sonra yağmur başladı. İnce damlalarla çiseliyordu. Bulutlar akşamın gölgesiyle yol alıyorlardı. Damlalar sıcak, gözyaşları gibiydi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-3976652853297741700?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/3976652853297741700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=3976652853297741700&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3976652853297741700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3976652853297741700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/gokyuzu-aglyordu.html' title='Gökyüzü Ağlıyordu'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-5987198092079955247</id><published>2009-06-19T08:27:00.001-07:00</published><updated>2009-06-19T08:27:49.982-07:00</updated><title type='text'>Masmavi Bir Kelime</title><content type='html'>Bir kelimeye ihtiyacım var; bulamıyorum. Öyle bir kelime ki hiç var olmadı.  Yaşamakta olduğum anı, duygularımı yazmalıyım. Anlatılacak bir hikayem var; o kelimeye ihtiyacım var. Öyle kainatın anlamını sığdırmak gibi bir istek değil bu; çarpık duygularımı, içimde esen soğukluğu, damarlarımdaki kırık camların nefes aldıkça içime batışını, gözlerimin buğulanışını anlatsın istiyorum sadece. Ve dahası da var ama olmuyor; yaşamama rağmen anlatırken kelimelerim anlamsız kalıyor. Ne kadar yazarsam yazayım; içimdekini kağıtta görebilmem o kelimeye bağlı. Onunla başlayıp bitiyor bu hikaye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bugün de akşam oldu. Odamdayım. Kapım sıkı sıkıya kapalı. Mavi kefenim duvarlarım, bedenimi kemiren böcekler kitaplarım ve pencerem tabutum. İşte odamı böylesine çok seviyorum. Dokuz katlık yükseklikten şehre bakıyorum. Topraktan alabildiğine uzaktayım. Toprağın kokusunu duyamıyorum. Kokuyordur ama yine eski günlerdeki gibi; çıplak ayak bahçede koşuşturduğum, çamurlu ayaklarla dayak yediğim, ter içinde top oynadığım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bugün içimde tuhaf hisler vardı. Bulutlar daha bir hızlı akıyorlardı gökyüzünde.  Sanki yaklaşmış, yere ineceklerdi. Ellerimi kaldırıp kendimi korumak istedim. O an durup onlara baktım; beyaz pamuk balyaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Her şeye rağmen mavi bir gündü. Güzeldir mavi. Soğuktur bazen buz bazen çağlayan su gibi. Ellerin arasına ıslak dokunuşları vardır mavi damlaların. Serinletir. Hava sıcaktır serinlemek İstediğinde ve hemen kaybolur havayla bir olup renksiz kalan ıslaklığı. Ve gözyaşı da mavidir aslında. Kimse göremez ama biliyorum onlar da mavidir. Tenimden süzülmese de, derin denizlerde can bulsa kim inkar edebilirdi ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bugün gözlerim masmaviydi. Kir içindeki yüzünde parlayan mavi gözleri içimi parçaladı. İki üç kağıt mendil paketini ellerine almış; canı pahasına sıkı sıkıya tutuyordu. Eğildim. Beş lira verdim ellerine, şaşırdı. Mendilleri uzattı, almadım. Sevindi; gözlerindeki alev alev yanan mavi işte o anda içimi dondurdu. Onun parlayan gözlerinde geleceğini gördüm; sönüşünü, çürüyüşünü…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Çocukluğum geldi gözlerimin önüne, mutlu geçen anlarım, koşuşturmalarım… Yemek saatleri geldi aklıma, aç kalacağımı hiç düşünmediğim geldi aklıma, üşümekten titreyip uykusuz kalmadığım geldi aklıma; yün yorganım, annemin sıcacık çorbaları geldi aklıma…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir deste para geldi gözlerimin önüne. Adaletin terazinde bir taraf ağırlaştıkça ağırlaşmış. Onun mavi parıldayan gözleri geldi aklıma, ağlarken düşünemediğim gözleri… Oyun nedir bilmeden sokak köşelerimde titreyen bedeni geldi gözlerimin önüne; gitmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Etkisinden kurtulamıyorum. Ona acımamı dindiremiyorum. Masum bir çocuğun ne günahı var. Onun da güzel bir geleceğe hakkı var. Onun da bir şansa ihtiyacı var. Odamdan çıkıyorum. Dönüp dolaşıp yine masama çöküyorum. Ellerimi yüzüme yaslayıp gözlerimi kapatıyorum. Başka ne yapabilirim ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir kelimeye ihtiyacım var. Ona bir şans, bana bir umut verecek o kelimeye ihtiyacım var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-5987198092079955247?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/5987198092079955247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=5987198092079955247&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5987198092079955247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5987198092079955247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/masmavi-bir-kelime.html' title='Masmavi Bir Kelime'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-7465611851615111241</id><published>2009-06-19T08:26:00.000-07:00</published><updated>2009-06-19T08:27:05.294-07:00</updated><title type='text'>İhtiyar</title><content type='html'>Kendimi bildim bileli şubatlar İstanbul’da soğuk geçer. Onunu geçtik, yarıladık neredeyse bu ayı da. Zaman umursamaz bir tren gibi çakıl taşlarını üzerime savurarak geçiyor. Bakırköy ufak yerdir aslında. O kadar çok insan sıkışmıştır ki içine, kalabalığa baktıkça büyür binalar, sokaklar, caddeler… Sonra sen küçülürsün onun içinde, erir kaybolursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Montumu çeneme kadar sıkı sıkıya kapatmıştım. Beremi güzelce takmış kaşkole ihtiyaç duymamıştım. Hala kollarımda ve bacaklarımda engel olamadığım bir üşüme, hafiften gelen bir titreme vardı. Hızlı adımlarla minibüse ilerliyordum. Dersler çok yoğundu. Başım çatlayacak derecede ağrıyordu. Ah, bir de şu dersler olmasa bu soğukta, evde oturmak varken sokağa adım atar mıydım hiç? Matematik, fizik derken içim sıkılıyor. Köşeyi dönerken kitapçıyı görüyorum. Hem çok üşüdüm hem de bütün gün çok sıkıldım diyorum ve giriyorum içeri, biraz kendime zaman ayırsam çok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Raflarda romanlar itinayla yerleştirilmiş, konularına göre ayrılmış. Aradığım bir şey yok aslında. Bakınıyorum.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Telefonum çalıyor. Evden arıyorlar. Merak etmişler. Saate bakıyorum, yarım saat olmuş geleli, bugünlük bu kadar yeter. Hava kararmış. Bu aylarda hava çok erken kararıyor. Sanki gecenin körü, gökyüzünde bir parça bulut dahi yok, yıldızlar parlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                O sırada yaşlı bir adama gözüm takılıyor. Bastonunda güç alarak yavaş yavaş ilerliyor. Öyle ki her adımda yüzü buruşuyor, belli acı çekiyor. Üzülüyorum haline, elden ne gelir ki? Hızla ilerliyorum. Minibüs tıklım tıklım dolu, nefes almak bile zor. Yaklaşınca eve, kendimi zor bela atıyorum dışarı. Yerler çamur, sözde kaldırımlar yenileniyor. Ne zaman eskidi beş yıl önce döşenen kaldırımlar diyor, devam  ediyorum. Dün mü yağmur yağmıştı yoksa ondan önceki gün mü, karıştırıyorum.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Eve yaklaştım. Sokaklar çok sessiz. Birkaç kedi geçti önümden o kadar. Canlılığa dair bir de perdelerin arkasında yanan ışıklar var. Fazlasını beklemiyorum zaten, alıştım. Apartman kapısından girip zile basıyorum. Bekle ki açsınlar kapıyı. Anahtarımı unutmasam ne olurdu sankİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Elimi yüzümü yıkayıp kendimi kanapenin üzerine bırakıyorum. Bundan güzel an olamaz. Sırtımda uyuşukluğa dönüşen ağrı yavaş yavaş yok oluyor. Bacaklarımda kaslar gevşiyor. Başımın ağrısı azalıyor. Uzandığım yerde uyukluyorum. Yemek saati zar zor sofraya kalkıyorum. Ne yediğimin farkında bile değilim, çok fena uykum var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Sabahın yedisi. Bu saatte başlıyor gün işte. Çantamı sırtlanıp okul yoluna düşüyorum sonra dersane ve evle son bulacak bugün de. Ama anlatmamın nedeni başka. Bugün tuhaf bir olay oluyor. Mezarlığın yanından yürüyorum. Minibüsler dolu, biraz yürürsem açılırım belki demiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Onu gördüm,  yaşlı adamı. Yolun karşısındaydı. Yüzünde acı çeken ifadesi her adımla daha da derinine kazınıyorken ben bakakaldım. Yanımda mezarlık, önümde acılar içinde ihtiyar. Nasıl bir çağrışım, nasıl bir tesadüftü bu. Kenarda durdum, bekledim. Adam ne tarafa gidecek merak etmiştim bir kere.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Mezarlığın önünde durdu, soluklandı. İçeriye girecekti, adımlarını ardı sıra atmaya başladı. Arkasından gitmekteydim. Neden böyle bir şeyi yaptığımı bilmiyordum. Ama kendimi de engellemek için özel bir çaba sarfetmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “İyi akşamlar!”, dedim.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Dönüp bana baktı. Baştan aşağıya ince ince bakarak beni süzdü. Damarları ellerinden fırlamış, yaşlılıktan teninde kahverengi lekeler belirmeye başlamıştı. Parçalanıp toprağa karışacaktı sanki. Titremeleri beni korkutuyordu. Hırıltılı bir sesi vardı. Teni mermer gibi bembeyazdı. Ve bakışları dondurucuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “İyi akşamlar delikanlı! Nasıl yardımcı olabilirim?”, dedi o hırıltıların arasından. Sesi  sessizliği özletiyordu. Ürperdim. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Aslında neden onunla konuşmaya çalıştığımı da bilmiyordum.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                “Yardıma ihtiyacınız olabileceğini düşünmüştüm!”, diyebildim en sonunda. Bakışları beni rahatsız etmeye devam ediyordu. Zihnimden geçenleri okumaya çalıştığını düşündüm bir an. Adam gülümseyince, ifadem suratımda dondu. Anlıyordu. Oradan uzaklaşmak için bir bahane bulmaya çalıştım. Ama tam da bu sırada konuşmaya başladı. Kelimelerini durdurma fırsatım olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Evet, var. Çok teşekkür ederim. Evime kadar bana eşlik edersen sevinirim.”, dedi ve mezarlığın kapısından geçti. Arkasında şaşkınlıktan donakaldım. Gülümseyen gözleri inci dişlerini serbest bıraktı.  Ne yapacağımı bilmiyordum. Evine kadar ona eşlik etme fikri canımı sıkmıyordu ama mezarlığa doğru ilerlemiş olması iliklerimi donduruyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Yanlış tarafa gitmiyorsunuz ya?”, dedim. Sesim istediğim gibi kendinden emin ve tok çıkmıştı. Sesimin çatlayacağından korkmuştum halbuki. Beni bir süre süzdükten sonra başladı konuşmaya:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Sanmıyorum, uzun yıllardan beri rutinimi bozmaktan yana olmadım.”, dedi. Muzip bir gülümseme yüzünde yerleşti. Uzun zamandır gülümsemediği apaçık ortadaydı. Gülümseyince ne yapacağını unutmuş bir yüz vardı. Gülümsemeyeli çok olmuştu sanıyorum ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Sessiz adımlarla ilerledi çamların arasında. Korkmuyordum. Belki biraz tedirgindim ama onu takip etmeye başlamamı engelleyecek gibi değildi. Ardı sıra yola koyuldum. Birkaç dakika sonra yaşlı adam durakladı. Eğildi bir mezarın duvarına oturdu. Soluklanması gerek sandım başta. Sonra bunun tanıdığı bir mezar olduğunu anladım. Mezar taşını okşuyor, sarılıyor, bir şeyler söyleyip duruyordu. Ceketinin sol üst cebinden bir mektup çıkardı. Toprağın üzerine bıraktı ve sonra bir gülü öpüp mektubun yanına özemle yerleştirdi. Ayakta durmakta zorlanan o zavallıdan eser kalmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Mezar taşına eğildim, ismini okudum. “Melahat Perçemli” yazıyordu. Şimdi anlıyorum, boşu boşuna adamdan korkmuştum. Hayal dünyam gerçeklerle bağını biraz daha sağla tutmalıydı böyle zamanlarda. Utandım. Hayat hiçbir zaman masallardaki gibi olmuyordu zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Adamcağız uzun süre eşiyle oturdu. Bir an mektubu ellerine yeniden aldı. Özenle açtı ve kısık, duygulu bir sesle ona okudu kelimelerini. Sonra ağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir zaman sonra fark ettim gözlerindeki ıslak sevgiyi, onu çok özlüyordu. Soramadım. Onu daha fazla üzemedim. Buna hakkım yoktu. Ayağa kalkmasına yardım ettim. Dizleri istemsiz titriyorlardı. Sanki aklına haykıran bedeni oradan ayrılmamak için bu yollara başvuruyordu.Yürüyordu şimdi bana yaslanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir saat sonra evine vardık. Cumbalı ahşap bir konaktı. Arka sokaklarda saklanmış bir saraydı. Kapıya çıkan merdivenleri adımlarken seslendi bana:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Teşekkürler delikanlı!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir şey diyemedim. Bir süre bekledim. O, kapıyı arkasından kapattı. Ben bu aşkın büyüsüne kapıldım. Nasıl bir aşk ki yürüyecek hali yokken dahi her gün yollara düşüyor, ona mektuplar yazdırıyordu.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Cebimden ona yazdığı mektubu çıkardım ve okumaya başladım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-7465611851615111241?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/7465611851615111241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=7465611851615111241&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7465611851615111241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7465611851615111241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/ihtiyar.html' title='İhtiyar'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8981424598631991240</id><published>2009-06-19T08:25:00.003-07:00</published><updated>2009-06-19T08:25:56.759-07:00</updated><title type='text'>Gelinciğe Hasret</title><content type='html'>Durdu. Sakin bir nefes aldı; kafasında bir düşünce soluk soluğaydı. Dilinin ucuna kelimeler geldi; söyleyemedi. Bir meselesi vardı, anlatması gerekti; anlatamadı. Karanlığın yavaş yavaş çöküşünü izledi akşam göğünde; bir hüzün doldu içine. Sinsi bir gözyaşı usulca aktı gözlerinden içine. Derin bir soluk aldı. Yüzü buruştu, sanki damarlarına cam kırıkları dolmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Her güzellik bir gün biter dediler. Kelimeler çok soğuktu; zihninde yaralar açtı. Şimdi kaçmak istiyordu, sadece kaçmak… Bir amacı kalmamıştı burada, duramazdı da bunca yaşanandan sonra! Çocukken yaptığı gibi gözden uzak bir yere saklanıp bütün kalabalık dinene kadar ağlamak istedi; yapamadı. Kalakaldı olduğu yerde; kıpırdayamadı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Görünmeyen eller kollarından kavradı. Hareketsiz kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Sevdi, delicesine hem de. Daha çok gençti. Sevmenin yaşı yok dediler, inandı. Halbuki her şeyin yaşı, her işin erbabı vardı. Sevmek kim o kimdi? Olacak şey vardı bir de sevmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                O sabah mutlu uyanmıştı. Bir başına yaşıyordu. Annesi öleli üç yıl olmuştu; babası desen onu  hiç tanıyamamıştı. Yalnızlığına ayak uyduralı da çok olmamıştı; ama onu gördü, sevdi… Yalnızlığa inattı belki bu aşk; belki vurdumduymazdı hepten. Tene soluksuz saplanan bıçak gibi kapıldı gözlerinin rengine. Bugüne değin nerelerdeydi ki görmemişti onu; nasıl bunca kör olabilmişti veya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “O bana baktı, ben ona. Zamanın aklı karıştı, sektedi bir an. Durduk bir asır kadar uzun, bir soluk kadar hesapsız… Gözlerinde utangaç ışıltı, bende arzular…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Çiçekler bir başka güzel, hayat bir başka renkti o andan sonra. Ne yapacak bilemedi bir an, sonra koyuldu yola, toprağın kokusunda onu duyuyordu adeta. Akşama değin ekti, biçti, belledi toprağı; yorulmadı bir türlü. Şikayet de etmiyordu. Hayat önüne mutluluğu çıkarınca katlanılası zorluklara tahammül ediyordu sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Akşamüstü köy yolunda bir yalnız gelincik ilişti gözünün ucuna. Eğildi; oturdu sonra yanına. Rüzgar başlamıştı; bir, iki derken yapraklarını rüzgara kaptırıyordu gelincik. Dayanamadı, söktü toprağından bir bebekmişçesine aldı kolları arasına; baktı, öptü doyasıya… Allah büyük ya gören olmadı şansına, deli derlerdi sonra. Yoluna devam etti, birkaç papatya ekledi kollarına, demet etti çiçekleri gelincik ortalarında; asaletle parladı solgun ay ışığında kan misali veyahut da aşk…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Gözleri onu aradı köy meydanında, sonra çeşme başında. Aylak aylak evlerin arasına girdi, çıktı. Neden sonra bir duvar dibine sırtını verdi, soluklandı az. Acıkmıştı, yorulmuştu şimdi vardı farkına. Kalktı bir anda, düştü evin yoluna, elinde kaldı demeti; gelincik o anda boynunu büktü, bir yaprağını daha sarf etti çamurlu yola.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Gece sabah oldu; gözleri kan çanağı, bir damla uyku uyumamıştı. Dinlenmeden düşünmüştü sevdiğini; adı neydi acaba diye iç geçirdi en son. Yeni doğan güne baktı, yüzü değil gözleri aydınlandı, içinde fırtına öncesi heyecan, yüzü bembeyaz alabildiğine…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Gelincik solmuş, papatyaların arasında kanlar içince yatıyordu. Onu diriltmek istedi, onu yaşatmak istedi göz yaşlarıyla; başaramadı. Gidenlere alışmıştı ama her kaybında artık kendinden de bir şeyler bıraktığının farkındaydı. Annesiyle büyük bir parçası mezara girmişti zaten, şimdi de ona bu gelinciği veremeyişi duygularını incitmişti. Üzgün bakışlarla yola koyuldu. Çalıştı, terledi, yoruldu; akşama yüz çevirirken gün yine eve geldi. Onu bugün yine görememişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Günler ve geceler boyunca hep onu aradı. Sanki o gün, onun bu köydeki son günüydü. Son gününde onu buldu ve kaybetti. Kim bilir nerede? Kimseye sormaya cesaret edemedi. Huzursuzluk her yanını kapladı. Bu duruma engel olması imkansızdı. Gözlerini açtı ve kapattı. Bunların gerçek olmamasını diledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Sormaktan yana oldu hep onu ama utandı, diyemedi. Bir başına yaşadığı dünyasında bir sevda  aklını yerinden oynatmış, onu sarhoş etmişti. Bu halinden rahatsızlık duyuyordu.  Geçtiği her yolda onu gördüğünü zannediyor, her gelincikle ona kavuşacağını hayal ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Gittin, bunu görmek zor değil. Zor olan gözümün önündeyken seni görememiş olmam. Zor olan yalnızlığıma sıkı sıkı sarılıp senden kendimi istemsizce mahrum bırakmam. Bunu bilmem ve bununla başa çıkamamam.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Mevsim değişti, gelincikler soldu. Kar taneleri yeri baştan aşağı beyaza sardı. Bir kefendi bu kendisi için. Arasına yatmaktı kurtuluşu, bembeyaz bir davetti bu. Dayanılmaz hüznün sonu, görünmez bir baharın eşiğiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Kıt kanaat yaşıyordu. Eli ekmek tutuyordu. Yaşardı yıllarca bu haliyle. Kimsenin eline baktığı da yoktu. Ama olmuyordu, onu gördükten sonra, bağlandıktan sonra ona görünmez halatlarla, başka bir şey düşünemezdi. Aklında onsuz bir an geçmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir gün duydu ki gelin gitmiş civar bir köye. Yıkıldı. Kız onu tanımıyordu bile. Nereden bilsin onu sevdiğini. Laf arasında işitti, anası babası ölmüş de akrabalarına gelmiş, geldiği gibi de gelin olmuş, gitmiş. Duyunca içi parçalanıyor, kalbi dizlerini üzerinde yere bakıyor. O da dünyada yapayalnızmış, meğer birbirlerinin dilini bilirlermiş, hiç fırsatları olmamış konuşmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Gençlik, yaşlılık arası geçen ömrü muamma olmuş gözlerinde.  Zaman adlı ihtiyarla ne kadardır söyleşirmiş, hatırlayamıyor şimdilerde. Kırışan hatları yaşlılığa alametken, hasretle parlayan gözleri tenine ters düşüyormuş. Gözleri dağların ardında bir yerlerde kenetlenirmiş ara sıra, sonra suskunluk nöbetleri başlarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Derken karlar erir, günler uzar, baharla papatyalar açmaya başlarmış. Yıllar da bu hızla ardı sıra akıp gitmiş. Tarladan eve, evden tarlaya geçmiş yıllar. Evlenmemiş; unutmamış. Öyle ya hayat geçiyor, günler birbiriyle yarışıyor. Ama insan direndiğince seviyor, sevdiğince saplanıyor anılara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir gün çalışmam artık demiş. Evini satmış, eşyasını toplamış, düşmüş yollara. Köy köy dolaşmakmış niyeti. Ölmeden önce bir kez de olsa onu görmekmiş isteği.  Yollar uzamış, dağlar kararmış, bulutlar şekilden şekle akmış. Günlerden bir gün gelmiş onun gözlerinde ışıltılar saçılmaya başlamış. Sevda imiş yılların arkasından gözleyen parıl parıl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Beyaz saçların, kararmış gözlerin, pörsümüş tenin ama sensin; hatırladığımdan da güzelsin.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Onu seçmiş uzaktan; elinde su testisi. Başında yemeni, alnında boncuk boncuk ter, bir eli belinde; epey yorulmuş anlaşılan. Uzaktan takip etmiş, girdiği kapıyı ezberleyip köy kahvesine inmiş. Sormuş soruşturmuş bir ev bulmuş. Ama yakın ama uzak bulmuş en sonunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir şilte bir de o; ev bomboşken durmuş ellerine bakmış oturduğu yerde. Yılların izlerine baktıkça anıları canlanmış. Annesinin ellerini tutmuş, özlemiş, ağlamış… Yalnızlıkla yaşamış, öleceğini hissetmeye de başlamış. Yıllar devirmiş geçmişte birçok ama devrilme sırasına da yaklaşmış. Sırasının yaklaştığını gördükçe telaşlanmış, eli ayağı birbirine dolanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Sevmek ölmek ya ölürken sen ol yanımda!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                İçinde sır ettiklerini dökmek, bir kez olsun gözlerinin içine bakmak istemiş. Titreyen ellerini yere vurup bir çırpıda ayaklanmış. Çeşmenin önüne varmış. Duvarın dibine oturmuş, beklemiş. Gece olmuş, sabah olmuş; beklemiş usanmadan. Bir kez olsun kırpmamış gözlerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Açlık susuzluk demiş bedeni, haykırmış. O dinlememiş. Beklemiş. Yaşı varmış epey artık, beden dayanamamış. Olduğu yerde can vermiş. Gözleri çeşmede, açık kalmış. Sabah ayazından soğukmuş şimdi elleri. Tedirgin bir hal kalmış en son, bekleyişi nihayete eremeden hayat ellerini çekmiş teninden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Kader bu ya onu bulan sevdiği olmuş. Bir telaş köyü ayağa kaldırmış. Sonra adamın gözlerini yumayım demiş, günahtır. Gözleri gözlerine bakmış; değmiş sanki birbirlerine. Sanki gözler bedenden ayrılıp dirilmiş, ona gülümsemiş. İrkilmiş ama gerilememiş. Tebessümle göz kapaklarını indirmiş; elleri okşamış adeta kuru, soğuk tenini. O an telaşlı, yorgun yüzü tebessüme, huzura kavuşmuş. Bu an için yaşamış, öldükten sonra karşılaşmış. Kavuşturan ölüm olmuş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8981424598631991240?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8981424598631991240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8981424598631991240&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8981424598631991240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8981424598631991240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/gelincige-hasret.html' title='Gelinciğe Hasret'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-5473850604216415888</id><published>2009-06-19T08:25:00.001-07:00</published><updated>2009-06-19T08:25:26.253-07:00</updated><title type='text'>Ertelenmiş Bir Bahar Sabahı</title><content type='html'>Ağır adımlarla merdivene tırmandı. Önce sağlam basamakları çıktı. Bir iki basamak eskimiş, güven vermiyordu. Dikkatle bastı birine, sonra bir diğerine. Fırçasını beyaz boyaya batırdı ve sanatına başladı. O bir boyacıydı en sade şekliyle. Ama o bütün serzenişlere perde vurmakla görevlendirilmişti. Misal bir delikanlı, “Senin sevdan beni benden aldı Didem” yazmış. Ona bu kelimeleri beyaza döndürmek düşüyordu. O bütün duyguları silebilirdi. Yaşanmışlıklara öyle darbeler indirirdi ki yaşandıklarına dair hiçbir iz kalmazdı zihinlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Birbirini andıran diğer tüm günlerin aksine bugün yorulmuştu erken saatte. Ayakları karıncalanmış, gözleri yaşarmıştı.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Rüzgar aniden başlamıştı. Onu merdivenin tepesinden alıp atmaya yemin etmişçesine esti üstüne. Boya kovası devrildi. Fırçası üstünü başını beyazlatıp başka bir tarafa savruldu. Tutunamadı hiçbir yere. Bir ara duvardan destek alayım dedi, ancak sanatını rezil edebildi. Bu düşüşü durduramadı. Hızlı oldu. Gözleri kapandı. Yüzüne ifadesiz bir bekleyiş yerleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir karga dolaşıyordu etrafta. Bir kanatlanıyor bir baş ucuna iniyordu adamın. Oysa kanat sesleri ve diğer bütün sesler onun için yankılardan ibaretti. Kavrayamıyor, kendine bir türlü gelemiyordu. Neden sonra kan fark edilir oldu. Beyaz boyanın döküldüğü asfaltta ensesinden süzünlen bir iki damar kan belirdi. Sonra akışları kuvvetlendi. Bir çukurluk buldu, doldu kan. O doldu, adam beyazlaştı. Özüne dönüyordu sanki; bembeyaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Oysa o sabah ilk kez bir banka oturmuş çiçekleri seyretmişti. Hayıflanmıştı aynı zamanda neden kendine hiç zaman ayırmadığından. O an huzur doluydu. Arkasına yaslanmış derin nefesler almıştı. Mutluluk yanaklarında hafifçe beliren pembeliklerden gülümsüyordu.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Neden sonra kalktı. Gerindi sabah uyanmış gibi. Saçlarını üstünkörü bir düzeltti. Derinden son bir nefes daha aldı. Havanın çiçek dolu tadı çok hoşuna gitmiş; doyamıyordu.  Ömrünce attığı iri adımları ufalttı. Bu anı olabildiğince uzun tuttu.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Parkın duvarlarına bakmaya başladı sonra. Gençlerin çizdikleri rengarenk desenlere, kimisini anlamlandıramadığı bir dolu yazıya baktı durdu. Uzun uzun düşündü. Onları anlamaya belki sevmeye çalışıyordu denebilirdi uzaktan ama o bir siliciydi; temizlenecek kurbanlarını izliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Sanat müziğinden eski bir parçayı mırıldanmaya başladı. Merdivenini kurarken gürgen ağacıyla göz göze geldi. Tebessüm etti. Ağaç da hafifçe salladı yapraklarını. Ağaca bakarak merdivene ilk adımını atarken erik ağaçları geldi gözünün önüne. Çocukluğunda erik aşırdığı ağaçlar, gülümsemesinin güneş gibi parladığı, göz bebeklerinin yıldızları andırdığı, ellerinden damarların taşmadığı o günler geldi aklına. Bu kez de göğsü derin bir iç çekişle hareketlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Birazdan duracaktı kalbi. Kanı damarına sığmayacaktı. Habersizdi. En güzeli de buydu. Giderken güzellikleri en güzel şekilde andı. “Elveda!”, diyemedi ama diyecek kimsesi de yoktu zaten.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-5473850604216415888?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/5473850604216415888/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=5473850604216415888&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5473850604216415888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5473850604216415888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/ertelenmis-bir-bahar-sabah.html' title='Ertelenmiş Bir Bahar Sabahı'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-1069114675994226839</id><published>2009-06-19T08:24:00.001-07:00</published><updated>2009-06-19T08:24:51.732-07:00</updated><title type='text'>Sözlerini Unuttuğum Bir Şir</title><content type='html'>Sonsuz bir an başlamıştı. Yürüyorduk. Yağmur dinmişti. Havada toprak kokusu buram buram sarıyordu bizi. Üzgündüm. Ama yüzümden belli olmuyordu. Belki bir parça hayal kırıklığı seçilebilirdi. İfadem donmuştu. Diğerleri ne durumda bilmiyordum. Gözlerimi kaldırım boyunca sürükledim. Herhangi birinin de fazlasını yapabildiğinden şüpheliydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir şiir var aklımda. İrkiliyorum, sözler çok tanıdık. Hatırlayamıyorum. Bendeki duygu fırtınalarını sözlere sığdıramıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Sağ elim cebime gidiyor. Telefonuma dokunuyorum. Olmuyor. Onu arayamıyorum. Sonra boş yere sıkıyorum ellerimi; kendimi başarısızca cezalandırıyorum. Nefes alışverişim hala düzenli. Duygusuzlaşıyorum. Yüzüme ıslak bir rüzgar vuruyor. Daha fazlası olmuyor. Zaman geldi. Önce kalbimde ağırlık maskesiyle bir ağrı başlıyor. Tenim hızla terliyor. İçten ısınan vücudum bir adım daha atmak istemiyor. Görüyorum çünkü; geldik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Onu arayamadım. O, cevaplayamazdı. Yüzüme yağmur doluyor, gözyaşlarımı perdeliyor. Yutkundum işte tam o anda ve birkaç anı canlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Ağlamayı o kadar istediğim bir an daha olmamıştı. Rüzgar gözlerime vuruyor, uykusuz gözbebeklerim kanlanmış, acıyordu. Gözlerim ıslandı, ağlayamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Öldü. Ne kadar acı olsa da gerçek bu. Ezgi artık yok. Gitti. “Elveda!”, demeyen bir sonla gitti. Son anımızı bilmeden yaşadık. Ölümün bizi ayıracağını hesap edemeden vedalaşmıştık. Yıllar süren bir dostluk kana bulanmıştı. Yirmi yaşını göremeden, bir arkadaş cenazesinde saf tuttuk. Gözlerimizde yanan hatıraların külü ve ateşle duman duman gözlerimizi buğulayan gözyaşlarımız. Çok erken bir son bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Berbat haberi alışımla yıkıldım. İlkin inanamadım. O, ölemeyecek kadar hayat doluyken nasıl oldu anlayamıyorum? İçimi ısıtan gülümsemesi, hayat dolu gözbebekleri şimdi yok. Şimdi her şeyiyle beyazlaşıyor, soğuyor, çürüyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Hiçbir açıklama durulmama yardımcı olamaz. Yazlık, bütün site şimdi sessiz. Her yaz birlikteydik. Şimdi aylardan ocak. Issız olur ya buralar, şimdi bir de matemimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Yaşanan her şeyin bir kabus olmasını istedim. Olmadı. Zaten gece uyuyamadım. Sabah inanamayarak önce pencereden, dokuz kat mesafeden İstanbul’un uyanışına; sonra aynaya, yıkılmış halime baktım. Kırışıksız yüzüm ifadesizdi. Her ne varsa gözlerimden haykırıyordu. Gözlerim kan çanağıydı. Birlikte geçmiş bir çocukluğun bütün masumluğu kanlar içinde kalmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Yüzümü defalarca yıkadım. Sanki yeterince yıkarsam ifadenin karanlığını temizleyebilecektim. Hala inanamıyordum. Bu saatten sonra ne gelirdi ki elimden? Elimden gelen bir şey vardı; acımı dindirmesi için ellerimi açmak, dualarla yalvarmak. Başka bir çıkış bulamıyordum. Gözyaşlarından bir denizde, kalbimden sevgimi ayaklarımın altına alıp, anılarımı yiyerek bu adada ölmek için yaşayacaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Aynada tekrar ve tekrar kendime baktım. Gözlerimdeki dingin karanlığın bakışından nefret ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Odama girdim. Siyah neyim varsa giydim.  Tek renk olacaktım; siyah. Sonra pencereden yine dışarıya baktım. Herkes ayrı bir telaş içindeydi. Acımı yalnız yaşıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Evinden içeri girdik. Onu gördüğüm, onunla olduğum her köşe şimdi sahipsizdi. Annesi gözyaşlarına boğulmuştu. Bana baktı. Ona bakarken gözyaşlarım gözlerimin arkasına doldu. Islandı yine gözlerim. Kendimi tuttum; ağlamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Ezgi yok artık. Eren, Eizgi yok artık! Gitti. O yok artık.”, sonra ağladı. Sözleri, ağlamasıyla içimi parçaladı. Gözyaşlarımı tutamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Sonsuz bir andı. Ağlamam hiç durmayacak gibi geldi. Hızla çıktım evden. Duramazdım. Sarsak hareketlerle gözlerimi sildim. Gökyüzüne baktım. İçimden sordum soru işaretlerimi. Derin nefesler aldım. Gözyaşım dursa da acım arttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Biz bir ömür yazlarımızı paylaşmıştık. Peki yaz yeniden geldiğinde ne yapacaktım? Ne yapacaktık? Sessiz evlerin arasından sahile indim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Yaz biterken en son ikimiz kalmıştık. Şimdi oturduğum kayada oturuyorduk. Yan yana şimşeklere bakıp yağmuru bekliyorduk. O, sigara içiyordu. Sonra üşümeye başlamıştı. Ben de hırkamı çıkarıp omuzlarına örtmüştüm.  Konuşmaya doyamamıştık. Oradan buradan derken saatler geçmişti. O anın bitmesini neden bu kadar ertelediğimizi görüyorum. Ayaklarım beni caminin avlusuna dek istemsizce sürükledi. Karşımda, tabutun içindeyken dayanamıyordum. Ağlamak istedim, ağlayamadım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-1069114675994226839?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/1069114675994226839/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=1069114675994226839&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1069114675994226839'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1069114675994226839'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/sozlerini-unuttugum-bir-sir.html' title='Sözlerini Unuttuğum Bir Şir'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8471410227398502088</id><published>2009-06-19T08:23:00.001-07:00</published><updated>2009-06-19T08:23:58.664-07:00</updated><title type='text'>Beyaz Bir Gece</title><content type='html'>Yaşam bir sahne, gözler üzerimde. Bir anlık ürpermeyle gözlerim donuklaşıyor. Yinelenen ve yenilenen her şey başımı döndürüyor. Gözlerimi kaparsam sanki karanlık, yosun kokan, dar bir kuyunun dibine yuvarlanacağım. Dakikalar birbiri ardına akıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Kahvede bir sandalye; üzerine yığılmıştım. Önümde buruşmuş, eski bir gazete; gözlerim de sayfanın üzerinde. Ne olduğunu anlamadığım bir cümleyi, köşeyi okuyorum. Çayımın sonuna vardım bu yudumla. Kaşığı tabağın kenarından  alıp bardağa sessiz sedasız bıraktım. Belki de çay kaşığı fark etmedi bu hareketlenişini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Ahşap masa damarlarından çatlamış, çürümeye başlamış. Bacaklarından biri kaşınıyor olsa gerek. Bir karınca hızlı hızlı tırmanıyor o bacaktan yukarı, bana doğru. Karıncayla göz göze geldik sandım. Konuşmak istedim, acelesi vardı. İşine bir anlık arasından sonra devam etti. Aradan yarım saat kadar zaman geçtikten sonra masadan bir parça şekeri yüklenip aşağı inmeye çalışıyordu. Bense hala oturuyordum olduğum yerde. Çayım üç kez daha tazelenmiş. Dışarıda yağmur başlamıştı. Gece okşuyor da diyebilirdim dövüyor da, yağmur damlaları dolunaydan kısılmış sönük yıldızlar gibi parlıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Ağacın topraktan köklerini toplayıp ayaklanmasına benziyordu masadan kalkışım. Ayaklarım uyuşmuş, bacaklarım tutulmuştu. Sandalyeden ceketimi alıp sırtıma attım. Masaya üç lira atıp kapıdan sokağa, yağmura çıktım. Islandıkça uyandım, ısındım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Karıncadan yavaş, zamandan hızlı yürümeye koyuldum. Elimi cebime atıyorum; boş. Ay sonuna çok var. Nasıl geçer şimdi onca gün? Akşam havası serin, içimde bir huzursuzluk var. Fabrikanın gündüz duman soluyan bacası beden bulmuş kabusun dehşet saçan bir uzvu gibi görünüyor gözüme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bugün tezgahtayken haber geldi. Fabrika kapanacakmış. Bu ay sonmuş. Ne yapacağımı bilemedim. Eve nasıl giderim bilemedim. Kazandığım iki kuruş bir şeyken, o da yok şimdi; kabullenemedim.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Duvarın başından önce dolunaya sonra sönük yıldızlara baktım. Eninde sonunda fabrikanın bacasında kitlendi gözlerim. Beni atsınlar istedim kara kazanlara, duman duman hiç olayım istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Hava iyiden iyiye soğumuştu artık. Yağmur ha durdu ha duracak. Kaçmayı çok istedim aslında, olmadı. Eve yöneldim. Yüzlerine bakamadım. İki kaşık yemek yiyemedim. Devrildim bir kenara, uyur gibi kapattım gözlerimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Beyaz gecede uyunmuyor. Bu gece de sabahı ettim. Gün ışımadan düştüm yola. Fabrikanın kapısında durdum, bekledim. Gün ışıdı, kepenkler açıldı. İnsanlar gelip geçti. Fabrikanın kapısı hiç açılmadı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8471410227398502088?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8471410227398502088/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8471410227398502088&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8471410227398502088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8471410227398502088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/beyaz-bir-gece.html' title='Beyaz Bir Gece'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-6053674595815399557</id><published>2009-06-19T08:22:00.000-07:00</published><updated>2009-06-19T08:23:08.212-07:00</updated><title type='text'>Görülünce Biter Hikaye</title><content type='html'>Aslına bakarsanız her şey böyle olsun isterdim. Halimden memnunum. Bana çok kızdığını biliyorum. Ama o da zamanla anlayacak, umuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                O günü dün gibi hatırlıyorum. Koridorda zamansız bir basıklık, karanlık vardı. Havadan olsa gerekti. Henüz sabahın dokuzu, hava alabildiğine bulutlu, yağmur durmadan yağıyordu. Artık erteleyemeyeceğimi o an fark ettim. Kararımı verdim. Önceki gece pek iyi uyuduğum söylenemezdi. Gözlerim kanlanmış, acıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Onu gördüm. Merdivenin başındaydı. Nefesinin ılık tadını duyuyordum adeta. Saçlarında açık pencerenin esintisi, yüzünde sabahın durgunluğu gülümsüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bin bir çelişkinin kararsızlığında yaklaştım. Etrafımdakileri görmüyordum artık. Derinden bir şarkının nağmeleri yükseldi. Beyaz, soğuk duvarlar canlandı. Nereden filizlendiği anlaşılmayan laleler yükseldi. En yakındaki ateş gibi, sonraki menekşeyi kıskandırırcasına açtı. Hayallerim benimle kurallarını unuttuğum bir oyunu oynuyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir şarkının beklenen anı, yükselen nağmeleri gibiydi. İçimde isimlendiremediğim bir şeyler uyanıyordu. Seviyordum ama bilmeden, anlamadan. Öyle ki sevgim hissettiklerimden geliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Güzel bir uykunun sabahı kadar yumuşak ve rahattı düşüncelerim. Sonra merdivenden inmeye başladı. Sarmaşıklar kaplamıştı her basamağı. Tozlu, kırık camlar yılların feryadını susturuyordu. Çürümüşlüğün sesini beyaz bir kelebeğin kanat sesleri parçaladı. Kimse bu gizli savaşı göremedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Merdivenden iniyordum. Nefesimi kontrol altında tutamıyordum. Kalbimin ritmi bozulmuş, bu deliyi zaptedemiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Nasılsın?”, dedim. Sesim istediğim gibi biraz durgun, düşünceli ve ölçülüydü. Bu kadarı da bir kelimeye ancak şimdi sığardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bakışı ilkbahar sabahı melteminin okşayan esintisinden farksızdı. Düşüncelerim açık camın önünde unutulmuş kağıtlar gibi dalgalandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Çok uykum var, senin de varmış gibi görünüyor. Açılırım ama birazdan…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Kelimeleri, kelimemle uçsuz bir akışa başladı. Bir yerden sonra ne dediği değil de nasıl dediği dikkatimi çekti. Mimiklerini takip etmiyor, sanki onu yaşıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Sonra aniden durdu. Ona kesintisiz baktığımı; bir şeyler, bir farklılık olduğunu anladı. Bu farkın adını aklına getirdi, bir heceydi, kendine söyleyemedi. Söylememi istiyordu ya da masum bir kendini kandırıştı benimki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Madem ki buradayım. Madem ki birlikteyiz. Bu anı birçok kez aklımın girintili çıkmazlarında yaşamıştım. Ne yapacağımı bilmez olmuştum. Ezberden hareket edemiyordum. Bilmediğim bir renkti, bilmediğim bir şekilde oynuyordum. Halbuki sahneye isteyerek çıkmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Elini tuttum. Gözlerine baktım. Masum bir gülümsemesi vardı. Bir kelime zannederdim. Ona da gerek yokmuş. Bir hikaye gözle başlar görülünce son bulurmuş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-6053674595815399557?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/6053674595815399557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=6053674595815399557&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6053674595815399557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6053674595815399557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/gorulunce-biter-hikaye.html' title='Görülünce Biter Hikaye'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-6310583626554018753</id><published>2009-06-19T08:21:00.000-07:00</published><updated>2009-06-19T08:22:24.367-07:00</updated><title type='text'>Beyaz Sessizlik</title><content type='html'>Sahildeydik. İrili ufaklı taşları yerinden oynatıp yengeç yakalıyorduk. Yassı kafalarının üstüne işaret parmağımızla bastırıp önce hareketsiz bırakıyor, sonra da baş parmağımızla altlarından kavrayarak elimize alıyorduk. Büyük bir şey başarmanın, avlanmanın çoşkusunu çocukça yaşıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Hava çok güzeldi. Dalgalarda güneş göz kırpıyordu. Mutluyduk. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Hava kararıyordu. Herhalde sekizi geçiyordu saat. Yakaladığımız yengeçleri suya atmakla eve götürmek arasında kalıp, ufak bir tartışmaya tutuştuk. Sonunda hepsini denize fırlattık. İri taşlara benziyorlardı ama görünüşlerinin aksine suya yavaş yavaş batıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Yorulmuştum. Bütün gün taşları kaldırıp indirmekten kollarım ağrımıştı. Omuzlarım öne düşmüş, küçük adımlarla ilerliyordum. En arkada kalmıştım.Herkes bu güzel yorgunluğun tadını çıkarıyordu. O sırada gözüme çarptı; bembeyazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir an sonra hepimiz onun etrafında toplanmıştık. Birbirine karışan bir ton soru duyuluyordu. Hem onu çevrelemiş hem de görünmez bir sınır çizmiştik onunla aramızda. Yaklaşmıyorduk. Bilmediğimiz bir şeydi. Anlatılan ama hayatta hiç karşılaşmadığımız bir gerçekti bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Kızlardan biri ne olduğunu anlar anlamaz çığlık atmaya başladı. Diğer kızlar da ona katılmaya başlamışlardı. Sonra önümüzdeki çalılardan gürültülü bir şekilde hışırtılar gelmeye başladı. İşte o anda kusursuz sessizliği yaşadık. Kelime öbeği kağıdı aşıp anlamıyla özdeşleşmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Ete kemiğe bürünmüş bir telaş bizi sarmıştı. Kıpırdayamıyorduk. Görünmez bağlarla hapsedilmiştik bu yere. Dili salya içinde sarkan, parlak sarı gözlü, simsiyah bir köpek üzerimize atıldı. Havayı yırtarcasına hızlı oldu her şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir anda bağlarımızdan kurtulmuş delicesine kaçıyorduk. Nefes nefese, ter içinde en yakındaki evin kapısına doluştuk. Korkuyla arkama baktım. Yirmi metre kadar ileride gördüm köpeği. Daha fazla yaklaşmayacaktı, sadece bizi izliyordu. Soluklarımız düzene girmeye başlamıştı. Şimdi hepsi dikkatle köpeğin bir sonraki hareketini bekliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                O şey ağzındaydı. Geldiği gibi hızla çalıların arasında kayboldu. Ne gördüğümüzü biliyorduk; bir el.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Korkuyla birbirimize bakıyorduk. Ne diyeceğimizi bilmiyorduk. O yoldan her geçişimizde belli belirsiz bir tedirginlik parlıyordu içimizde ama kelimelere dökemiyorduk. Sanki bahsedince gördümlerimiz tekrar olacakmış gibi bu olaydan hiç bahsetmedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Aklımdan çıkmıyor. Beyaz bir el, köpeğin ağzında duruyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-6310583626554018753?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/6310583626554018753/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=6310583626554018753&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6310583626554018753'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6310583626554018753'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/beyaz-sessizlik.html' title='Beyaz Sessizlik'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-9166027243227984315</id><published>2009-06-19T08:20:00.000-07:00</published><updated>2009-06-19T08:21:27.946-07:00</updated><title type='text'>Geri Dönen Zaman</title><content type='html'>Biraz sonra zaman duracak sanıyorum. İki kelime arasında bir saniyede duraklayacağım. Zamanın dışında kalacağım. Belki de ihtiyar beni kapı dışarı edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Paltoma daha da sıkı sarılıp yürümeye devam ediyorum. Korktuğum gibi bir şey olmadı. Hiç değilse şimdilik olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Dikkatle kaldırıma bakıyorum. Sanki her bir karesini görmek bana bir şey kazandıracak. Sadece boş boş bakıyorum. Anlık bir esintiyle titredim. Gözlerimi göğün dingin maviliğine çevirince merak ettim; ne zaman kar yağacaktı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Burnumu çekmeye de başlamıştım. Hasta hasta geçecek bir kar tatili hiç fena olmazdı aslında. Uzanmaya, sadece boş boş uzanmaya, göz kapaklarım ağırlaşınca kendimi uykunun şefkatli kollarına bırakmaya ihtiyacım vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir metre kadar önümde, kaldırım taşlarının arasında onu gördüm. Eğildim. Özenle onu yerden aldım. Biraz çamura bulanmıştı. Elimle temizledim. Cüzdanıma koydum.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Uzun zamandır aradığım bir şeyi bulduğumu hissediyordum. Sanki kaldırımda beni beklemişti oraya düştüğünden beri. Ve belki de isteyerek benim yolumun üzerine düşmüş, meraklı gözlerden de saklanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Kendimi her zamankinden daha şanslı hissediyordum. Özgüvenim tamdı. Kendime fazlasıylagüveniyordum. Sanki bu şekilde hissetmek için hep onu beklemiştim. Tamamlanmıştım sonunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir kar tanesi gözlüğümün arkasından sol gözüme sokuldu. Onda gözyaşımın ıslaklığını hissettim. Bu sahte gözyaşının parıltısında bir şeyler saklıydı. Söylemediğim bir şey vardı; söyleyemediğim. Uzaklardan bir ses geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                On dakika geçmişti ki zamansız açmış bir çiçek kar tuttu. Rüzgar şiddetlendi. Onun sesini duyuyordum. Bundan emindim. Sonra içimi ısıtan bir duygu fırtınasına tutuldum. Cebimden gelen bir sıcaklıktı bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Cüzdanı dikkatle açtım. Zara dokunamadım. Parlıyordu. Bütün noktaları kırmızı deliklere dönüşmüştü.  Her birinden alevler yükseliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Neden sonra ses daha anlaşılır ve daha onun oldu. Ses, zardan geliyordu. Yılların arkasından bana sesleniyordu. Üç yıl önce dolmuş kum saatinde taneler bir kez daha hayat buluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Buradayım. Seni ne kadar özledim bilemezsin. Gelişim çok zor oldu ama önemli değil. Artık buradayım, seninle bir ömür boyu; bitmezcesine…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Zardan saçılan ışıklar büyüdü ve beni sardı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-9166027243227984315?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/9166027243227984315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=9166027243227984315&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/9166027243227984315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/9166027243227984315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/geri-donen-zaman.html' title='Geri Dönen Zaman'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-3515595606548115437</id><published>2009-06-19T08:17:00.000-07:00</published><updated>2009-06-19T08:20:28.363-07:00</updated><title type='text'>Anahtar</title><content type='html'>Bir şeyler söylüyordu. Kırmızı bir kazak giymiş, altındaysa uzun, siyah bir etek. Ne dediğini umursamıyordum. Yaptığından zevk alıyordu. Gözlerinde belli belirsiz bir gülümseme vardı. Jest ve mimikleri onu tamamlıyordu. Kulağıma tek tük kelimeler geliyor, ses tonu git gide yükseliyordu. Etrafımda bir uğultu başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                İşte o anda hayal kapısını görüyorum. Eski, ahşap, kırık dökük bir kapı bu. Aslında yerli yerimde oturmaktayım ama bedenimden sıyrılıp ayaklanmıştım çoktan. Tokmağından bir ışık geliyor. Benim açmama fırsat vermeden aralandı kapı. Mavi bir ışık yüzümü aydınlattı. Işık bir insandı sanki, ellerini bana uzatıyordu. Beni davet ediyordu. Dalgaların yorgun kayalara sürüklenişini duyuyordum ve martıların çığlıklarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Garip bir andı. Işığa doğru adım atmaya başladım. Arkamda bıraktığım gerçeklikle tehlikeli bir oyun oynamaya başlıyorum. Umursamazlığın doruğundayım. Mavi ışık tuz kokuyordu, ıslak dokunuşları vardı. Parçalanmış köpüklerden süzülen damlalardı onun dokunuşları. Beni bir anda büyülemiş, kendisine çekiyordu. Karşı koyamıyordum. Karşı koymak istemiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Artık ışığın bir parçasıydım. Onunla bütünleşip sonsuz güzelliğin içime işlemesine izin&lt;br /&gt;veriyordum. Bunca yılın yorgunluğunu basitçe verilen bir nefesle atmış kadar hür ve huzurluydum. Ruhumda filizlenen çiçekler gökkuşağını kıskandırıyordu. Ve dalgaların vurduğu sahildeydim. Arkama bakmadan ilerliyor, bu anın her dakikasını özümsüyordum.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Birbirinden güzel çiçekler etrafımı sarmıştı. Uzaklardan sessiz sedasız gelen bir su denize karışıyordu. Yanında insanlar gülüp eğleniyorlardı. Burada huzur sonsuzdu. İnsanlar her istediklerine sahipti. Sahip olduğundan fazlasını isteyen de yoktu. Ve benim isteğim buradan, sadece burada olmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bir karanlık gölge düştü gözbebeklerime. Bedenime bir şeyler oluyordu. Adımlarım kapıya ulaşmadan bedenimdeydim yeniden. Koparılmıştım. Solmaya bırakılmış güzel bir çiçek gibi ellerindeydim. Beni hapsetmişlerdi kendi düzenlerinde.Omzumdan tutmuş sarsıyordu. Beni zorla buraya getirdi. İstemeye istemeye nefes aldım. Uykum kaçmıştı. Dilim kurumuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                O kapıdan geçemeyişim aklımı kurcalıyordu.Her yaptığım işte aklımda burada olmamalıydım düşüncesi filizleniyor, durgunluğum daha katıksız, huzursuzluğum daha derin oluyordu. Yoğun tuz kokusunu  ve mavi ışığı unutamıyordum. Islak dokunuşuyla rüzgar beni deli ediyordu. Burada olmamalıydım. Ben buraya ait değildim.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Eve dönmek üzere bir iki kapı aşıp gökyüzünün altına kavuştum. Yağmurun tenimle dansı artık eskisi gibi hissettirmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Arabadan erken indim. Biraz yürümek istiyordum. Temiz olmasını önemsemediğim havaya ciğerlerimin ihtiyacı vardı. Ve de yürümeye ki bu beni karanlıktaki halimden çekip alacak güzel bir yoldu. Derken bir ses geliyor; suya düşen ya da atılan bir taşın sesi bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Oraya yaklaştığımı hissediyorum. Belki de oradayım ama göremiyorum. Kapının bir&lt;br /&gt;daha görünmesi için yalvarıyordum sessizce. Çılgın bir istekle etrafıma bakıp durdum. Hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Üzgün şekilde eve giren metal, soğuk kapıdan girdim. Yorgun halde kendimi yatağa bıraktım. Uzun süren uyku belki beni kendime getirirdi. Olmadı. Hayal kapısı hep aklımdaydı. Onu düşüncelerimden uzaklaştıramıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Neden sonra mavi bir gülümseme hissettim ruhumun en karamsar köşesinde. Yeşile boyandı bütün karanlıklarım. Ve mavi gülümsemem, içimdeki bütün sarı sıkıntıları birden yeşil umut filizlerine çevirdi. Mavi bir şimşek odamı aydınlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                İçten gelen bir gülümseme yüzüme yerleşmişti. Sonra avcumun içinde bir soğukluk hissettim; bu bir anahtardı. Dikkatle inceledim. Bu o kapının anahtarıydı. Kapı onu bulmamı istiyordu. Benim için her zaman açık olacaktı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-3515595606548115437?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/3515595606548115437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=3515595606548115437&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3515595606548115437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3515595606548115437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/06/anahtar.html' title='Anahtar'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-6193816583074027335</id><published>2009-01-26T11:58:00.000-08:00</published><updated>2009-01-26T12:02:43.907-08:00</updated><title type='text'>Ansızın irkildim; sana aşığım!</title><content type='html'>Ölümhanedeyiz,&lt;br /&gt;Ölmeye doğuyoruz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sabah,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun gecenin sabahında&lt;br /&gt;Şimdi ilk ışıkta&lt;br /&gt;Yine başlıyor huzursuzluklar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyanmak yanılsamadan ibaret,&lt;br /&gt;Aslında derin uyku bitmiyor,&lt;br /&gt;Anbean devam ediyor,&lt;br /&gt;Durmadan, aksamadan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havaya bakıyorum, karanlık hala,&lt;br /&gt;Balkon kapısını açıp,&lt;br /&gt;Soğuğa bırakıyorum kendimi,&lt;br /&gt;Titreyerek atıyorum uyuşukluğumu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sabah,&lt;br /&gt;Her zamanki gibi&lt;br /&gt;Daha önce olmamışçasına…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kainatta ansınız dalgalanmalar,&lt;br /&gt;Zaman şimdi bükülüyor,&lt;br /&gt;Yaşananlar perdeleniyor, ansızın,&lt;br /&gt;Dünde bugün ölüyor,&lt;br /&gt;Aksamayan zaman tökezliyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bin bir direk sarnıcında bir damla,&lt;br /&gt;Nemli sıcağında düşüyor,&lt;br /&gt;Cennet’ten düşüşü anımsatırca,&lt;br /&gt;Bir yandan üzgün,&lt;br /&gt;Bir yandan özüne döndüğü fikrinde,&lt;br /&gt;Çelişkisi derin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki bir uyku doluyor,&lt;br /&gt;Bilinmeyen bir haznede,&lt;br /&gt;Tarif edilmez kabuslar,&lt;br /&gt;Bürünüyor ete ve kemiğe…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an bitiyor, ölüyor,&lt;br /&gt;Sessiz, son bir nefes,&lt;br /&gt;Sonra hiçlik,&lt;br /&gt;Karanlık, uslanmazcasına,&lt;br /&gt;Geçen zamanda artınca,&lt;br /&gt;İki kızıla çalan gözyaşı,&lt;br /&gt;Bakar insan ardından,&lt;br /&gt;Geçen güzelliklerin,&lt;br /&gt;Ve sen, aklımda kaldın,&lt;br /&gt;Bir andın sanki,&lt;br /&gt;Geçtin hızla hayatımdan,&lt;br /&gt;Mavi gözlüm,&lt;br /&gt;Bekle sarıya çalan saçlım,&lt;br /&gt;Busesine yandığım,&lt;br /&gt;Duygum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgarı hissediyor musun?&lt;br /&gt;Uzaklardan periler sesleniyor,&lt;br /&gt;Gecenin ayazında&lt;br /&gt;Höyüklerinden ayrılıyorlar,&lt;br /&gt;Ateşler yakıp,&lt;br /&gt;Dans ediyorlar,&lt;br /&gt;Kendilerinden geçiyorlar,&lt;br /&gt;Gecenin karasında,&lt;br /&gt;Dün gece gibi…&lt;br /&gt;Beni çağırıyorlar,&lt;br /&gt;Sırra karışmaya, bir davet bu,&lt;br /&gt;Reddemiyorum,&lt;br /&gt;Açılan kapı ve artık ben yokum,&lt;br /&gt;O taraftayım,&lt;br /&gt;Hayallerim gerçek oluyor,&lt;br /&gt;Sonun başlangıcındayım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;V&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dert gelir geçermiş,&lt;br /&gt;Miş diyoruz durmadan,&lt;br /&gt;Ve durmadan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra sert bir rüzgar,&lt;br /&gt;Heybetiyle başımda; söğüt ağacı,&lt;br /&gt;Ne yek sağa ne de sola,&lt;br /&gt;Dallar kaosun tezahürü,&lt;br /&gt;Her biri ayrı serzenişle,&lt;br /&gt;Sanki dallar gövdeden kurtulsa,&lt;br /&gt;Önce beni,&lt;br /&gt;Sonra alemi saracak,&lt;br /&gt;Korkunç bir çırpınış onunki,&lt;br /&gt;Ve kamçılıyor yeri göğü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adımlarımı sıklaştırıyorum,&lt;br /&gt;Sonra yağmur başlıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çare benim sandığım anda,&lt;br /&gt;Sen çıktın karşıma,&lt;br /&gt;Bir bir hayal ışığında,&lt;br /&gt;Geceler sabaha bağlı,&lt;br /&gt;Bir ıslak gözden yaştın akan,&lt;br /&gt;Mendil beyaz,&lt;br /&gt;Yüzün küle vurmuş; solgun,&lt;br /&gt;Bir çare ver, dedim,&lt;br /&gt;Demez olaydım…&lt;br /&gt;Bu gece uykusuzum,&lt;br /&gt;Uyuyamıyorsun sen de,&lt;br /&gt;Tesadüf sanma sakın,&lt;br /&gt;Sarıl ama anla,&lt;br /&gt;Ben sensiz ne de sen bensiz,&lt;br /&gt;Sarıl, soğuyor hava zamanla!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VII&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey farkındalıkla başladı,&lt;br /&gt;Bilinmeyenle,&lt;br /&gt;Bilme gayretiyle başladı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömrümde sükutu bulmaktı,&lt;br /&gt;Sadece sessizliği tatmak,&lt;br /&gt;Sonra rüyaya dalmaktı,&lt;br /&gt;İsteğim bundan ibaretti,&lt;br /&gt;Katloldu,&lt;br /&gt;Ürkütücü bir sona karıştı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani eski günlerden bir fotoğraf,&lt;br /&gt;Kadehler kaldırılmış,&lt;br /&gt;Dostlar çevremde,&lt;br /&gt;Şimdi çok eskilerde kaldı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman bir katil,&lt;br /&gt;Can çekişiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VIII&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An ki ömürlere bedel,&lt;br /&gt;Bir dileğim var, sensin; öyleydin,&lt;br /&gt;Rüzgar esmeli,&lt;br /&gt;Yağıyor yağmur epeydir,&lt;br /&gt;Üşüyorum, titremek bana göre değil,&lt;br /&gt;Bir soru var aklımda,&lt;br /&gt;Evirip çevirsem ne fayda,&lt;br /&gt;Aman aman, halim,&lt;br /&gt;Ne yapsam bilmem,&lt;br /&gt;Gece olmuş, bulutla dolmuş gök,&lt;br /&gt;Yıldızlar görünmüyor,&lt;br /&gt;Bir yıldızı dahi kayarken göremem,&lt;br /&gt;Artık bu gece,&lt;br /&gt;O dileğimi getirecek yıldızım da yok…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IX&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefretim nefes alıyormuşçasına,&lt;br /&gt;Dinmeyecek her ne olursa,&lt;br /&gt;Kelimelerimin altında ezilecekler,&lt;br /&gt;Böyle olmasını hayal ediyorum,&lt;br /&gt;Gücümü fark edemiyorlar,&lt;br /&gt;Yeteneksizler, körler, aptallar…&lt;br /&gt;Ellerimin arasında ezilmeye mahkumlar,&lt;br /&gt;Benden güçlü, büyük&lt;br /&gt;Olduklarını sanıyorlar,&lt;br /&gt;Değil, yanılsamayı göremiyorlar,&lt;br /&gt;Aciz köpekler,&lt;br /&gt;Kelimelerimi aşağılayan aşağılıklar,&lt;br /&gt;Kanınızın dökülüşünü görmek,&lt;br /&gt;Üzüntü vermeyecek,&lt;br /&gt;Sıra bana geldi gelecek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu öyle bir nefret ki dinmiyor,&lt;br /&gt;Birçok gün geçti,&lt;br /&gt;Bekliyorum, acelem yok, olmadı,&lt;br /&gt;Bir açıklarını bulmayı bekliyorum,&lt;br /&gt;Sonra bir başkasını,&lt;br /&gt;Mezar taşı son nokta,&lt;br /&gt;Enselerinde olacağım,&lt;br /&gt;Karanlık bir anı gibi, bitmeyem gözyaşı,&lt;br /&gt;Yavaş yavaş,&lt;br /&gt;Tadını çıkarmalıyım,&lt;br /&gt;Çırpınışlarını, yalvarışlarını bekliyorum,&lt;br /&gt;Sabrım sonsuz değilse de,&lt;br /&gt;Güveniyorum kendime,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece çok güzel,&lt;br /&gt;Şimdi bana uyku lazım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görünmez duvarlar var etrafımda,&lt;br /&gt;Buralarda bir yerdesin,&lt;br /&gt;Görmesem de,&lt;br /&gt;Biliyorum,&lt;br /&gt;Nefes alışını hissediyorum,&lt;br /&gt;Kokunu duyuyorum,&lt;br /&gt;Neredeyse aklından geçenleri,&lt;br /&gt;Yaşıyorum…&lt;br /&gt;Buralarda bir yerdesin,&lt;br /&gt;Kağıda saldıran mürekkebi,&lt;br /&gt;Sen de hissediyorsun,&lt;br /&gt;Titriyorsun,&lt;br /&gt;Bekleyeceksin, farkındayım,&lt;br /&gt;Bu gece ne ilkti ne son olacak,&lt;br /&gt;Bekleyeceğim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XII&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarılmış bana ağlıyordun,&lt;br /&gt;Hıçkıra hıçkıra…&lt;br /&gt;Çok savunmasızdın, sarıldım,&lt;br /&gt;Dünya parçalandı sanki,&lt;br /&gt;Sonra telefon sesi,&lt;br /&gt;Sendin,&lt;br /&gt;Uyandırdın,&lt;br /&gt;Neyin var, çok üzülmüştün dediğim anda,&lt;br /&gt;Soluğun kesildi,&lt;br /&gt;Şaşırdın,&lt;br /&gt;Sonra anlattın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aramızdaki bağ anlatılamaz,&lt;br /&gt;Ben seni yaşıyorum,&lt;br /&gt;Acını ve mutluluğunu,&lt;br /&gt;Hissediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-6193816583074027335?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/6193816583074027335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=6193816583074027335&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6193816583074027335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6193816583074027335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/01/anszn-irkildim-sana-am.html' title='Ansızın irkildim; sana aşığım!'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-2259544121445886005</id><published>2009-01-18T09:51:00.000-08:00</published><updated>2009-01-19T08:24:26.050-08:00</updated><title type='text'>HAYAL EDİYORUM</title><content type='html'>Çocuk başına buyruk çıktı sokağa, elinde oyuncak kılıcı dünyaya baş kaldırdı, kadere baş kaldırdı. Kaybının hesabını soracaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayal ediyorum var olman için…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O anda şiddetle esti rüzgar, sonbahar kahvesi yaprakları savurdu, ama onu durduramadı, asalet ve cesaretle ilk adımını attı hayal kapısına doğru, sol ayağı karıncalandı önce, sonra içinden derisine vuran bir sıcaklamayla terledi, gözleri buğulandı ve sesi duydu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ey hayal kapısının misafiri, söyle bana hayalini, yalnız unutma bir hayale izin var kapıda, orası da gideceğin yerdir, iyi düşün!”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok zamanı yoktu. Kararını hemen vermeliydi. Bir amacı vardı burayı aradığı her an tekrarladığı dudaklarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Annemle babamın yanına gitmek istiyorum!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapının içinde sisler yükseldi, sesin homurdandığını işitti, yoksa isteğini o bile gerçekleştiremiyor muydu? Soruları vardı aklında, yanlarında onlarca soru işareti, sonra üzüntü doldu küçücük gözlerine, ağlamaya başladı sessiz sessiz… Nazlanacak kimsesi olmazsa insanın ağlaması bile durulur; içe akardı gözyaşları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ne istediğinin farkındasındır umarım delikanlı! Şayet onlar artık yaşamıyorlar, öyle görünüyor ki seni ölüler alemine yollayacağım! Böyle bir durumda bir kez daha düşünmek istersin belki de…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durdu, kapı konuşmuyordu artık. Derin bir yutkunma sesiyle irkildi, cevap vermesi bekleniyordu, isteğinin ne olduğunu da çok iyi biliyordu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gitmek istediğime eminim!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kapı sözünü tuttu, kırmızı ışıklar parladı, çanlar çalındı. Perilerin şarkılarını duydu, onlara katılıp dans etmek geldi bir an aklına, vazgeçti, annesiyle babasını çok ama çok özlemişti. Dimdik durdu, babasının öğrettiği gibi, asker gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerini kapatmak zorunda kaldı, ışıkları çok parlaktı bu esrarengiz yolun. Öyle çok uzun da sürmedi, gözünü kapayıp açınca bitmişti; sanırım onların olduğu yerdeydi artık. Burası çok farklıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ağaç rüzgarı sallıyordu. Karanlık topraktan güneş doğuyordu, balıklar uçuyordu, toprak kabarıyor, dalgalanıyordu, durmadan ve durmadan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprağın altına saklamışlardı onları. Demek ki toprağın altı burada gökyüzüydü; biraz kafası karışmıştı. Umursamadı, hemen yola koyuldu, her yer yemyeşil, uçsuz bucaksız uzanan bir bahçeydi, çitleri olmayan bir bahçe hem de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an duraksadı, bu bir erik ağacıydı, sararmış erikleri görünce ağzı sulandı, oturdu yemeye başladı. Sonra bir an kalakaldı, telaşla ayağa kalktı ve dudaklarının kenarı hafiften titreyerek, ağlamaklı, bağırmaya başladı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Anne! Baba! Nerdesiniz?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap veren kimse olmamıştı. Somurttu biraz. Sonra karar verdi yola koyulmaya bir kez daha. Yürüdü, nereye gideceğini bilmiyordu, kılıcını sıkı sıkı tutuyordu, elini acıtmaya başlamıştı, umursamadı; gerçek bir erkek oluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra insanları görmeye başladı. Herkes bembeyaz pelerinlere, eşarplara, şallara sarınmıştı. Bir an gözü anne babasını arandı; seçemedi. Hızla kalabalığa sokuldu. Kimse ona bakmıyordu. Sanki hiçbiri onu görmüyordu. Telaşla yüzlerine baktı; şaştı kaldı oracıkta. Kızlar birbirinden güzeldi. Hepsi de ancak yirmi yaşında, erkekler gibi. Buradaki herkes en güzel anında sonsuzluğu yakalamıştı, çocuk anlayamıyordu; hala umarsızca annesiyle babasını aramaya devam ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatler geçti, ter içinde kalmıştı. Havaya baktı, güneş yerli yerinde sakin, sessiz, vakur tavrından ödün vermiyordu; bir damlacık dahi kıpırdamadan duruyordu. Burada zaman durmuş gece dahi olmuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaresiz sessizliğe büründü çocuk. Oturdu mis kokulu çimenlere, sessiz sessiz ağladı, içindeki acı dinene kadar ağlamak istiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden sonra birinin ona yaklaştığını fark etti. Yaşlı bir adamdı. Kırmızı kravatını özenle bağlamış, bembeyaz bir takım elbise giyiyordu. Başucuna geldi, bir süre öylece baktı çocuğa, ardı sıra bir gülümseme belirdi suratında, sanki bütün dünya şen şakrak oldu bir anda. Eğildi, çocuğun demin orada olduğunu fark etmediği düz, adeta yontulmuş bir taşa oturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bir sıkıntın var, sanıyorum ki küçük adam. Yardım etmemi ister misin?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyeceğini bilemiyordu. Sonra tutukluğunu üzerinden attı ve hızlı hızlı konuşmaya başladı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Annemle babamı arıyorum ben, kapıdan geçip geldim, o ses beni annemle babama yolladığını söylemişti ama onları bulmaıyorum. Burada kimse beni fark etmiyor, sanki herkes uyur gezer, çok da yoruldum, karnım acıktı…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatlerin verdiği sıkıntıyla bir anda konuşmaya başlayan çocuğu susturabilmek güç işti; adam sabırla dinledi, dinledi ve dinledi. Sonunda çocuk nefes nefese konuşmasını bitirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Onları göremezsin..”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk hayal kırıklıklarının en büyüğünü yaşıyordu, bir parça çimen kopardı, elinde çevirmeye başladı, sessizce dinliyor, gözlerini yerden bir damla olsun kaldırmıyordu. Omuzları çökmüş, ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Kısık, buruk, hıçkırık dolu bir sesti;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Neden?”, daha fazlasını söyleyemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bunu bilmek için çok gençsin, ama emin ol, bir tek şansları dahi olsa kesinlikle senin yanında olurlardı. Yalnız bıraktıkları için sakın onlara kızma; onların suçu değildi bu, sadece böyle olması gerekiyordu! Tanrı biraz zalim gelebilir sana, ona öfkelenebilirsin, ama o hep senin iyiliğini istiyor, sakın bunu aklından çıkarma. Zamanı gelince anlayacaksın!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözler, bu çocuğa fazlaydı. Kimseyi anlamak istemiyordu, anlamayacaktı da. Sağ gözünden bir damla yaş süzüldü; hemen eliyle sildi. Kendini tutuyordu, başarıyordu da! Ayağa kalktı; adama bakmıyordu. Yere dönük bakışlarıyla ona arkasını döndü, gökyüzüne baktı, çok sessiz bir şeyler fısıldadı boşluğa, kimse duymadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir iki adım atmıştı ki durdu. Adam ilgiyle izliyordu onu. Elindeki kılıcı olanca gücüyle kaldırıp iki elinden kuvvet alarak çimenlerin arasına sapladı. O anda etraftaki çimenlerin çoğu kızıla, sarıya, kahverengine döndü. Hepsi bir anda boyunlarını büktüler. O anda güneşin önüne bir ton bulut geçti. Şimdiye kadar hiç olmayan oldu ve şimşek çaktı, her yer maviye doydu. Ardından gelen gök gürlemesiyle uyur gezer beyazlar irkildiler ve göğün derinlerine bakmaya başladılar; yüzlerinde su damlalarını ilk defa hissediyor olmanın şaşkınlığıyla kalakaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O giderken hava kararmaya başlamıştı. Yağmur küçük bir çocuğun burkulmuş yüreğinden dökülen gözyaşları gibi minik minik, durmazcasına yağıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapıyı fark edince son bir nefes aldı; derin bir nefesti bu! Arkasını döndü ve alev alev parlayan bakışlarla son bir kez annesiyle babasını aradı onların arasında; yenildiği ortadaydı, hırsla yürüyüşünü kapıya vararak sonlandırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayal ediyorum yok olman için…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perilerin dehşetengiz çığlıklarını duydu; sis her yeri kaplamıştı, siyah bir duman göründü, ateşi hissedebiliyordu. Bütün göğü kaplayan rengarenk havai fişekleri hayal etti en son.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-2259544121445886005?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/2259544121445886005/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=2259544121445886005&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2259544121445886005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2259544121445886005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2009/01/hayal-ediyorum.html' title='HAYAL EDİYORUM'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-4806810471752239693</id><published>2008-12-30T04:27:00.000-08:00</published><updated>2009-01-16T04:04:31.951-08:00</updated><title type='text'>Kar Altında Rüzgar</title><content type='html'>KAR ALTINDA RÜZGAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutsuz bakışlar vardı önce,&lt;br /&gt;Sonra yavaş yavaş başladı kar yağmaya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiz bir ses geldi,&lt;br /&gt;Notaların arasında çığlığını o an duydum,&lt;br /&gt;Belki de hep oradaydın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuyor hava, karardıkça esiyor rüzgar da&lt;br /&gt;Umutsuz bakışlar vardı önce,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başımda saçlar dağılıyor estikçe,&lt;br /&gt;Bir an önce yetişmeliyim,&lt;br /&gt;Neresi olursa,&lt;br /&gt;Acele yürüyüş beni uzaklaştıracak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir koku geliyor,&lt;br /&gt;Derinden, etkileyici; kalıyor, siniyor üstüme,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski şehrin sokaklarında, küflü esiyor şimdi,&lt;br /&gt;Binlerce canın feryadıyla, gözyaşlarıyla geliyor,&lt;br /&gt;Islak, kanlı vuruyor üstüme,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an önce kaybolmak, karanlığa karışmak istiyorum,&lt;br /&gt;Olmuyor,&lt;br /&gt;Olmayacak da sanıyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinirleniyorum, yaşanmışlıklar beynime doluyor,&lt;br /&gt;Kan damarımda kaynıyor, kabarıyor,&lt;br /&gt;Şakaklarımda zonkluyor damarlarım,&lt;br /&gt;Ellerim titriyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski şehrin rüzgarı kan kokuyor,&lt;br /&gt;Daha net, daha gerçek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ses geliyor, çok uzaklardan biri bana sesleniyor,&lt;br /&gt;Etrafıma bakıyorum,&lt;br /&gt;Baktıkça kayboluyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığım yol kıvrılıyor, bükülüyor,&lt;br /&gt;Gerçek olan gözümde eriyor,&lt;br /&gt;Karanlık sırla geliyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ses geliyor, çok uzaklardan biri bana sesleniyor,&lt;br /&gt;İçimde karıncalanmalar,&lt;br /&gt;Bulutlar gelip geçiyor,&lt;br /&gt;Seyrediyorum, yıldızlar göz kırpıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhum istirahatine hazırlanıyor artık,&lt;br /&gt;Günler ve geceler birbiri aksine seyrederken,&lt;br /&gt;Havada ölüm kokusu var, üstüme siniyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur başladı,&lt;br /&gt;Berbat bir şekilde,&lt;br /&gt;Çamur mu yağıyor, hayat mı,&lt;br /&gt;Zehre, günaha bulanmış hayatlar yere,&lt;br /&gt;Cehenneme dönüyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüyerek atlatılamaz,&lt;br /&gt;Hangi çatı bu yağmura dayanır,&lt;br /&gt;Hangi set bu sele direnir,&lt;br /&gt;İmkansız,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonu gelmez kıyım zamanıdır şimdilerde,&lt;br /&gt;Gündüz gözüyle kabuslar görülür oldu,&lt;br /&gt;Felaketimle yüz yüze,&lt;br /&gt;Günahlarım diriliyor gözlerimin önünde,&lt;br /&gt;Cesetler topraktan kopuyor,&lt;br /&gt;Sade kemik, çürümüş etler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırlatılan her parçada eriyen zamanı görüyorum,&lt;br /&gt;Zaman bükülüyor,&lt;br /&gt;Arasından geçmiş doğuyor,&lt;br /&gt;Gelecek dünde ölüyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamsızlıklar eşiğinde kalakalıyorum,&lt;br /&gt;Ve ölümsüzler gözle görülür oluyorlar,&lt;br /&gt;Perdeler kalkıyor,&lt;br /&gt;Yaşayanlar için gerçek artık ortada,&lt;br /&gt;İnançlar parçalanıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an geliyor,&lt;br /&gt;Karanlıkta her şey kayboluyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defalarca ölümlere ve doğumlara tanık oluyorum,&lt;br /&gt;Bir nefeslik anda,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yer altımda şekilleniyor,&lt;br /&gt;Kan akan toprak kaynıyor, soğuyor,&lt;br /&gt;Kuruyan toprakta silüetim kazılıyor,&lt;br /&gt;Canlı gözlerimde karışıyorum aleme,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprak olup özümde özüme bakıyorum,&lt;br /&gt;İnsani olandan sıyrılıp evrenin sonsuzluğunda,&lt;br /&gt;Kayboluyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğim yoldan, bilmeden geçiyormuşçasına,&lt;br /&gt;Kendi yazdığım şiiri,&lt;br /&gt;Okurken tanıyormuşçasına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kar yağıyor, tipi başladı,&lt;br /&gt;Rüzgar çok sert esiyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neresi olursa olsun, sığınacak bir yer bulmalıyım,&lt;br /&gt;Adımlarımı beyaz perdeyi yırtarcasına hızlandırıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-4806810471752239693?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/4806810471752239693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=4806810471752239693&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4806810471752239693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4806810471752239693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/12/kar-altnda-rzgar.html' title='Kar Altında Rüzgar'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8963123671348210478</id><published>2008-12-27T12:31:00.000-08:00</published><updated>2008-12-29T14:17:48.311-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yaşamak bir amaç uğruna olmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen birilerinin ölmesi gerekir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetmezmiş gibi, bir de kabullenmek gerekir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dur bakalım orada,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabul edecek değilim bunu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni anlıyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bir cevap ver,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni anlıyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana diyorum lanet olası,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir cevap ver!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lanet olsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir cevap ver!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8963123671348210478?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8963123671348210478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8963123671348210478&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8963123671348210478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8963123671348210478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/12/yaamak-bir-ama-uruna-olmal-yle-deil-mi.html' title=''/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-5198216769861788283</id><published>2008-12-27T11:57:00.001-08:00</published><updated>2009-01-11T03:01:20.716-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kararsın bütün bu dünya ,&lt;br /&gt;Bana ne ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perdeleri açmaya halim yok ,&lt;br /&gt;Işık odama parça parça giriyor ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzursuzluk var ruhta ,&lt;br /&gt;Kapım ne zamandır kapalı ,&lt;br /&gt;Hatırlamıyorum ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terliyorum da&lt;br /&gt;Terim tende kuruyor ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkılıyorum da&lt;br /&gt;Sıkıntılar da ter misali geçmiyor ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kız var aklımda&lt;br /&gt;Bir güzel var aklımda&lt;br /&gt;Sen varsın aklımda&lt;br /&gt;Güzeller güzeli ,&lt;br /&gt;Aklımdasın ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27.04.08&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-5198216769861788283?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/5198216769861788283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=5198216769861788283&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5198216769861788283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5198216769861788283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/12/kararsn-btn-bu-dnya-bana-ne-ben.html' title=''/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-7662817684340066968</id><published>2008-12-27T11:56:00.000-08:00</published><updated>2009-01-11T03:02:11.668-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Güzel miyim ?&lt;br /&gt;Dediğin anda çirkinleşiyorsun ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırak gözlerin ışıldasın&lt;br /&gt;Güzelliğinin ışıltısında korkma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topraktık&lt;br /&gt;Toprağa hasretiz ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir damla çamura&lt;br /&gt;ışık suretinde düştük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi birer kan torbası&lt;br /&gt;Olmasaydı gözlerimde o ışık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27.04.08&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-7662817684340066968?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/7662817684340066968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=7662817684340066968&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7662817684340066968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7662817684340066968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/12/gzel-miyim-dediin-anda-irkinleiyorsun.html' title=''/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8901129889799357346</id><published>2008-12-27T11:53:00.001-08:00</published><updated>2009-01-11T03:03:36.108-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bir sabah kadar güzelsin&lt;br /&gt;Gözlerin ışıldıyor&lt;br /&gt;Akşam olmayacak kadar ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kuş ötüyor&lt;br /&gt;Yeşil bir yaprak düşüyor ,&lt;br /&gt;Olacak şey değil ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklım bir geminin puruvasında ,&lt;br /&gt;Tuzlu rüzgar gerek şimdi bana ,&lt;br /&gt;Ufka tek uzasın mavi ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalgalansın gözlerimle&lt;br /&gt;O dalgalandıkça ,&lt;br /&gt;Köpüren ben olayım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısralarda , yıkımlarda , kızıllarda&lt;br /&gt;Seninle olayım ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek olsan , yanımda ,&lt;br /&gt;Hayal , bilmiyorum ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir romanın sayfalarında&lt;br /&gt;Sonra bir şiirin mısralarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktım onda da yok&lt;br /&gt;Aramak var aklımda seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgarda&lt;br /&gt;Dalgalarda&lt;br /&gt;Bembeyaz köpüklerde&lt;br /&gt;Martıların kanatlarında&lt;br /&gt;Bulutların arasında&lt;br /&gt;Güneşin göz kırpışında ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıyorum da&lt;br /&gt;Bulamıyorum&lt;br /&gt;Söyle güzel kız , neredesin ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27.04.08&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8901129889799357346?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8901129889799357346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8901129889799357346&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8901129889799357346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8901129889799357346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/12/bir-sabah-kadar-gzelsin-gzlerin-ldyor.html' title=''/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-1639890914752468552</id><published>2008-12-25T13:28:00.000-08:00</published><updated>2008-12-25T13:44:33.164-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Şimdi sessiz bir gece,&lt;br /&gt;Gündüze inat masmavi,&lt;br /&gt;Yıldızlar parıldarken içimde huzur&lt;br /&gt;Tarif edilmez zevke eş şimdi gece…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir yolun başındayım,&lt;br /&gt;Yol durmuyor,&lt;br /&gt;Git gide uzuyor,&lt;br /&gt;Sonsuz bir gelgite hapsolunmuşluk…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sararan bir yaprağın yüzünde gözyaşı,&lt;br /&gt;Yeşile çalan bir damla kan,&lt;br /&gt;Hüzün, sonbahara sızmış…&lt;br /&gt;Damarlarım acıyor, hüznüm kanıma sığmıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayılıyor bir karanlık benden,&lt;br /&gt;Sıcağın ortasında,&lt;br /&gt;Sararıyorum…&lt;br /&gt;Nefes dahi alınmıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi göz gözü görmüyor,&lt;br /&gt;Her yer kapkaranlık,&lt;br /&gt;Soğuk ve ıssız,&lt;br /&gt;Bir nefeslik bir dünya şimdi bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece hiç bu kadar karanlık olmuş muydu,&lt;br /&gt;Ya da gün bu kadar aydınlık&lt;br /&gt;Bir iş var bu işin içinde ya&lt;br /&gt;Anlayamıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen görmeyeli mi değiştin bu kadar,&lt;br /&gt;Saçların bu kadar güzel miydi,&lt;br /&gt;Ya gözlerin, önceden de bana&lt;br /&gt;Böyle mi bakıyorlardı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay bu kadar karanlık mıydı,&lt;br /&gt;Önceden de&lt;br /&gt;Hiç umut yok muydu,&lt;br /&gt;Elveda!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fısıltıları,&lt;br /&gt;Uğultuları,&lt;br /&gt;Onları duyduğunu söyle bana,&lt;br /&gt;İhtiyacım var bunu duymaya,&lt;br /&gt;Sesler,&lt;br /&gt;Cızırtılar,&lt;br /&gt;Beynimde zonkluyorlar,&lt;br /&gt;Duymuyor musun,&lt;br /&gt;Hayır, hayır,&lt;br /&gt;Duymamana imkan yok,&lt;br /&gt;Duyuyorsun,&lt;br /&gt;Sadece beni&lt;br /&gt;Beni kandırıyorsun,&lt;br /&gt;Öyle,&lt;br /&gt;Öyle değil mi,&lt;br /&gt;Geliyor,&lt;br /&gt;Geliyorlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlahi aşk bu başım dönüyor,&lt;br /&gt;Sözler dalga dalga,&lt;br /&gt;Tüylerimde o son ürperti,&lt;br /&gt;Gözlerim kararıyor,&lt;br /&gt;Dünya dönüyor,&lt;br /&gt;Ben düşüyorum,&lt;br /&gt;Her yer kapkaranlık,&lt;br /&gt;Gözbebeklerim acıyor,&lt;br /&gt;Gözyaşlarım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni tanımak dedin,&lt;br /&gt;Vapurda mide bulantısı gibi,&lt;br /&gt;Ama şikayet etmiyorum,&lt;br /&gt;Garip, hoşuma gidiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya seni tanımak&lt;br /&gt;Yağmur damlası,&lt;br /&gt;Uykuda bir rüyaya aşık olup,&lt;br /&gt;Ertesi gün sokakta onu bulmak gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-1639890914752468552?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/1639890914752468552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=1639890914752468552&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1639890914752468552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1639890914752468552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/12/imdi-sessiz-bir-gece-gndze-inat-masmavi.html' title=''/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-1490285992837643360</id><published>2008-10-16T11:08:00.000-07:00</published><updated>2008-10-16T11:09:20.898-07:00</updated><title type='text'>Kapılarca</title><content type='html'>Ve kapılarca yol almak gerekti,&lt;br /&gt;Dokuza ulaşmak için onlarcasından&lt;br /&gt;Ahşap ve çelikten, sayısızcasına,&lt;br /&gt;Ve nihayetinde buradayım&lt;br /&gt;Bir başıma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece baykuş sesinde çağırdı beni,&lt;br /&gt;Hediyeleri vardı, sundu sessizce,&lt;br /&gt;Ve karşılık beklemeden uçup gittiler,&lt;br /&gt;Terliydim ve yorgun...&lt;br /&gt;Ellerim alnımda, ıslaktı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra gözlerimi açtım; acıyla,&lt;br /&gt;Ellerime baktım, ıslaklığa,&lt;br /&gt;Ve o anda ilk kez ay ışığında&lt;br /&gt;Parlayan kana şahit oldum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-1490285992837643360?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/1490285992837643360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=1490285992837643360&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1490285992837643360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1490285992837643360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/10/kaplarca.html' title='Kapılarca'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8517224686592932810</id><published>2008-10-16T11:06:00.000-07:00</published><updated>2008-10-16T11:07:58.620-07:00</updated><title type='text'>Savur Saçlarımı Rüzgar</title><content type='html'>Savur saçlarımı rüzgar&lt;br /&gt;Görmedim ömrümde böyle efkar&lt;br /&gt;İbre sağda rahat, kalsın,&lt;br /&gt;Biz diyemiyorum artık, olsun,&lt;br /&gt;Gece yollar ne güzel, bilirsin,&lt;br /&gt;Şeritler akıyor, lambalar suskun,&lt;br /&gt;Şimdi herkes sussun,&lt;br /&gt;Sessiz haykırışım kulaklarını bulsun,&lt;br /&gt;Her nefes sonuncuymuşçasına&lt;br /&gt;Derinden doluyor içime,&lt;br /&gt;İçimde yokluğun, kalbim bomboş,&lt;br /&gt;Perişan, derbeder...&lt;br /&gt;er şey senden yana,&lt;br /&gt;Ben yapayalnızım, sensizken sonsuza dek,&lt;br /&gt;Uykularım kaçıyor,&lt;br /&gt;İçim sıkılıyor...&lt;br /&gt;Hızla es rüzgar,aklımda binbir düşünce,&lt;br /&gt;Elinden geliyorsa, kopar al benden,&lt;br /&gt;Bu gece de zifir karanlık,&lt;br /&gt;Gözlerin yok,&lt;br /&gt;Yolumu bulamıyorum...&lt;br /&gt;Şimdi, sensizlik hali,&lt;br /&gt;Zamanı ellerimden çaldı,&lt;br /&gt;Hangi günün, hangi saati bilmiyorum,&lt;br /&gt;Bilmekten korkuyorum,&lt;br /&gt;Dinmeyen sevgin kalbime kar&lt;br /&gt;Lanet olası zaman ki zarar&lt;br /&gt;Savur saçlarımı rüzgar&lt;br /&gt;Görmedim ömrümde böyle efkar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8517224686592932810?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8517224686592932810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8517224686592932810&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8517224686592932810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8517224686592932810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/10/savur-salarm-rzgar.html' title='Savur Saçlarımı Rüzgar'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-1887976110176705313</id><published>2008-10-16T11:04:00.001-07:00</published><updated>2008-10-16T11:06:27.592-07:00</updated><title type='text'>Yaz Yalnızlığı</title><content type='html'>Günler zamanda uçuyor,&lt;br /&gt;Terliyorum,&lt;br /&gt;Dört bir yanımdan rüzgarlara esirim,&lt;br /&gt;Dalgalardan tuzun kokusu geliyor,&lt;br /&gt;Titriyorum,&lt;br /&gt;Derin maviye bakıp, korkuyorum,&lt;br /&gt;Sadece bir dakika,&lt;br /&gt;Her şey işte böyle bir aralıkta başladı,&lt;br /&gt;Bu kadar kısaydı,&lt;br /&gt;Özensiz, derme çatma...&lt;br /&gt;Perdeye dolan rüzgar gibi içim kabarıyor,&lt;br /&gt;Aldığım nefes zor bela,&lt;br /&gt;Vermekse olası değil,&lt;br /&gt;Gitmek ne zormuş dönüp bakmadansa,&lt;br /&gt;Ellerimde kan,&lt;br /&gt;İçim kanıyor, yaram derin,&lt;br /&gt;Derbederim...&lt;br /&gt;Kapılar ardınca açılıp kapanıyor,&lt;br /&gt;Duman duman bir uyku beni saran,&lt;br /&gt;Sarıldığım yokluk,&lt;br /&gt;Avuntum varlık,&lt;br /&gt;Bedenimden içerilerde ruhuma bakıyorum,&lt;br /&gt;Kararıyor,&lt;br /&gt;Sevmek, pişmanlığı yaşamanın kısa yolu,&lt;br /&gt;Sarıldığım beden,&lt;br /&gt;Sevdiğim,&lt;br /&gt;Sevildiğimi sandığım...&lt;br /&gt;Gerçek, acımsı tadında hiç lezzetli değil,&lt;br /&gt;Lakin yemek lazım hazmetmek adına,&lt;br /&gt;Ve kaldırıyorum kadehimi,&lt;br /&gt;Yalnız senin adına!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-1887976110176705313?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/1887976110176705313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=1887976110176705313&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1887976110176705313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1887976110176705313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/10/yaz-yalnzl.html' title='Yaz Yalnızlığı'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8410695331923499088</id><published>2008-10-16T11:02:00.000-07:00</published><updated>2008-10-16T11:04:37.891-07:00</updated><title type='text'>Dörtlük</title><content type='html'>Dinmeyen sevgin kalbime kar&lt;br /&gt;Lanet olası zaman ki zarar&lt;br /&gt;Savur saçlarımı rüzgar&lt;br /&gt;Görmedim ömrümde böyle efkar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8410695331923499088?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8410695331923499088/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8410695331923499088&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8410695331923499088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8410695331923499088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/10/drtlk.html' title='Dörtlük'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-3929143410709593315</id><published>2008-09-24T06:44:00.000-07:00</published><updated>2008-09-24T06:45:25.850-07:00</updated><title type='text'>Genç Şövalye</title><content type='html'>Uykusu vardı, uyuyamadı. Yazacak çok şeyi vardı, gözyaşlarına engel olamadı. Küçücük bir çocuktu o, o güne geri dönüyordu düşündükçe ve yazmak istedikçe; bir ağaç rüzgarı sallıyordu. Karanlık topraktan güneş doğuyordu, balıklar uçuyordu, toprak kabarıyor, dalgalanıyordu, durmadan ve durmadan…&lt;br /&gt;                Bir rüya gibi gelen anlardı bunlar, gerçekler demeyi çok isterdi, dönmeyi çok isterdi ya hayalleriydi bunlar. Rüzgar savuran ağaç var ya, onun altında bir beden uyuyor, çalkalayan da ona özlemi çocuğun, ona eksikliği, kaybının acısının yürek burkan kabartısı…&lt;br /&gt;                Çocuk başına buyruk çıktı sokağa, elinde oyuncak kılıcı dünyaya baş kaldırdı, kadere baş kaldırdı. Kaybının hesabını soracaktı;&lt;br /&gt;                “Baba! Nerdesin?” dedi, ses gelmedi. Toprağın altına saklamışlardı onu, kesin duymadığındandı cevap vermeyişi, ya da duyuyor ama ağzını bağlamışlardı, onu beyaz çarşafa sararlarken görmüştü, düşmanlarını anımsadı.&lt;br /&gt;                Yürüdü, nereye gideceğini bilmiyordu, kılıcını sıkı sıkı tutuyordu, elini acıtmaya başlamasını umursamadan gerçek bir erkek oluyordu. Mutlaka tanıdık bir surat yakalardı bu kalabalıkta ve amacına ulaşmak için bir ipucu bulurdu.&lt;br /&gt;                Sonra oyun parkını gördü. Ama o bakmadı, dediğim gibi gördü, oradaki kapıyı da görüyordu. Hiç kimse fark etmez, kaydırağın altındaki hayal kapısını, cesaretliydi, bugün oradan geçecekti, bir gün babası söylemişti, buradaki kapının yerini ve sihirli sözlerini; “ Hayal ediyorum var olman için”.&lt;br /&gt;                Sessiz bakışlar arasından sıyrıldı, kapıya vardı, herkes onu izliyordu, kılıcı sırtına taktı, asil bir şövalyeydi, babasını düşmanın kör kuyularından bulup çıkaracak, kurtaracaktı, o babasının kahramanı olacaktı bu sefer de…&lt;br /&gt;                “Hayal ediyorum var olman için…”, o anda şiddetle esti rüzgar, sonbahar kahvesi yaprakları savurdu, ama genç şövalyeyi durduramadı, asalet ve cesaretle ilk adımını attı hayal kapısına doğru, sol ayağı karıncalandı önce, sonra içinden derisine vuran bir sıcaklamayla terledi, gözleri buğulandı ve sesi duydu; “Ey hayal kapısının misafiri, söyle bana hayalini, yalnız unutma bir hayale izin var kapıda, orası da gideceğin yerdir, iyi düşün”.&lt;br /&gt;                Genç şövalye elini çenesine koydu ve ünlü ruh ve sinir hastalarının gözetmeniymişçesine sert ve kıpırtısız düşündü, zaman ki akan anbean umursanmadı küçük adam tarafından, sonra öksürerek başladı yüksek perdeden konuşmasına; “ Ey hayal kapısı, babamın tekrar yerin üstünde olduğu, benimle konuşabildiği, oynayabildiği bir zamanda yaşamak istiyorum sonsuza dek”.&lt;br /&gt;                Ve kapı sözünü tuttu, kırmızı ışıklar parladı, çanlar çalındı. Gözlerini açtı ve babasını gördü, kendinden emin gururlu ve sırtı dik kalktı ayağa –ne zaman düşmüştü ki- ve babasına koştu, sarıldı.&lt;br /&gt;                “Sana hayal kapısını söylemem iyi olmuş, ama bu bir sır ve aramızda kalmalı” dedi oğluna, sonra sinsi bir gülümsemeyle elleri birbirlerine sürterken hafifçe eğilip oğlunun sırtını sıvazladı. “Beni orada bırakmadığın için teşekkür ederim oğlum” dedi, gözlerindeki alevler artık görünüyordu.&lt;br /&gt;                O zamanlar bu alevlerin manasını bilmiyordu genç şövalye, ama yine o zamanlar onun için başarmanın mutluluğu ve kendine güveniyle parlayan bir kılıç gibiydi en gümüşünden. Sonrasında yıllarla seçim yapma zamanı gelecekti, ama bu kimrin umrundaydı ki, babası nasıl olursa olsun, babasıydı ve yanındaydı –sonsuza dek-.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydar Eren AKIN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-3929143410709593315?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/3929143410709593315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=3929143410709593315&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3929143410709593315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3929143410709593315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/09/gen-valye.html' title='Genç Şövalye'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-2157916928823334496</id><published>2008-09-05T11:35:00.000-07:00</published><updated>2008-09-05T11:36:53.689-07:00</updated><title type='text'>Her Nefesle Sona Koşarken</title><content type='html'>Bilsen ve gün gibi kararsan&lt;br /&gt;Sevmek ve çaresizliğe adım adım koşmak&lt;br /&gt;İşte bu duyumsanası andır hayatta dalların kururken&lt;br /&gt;Ve her nefesle sona koşarken&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-2157916928823334496?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/2157916928823334496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=2157916928823334496&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2157916928823334496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2157916928823334496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/09/her-nefesle-sona-koarken.html' title='Her Nefesle Sona Koşarken'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-5217923941696429622</id><published>2008-06-26T16:15:00.000-07:00</published><updated>2008-06-26T16:16:25.822-07:00</updated><title type='text'>Karanlık Zaman</title><content type='html'>Gecenin en karanlık zamanı&lt;br /&gt;Hayaller vuruyor aklıma&lt;br /&gt;Anılar karışıyor sulara&lt;br /&gt;Dalgalanışlarda hayat&lt;br /&gt;Ve dinginlikte ölüm var&lt;br /&gt;Perdeyi aralıyorum&lt;br /&gt;Ellerim titriyor&lt;br /&gt;Gözlerim kanlı&lt;br /&gt;Binlerce ufak ufak ışık&lt;br /&gt;Binlerce hayat&lt;br /&gt;Dokuzuncu katın penceresinden&lt;br /&gt;Binlerce hayat&lt;br /&gt;İrikiliyor insan&lt;br /&gt;İç içe ve bambaşka&lt;br /&gt;Binlerce hüzün, acı&lt;br /&gt;Belki de mutluluk&lt;br /&gt;Geceye nasıl sığıyor hepsi&lt;br /&gt;Acılarla mı&lt;br /&gt;Hüzünlerden mi&lt;br /&gt;Kararıyor, gece vuruyor&lt;br /&gt;İçimde geçmek bilmiyor&lt;br /&gt;Sıkıntı&lt;br /&gt;Şimdi İstanbul’da karanlık zaman!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-5217923941696429622?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/5217923941696429622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=5217923941696429622&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5217923941696429622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5217923941696429622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/06/karanlk-zaman.html' title='Karanlık Zaman'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-4124377603550259380</id><published>2008-06-26T16:09:00.001-07:00</published><updated>2008-06-26T16:09:22.704-07:00</updated><title type='text'>Duman duman</title><content type='html'>Şimdi biraz yağmur zamanı        &lt;br /&gt;Uzaklara bakış&lt;br /&gt;Anılara dalma zamanı&lt;br /&gt;Hiç geçmeyecekmiş gibi gelen zaman&lt;br /&gt;Tükenişimi seyretme zamanı&lt;br /&gt;Velhasıl hayat geçiyor&lt;br /&gt;Değişiyoruz&lt;br /&gt;Ölüme adım adım yaklaşıyoruz&lt;br /&gt;Uykusuz bir gece mi, onlarcası var&lt;br /&gt;Sesler var&lt;br /&gt;Görüntüler var&lt;br /&gt;Birbirlerinden habersizler sanki&lt;br /&gt;Sonra aynadaki ben&lt;br /&gt;Aslında her şeyin cevabı&lt;br /&gt;Gözlerimde&lt;br /&gt;Hayatı kokluyorum&lt;br /&gt;Derin bir nefesle, bir daha&lt;br /&gt;Gün ortasında gökte yıldızları görüyorum&lt;br /&gt;Ay parlıyor güneşe inat&lt;br /&gt;Ve sesler aklımı başımdan alıyor&lt;br /&gt;Ağacın dalındaki kuşun gözlerinden&lt;br /&gt;Duman duman hayatı görüyorum…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-4124377603550259380?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/4124377603550259380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=4124377603550259380&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4124377603550259380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4124377603550259380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/06/duman-duman.html' title='Duman duman'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-830990116512364671</id><published>2008-06-12T16:12:00.001-07:00</published><updated>2008-06-12T16:12:38.286-07:00</updated><title type='text'>İlk Aşkım Aklımda</title><content type='html'>Gün olur asra bedel&lt;br /&gt;Anlayamıyorum&lt;br /&gt;Sensiz neden içimde sıkıntı&lt;br /&gt;Hayat güzel oysa&lt;br /&gt;Geceye bir baksana&lt;br /&gt;Aşık oluyor insan&lt;br /&gt;Neden gözlerim seni arıyor&lt;br /&gt;Çaresizim sensiz&lt;br /&gt;Neden, neden, neden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizde yakamoz, göz kırpıyor&lt;br /&gt;Karşımda hayalin misali&lt;br /&gt;Kollarım sana açık, apaçık&lt;br /&gt;Şimdi gözlerimden yaşlar akıyor&lt;br /&gt;Tuzlu ve kanlı damlıyor her damla&lt;br /&gt;İçim sızlıyor her damlada&lt;br /&gt;Gençlik önümde tükeniyor&lt;br /&gt;Bitmez değilmiş&lt;br /&gt;Tanıdığım gibi olsaydın, olmuyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işıklar azalıyor&lt;br /&gt;İstanbul’um yalnız kalıyoruz&lt;br /&gt;Senden nasıl koparım ben&lt;br /&gt;Bir bilsem, ah bir bilsem&lt;br /&gt;Efkarlıyım yarim&lt;br /&gt;İlk aşkım aklımda&lt;br /&gt;Neden senin gibi değil o da&lt;br /&gt;Neden İstanbul’um&lt;br /&gt;Sevip de söyleyemiyor, neden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem sev, hem sevme&lt;br /&gt;Olur mu böyle&lt;br /&gt;Kalp dediğin oyun hamuru mu&lt;br /&gt;Kan var içinde kan&lt;br /&gt;Bilir misin ne işe yarar&lt;br /&gt;Döküldü mü neler yapar&lt;br /&gt;Bilir misin, söyle&lt;br /&gt;Dün akşam üstü&lt;br /&gt;Efkarlandım, çıktım sokaklara taştım&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-830990116512364671?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/830990116512364671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=830990116512364671&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/830990116512364671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/830990116512364671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/06/ilk-akm-aklmda.html' title='İlk Aşkım Aklımda'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-3365974316524550143</id><published>2008-06-12T16:05:00.000-07:00</published><updated>2008-06-12T16:06:20.001-07:00</updated><title type='text'>Sevda Sözleri</title><content type='html'>Gece hiç bu kadar karanlık olmuş muydu&lt;br /&gt;Karanlığa ruhumdan parçalar akıyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutup yıldızına bakasım var, bir de sövesim&lt;br /&gt;Neden başımdan ayrılmazsın var diyesim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romanın sayfalarında sabaha kaçsam&lt;br /&gt;Aman Allah deyip geceye haykırsam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şarkı açsam, ses son haddinde&lt;br /&gt;Kabuk bağlamış geceye neşter niyetinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokak lambası sektemeden yanmada&lt;br /&gt;Ben de bir ömür yanacak mıyım aşkında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevip de ağlamak, ardından bakmak&lt;br /&gt;Gelmeyeceğini bile bile ağlamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkım diyebilmek, her şeyim demek hatta&lt;br /&gt;İşte yapabileceğin en büyük hata&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlık bir yol var şimdi, tekinsiz,&lt;br /&gt;Bir bak gözlerime yaşsız, nemsiz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvercin ne işin var bu saatte&lt;br /&gt;Ah çektiren var belli kalpte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzansam asfalta sereserpe, kime ne&lt;br /&gt;Unutsam senli günleri, aşıkane&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dermansız bir yaraya düştüyse gönül&lt;br /&gt;Çıkarıp atmalı mı biçare misali bülbül&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terk edemiyorum içimdeki seni&lt;br /&gt;Bir sen ki, benliğimden kan içeni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykusuz sabah et desen, etmedim mi&lt;br /&gt;Haykır desen, duymadın mı hiç sesimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi denize karşı bir kayaya oturmak zamanı&lt;br /&gt;Seni düşünüp, yakamoza atmalı senli zamanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nağmelerinde bitmeli her şey müziğin&lt;br /&gt;Susmalı herkes, dinlemeli, aşkını senin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dudaklarım kurusun, seni söylemeyeceklerse&lt;br /&gt;Bitmiyor ayrılık, gönlümde kanayan günlerse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum çok uzaksın,&lt;br /&gt;Belki bana tuzaksın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hicran yarası, kanıma hıçkırıklarla&lt;br /&gt;Ağlasam, inlesem hıçkırıklarla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derdine derman mı aramış&lt;br /&gt;Kim demiş, kim onu anmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilimde acın var hala&lt;br /&gt;Sevmiyorum diyemem hala&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanun sesinden vuran tınıda&lt;br /&gt;Aşkım deyişin hala kulağımda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sensiz geçen bir saate ağıttır&lt;br /&gt;İster duy, ister duyma, aşktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne bahara ne kışa, ne gündüze ne geceye&lt;br /&gt;Ne düşen mehtaba, ne yakamoza, seyreyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni sevdiğimi kelimelere nakşetsem&lt;br /&gt;Görsen, sevsen, kadehten medetlensem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalmadı tesellim, şarkıdan nağme, denizden yakamoz&lt;br /&gt;Senden kalmadı ya bir tebessüm, elde yok ki koz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pas deme zamanı gelmiş&lt;br /&gt;Kimse söylememiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitme vakti gelmiş, uyuyakalmışım&lt;br /&gt;Rüyamda sen, sana dalmışım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden sana sevda sözleri olsun Didem&lt;br /&gt;Kalbimde bir ömür sen, Didem&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-3365974316524550143?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/3365974316524550143/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=3365974316524550143&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3365974316524550143'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3365974316524550143'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/06/sevda-szleri.html' title='Sevda Sözleri'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-7280950587501167158</id><published>2008-06-12T15:40:00.000-07:00</published><updated>2008-06-12T15:43:59.601-07:00</updated><title type='text'>Gün Doğumuna Çok Var</title><content type='html'>İşte dediğin gibi oldu akşam&lt;br /&gt;Laf kalabalığına boğma beni&lt;br /&gt;Bak havaya, bir o var; kutup yıldızı&lt;br /&gt;Korkuyorum dostum, geceler&lt;br /&gt;Beni korkutuyor dostum&lt;br /&gt;Hep geçmiş geliyor aklıma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün doğumuna çok var,&lt;br /&gt;Gece ıssız, sessiz, ürkütücü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutup yıldızı mı yaklaşan,&lt;br /&gt;İlk aşkım var gözümde&lt;br /&gt;Didem, gözlerinde o var mı&lt;br /&gt;Demin bu kadar yakın değildin&lt;br /&gt;Demin içimde geçmiş yoktu&lt;br /&gt;Didem, gözüm…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk dediğin sunulan en büyük yalan&lt;br /&gt;Kapıldım gidiyorum, kime ne&lt;br /&gt;Acılar şimdi arkadaş&lt;br /&gt;Olsun, kime ne&lt;br /&gt;Derde deva varmış, kime ne&lt;br /&gt;Duysam sesini, ah bir duysam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün doğumuna çok var,&lt;br /&gt;Gece ıssız, sessiz, ürkütücü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinde gözlerim&lt;br /&gt;Geceye sarılışlarımız&lt;br /&gt;Bomboş yolda yürüyüşümüz&lt;br /&gt;Hayallere tutunuşumuz&lt;br /&gt;Geleceğe ümitle, zaman dört elle&lt;br /&gt;An ki sen ol yanımda; cennete kavuşayım&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-7280950587501167158?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/7280950587501167158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=7280950587501167158&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7280950587501167158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7280950587501167158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/06/gn-doumuna-ok-var.html' title='Gün Doğumuna Çok Var'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-2736446976984881052</id><published>2008-06-12T14:22:00.000-07:00</published><updated>2008-06-12T14:23:01.540-07:00</updated><title type='text'>Yaklaş</title><content type='html'>Kutup yıldızı bir peşimi bıraksa&lt;br /&gt;Ben geceye baktığımda seni görmek zorunda mıyım&lt;br /&gt;Bırak zifir karasına bürünsün gece&lt;br /&gt;İşin ne bir bilsem…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman bütün ışıkları söndürmeli&lt;br /&gt;Geceye müsaade etmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakın konuşma, sakın&lt;br /&gt;Sadece sevecen gözlerinle bak&lt;br /&gt;Böyle olmalı sevmek&lt;br /&gt;Hele geceyse konuşmaya yer yok,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaş güzel kız, yaklaş&lt;br /&gt;Hayatta olduğun her an değerli&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-2736446976984881052?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/2736446976984881052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=2736446976984881052&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2736446976984881052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2736446976984881052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/06/yakla.html' title='Yaklaş'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-587091981806518646</id><published>2008-06-12T14:11:00.000-07:00</published><updated>2008-06-12T14:14:25.845-07:00</updated><title type='text'>Sonra Bir Yıldız Kaysa</title><content type='html'>Pazartesi mi salı mı&lt;br /&gt;Günlerimi şaşırdım, bak şu işe&lt;br /&gt;Ufaktan bir tebessüm, bak şu işe&lt;br /&gt;Gecenin sessizliğine haksızlık, susun&lt;br /&gt;Susmuyorlar yine, bak şu işe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokak lambasına sırtımı versem&lt;br /&gt;Belki de kaldırıma otursam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On dakikada bir araba&lt;br /&gt;Sonra yarım saatte,&lt;br /&gt;Bazen saat başında,&lt;br /&gt;Her yer kararsa, hepsi sussa&lt;br /&gt;O zaman nefes aldığımı duysam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir uçak geçse&lt;br /&gt;Sessizliğimi parçalasa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar küçüğüm ki desem&lt;br /&gt;İçime sıkışsam, göğe baksam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi mi salı mı&lt;br /&gt;Günlerimi şaşırdım, bak şu işe&lt;br /&gt;Ufaktan bir tebessüm, bak şu işe&lt;br /&gt;Gecenin sessizliğine haksızlık, susun&lt;br /&gt;Susmuyorlar yine, bak şu işe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokak lambasına sırtımı versem&lt;br /&gt;Belki de kaldırıma otursam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On dakikada bir araba&lt;br /&gt;Sonra yarım saatte,&lt;br /&gt;Bazen saat başında,&lt;br /&gt;Her yer kararsa, hepsi susma&lt;br /&gt;O zaman nefes aldığımı duysam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir uçak geçse&lt;br /&gt;Sessizliğimi parçalasa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar küçüğüm ki desem&lt;br /&gt;İçime sıkışsam, göğe baksam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir yıldız kaysa…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-587091981806518646?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/587091981806518646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=587091981806518646&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/587091981806518646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/587091981806518646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/06/sonra-bir-yldz-kaysa.html' title='Sonra Bir Yıldız Kaysa'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-2818176243881389826</id><published>2008-06-12T14:06:00.000-07:00</published><updated>2008-06-12T14:07:38.784-07:00</updated><title type='text'>Kıpkırmızı Üstüm Başım</title><content type='html'>Kıpkırmızı üstüm başım&lt;br /&gt;Alacağın olsun; bak bir damla gözyaşım&lt;br /&gt;Uykusuz anlarımı saysam mı&lt;br /&gt;Hep senin yüzünden,&lt;br /&gt;Söylesem, inansan&lt;br /&gt;Yok daha neler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldız mı uçak mı seçemediğim ışık gibisin&lt;br /&gt;Seviyor musun sevmiyor musun&lt;br /&gt;Ama gece sokakta yapayalnız kalmak kadar&lt;br /&gt;Güzelsin, daha ne denir&lt;br /&gt;Karanlık kadar güzelsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bıktım artık be canım,&lt;br /&gt;Sıkılıyor insan, al sana zaaf işte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çek git başımdan!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-2818176243881389826?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/2818176243881389826/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=2818176243881389826&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2818176243881389826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2818176243881389826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/06/kpkrmz-stm-bam.html' title='Kıpkırmızı Üstüm Başım'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-9159526082455829946</id><published>2008-06-11T17:50:00.001-07:00</published><updated>2008-06-11T17:50:45.999-07:00</updated><title type='text'>Çay mı Kahve mi</title><content type='html'>Dudaklarının tuzu geliyor gece aklıma,&lt;br /&gt;Tenin geliyor uyandığımda&lt;br /&gt;Gözlerimi açarken yüzün geliyor aklıma&lt;br /&gt;Sesini arıyorum odamda; yoksun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çek git başımdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hain kız söyle nerdesin,&lt;br /&gt;Beni unuttun mu dediğin gibi&lt;br /&gt;Deme böyle inanmam,&lt;br /&gt;Gülüşlerin geliyor aklıma…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çek git başımdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltıda tat yok şimdi&lt;br /&gt;Önceden var mıydı?&lt;br /&gt;Bir hatırlasam…&lt;br /&gt;Çay mı kahve mi karar veremiyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çek git başımdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimi neye atsam vazgeçiyorum,&lt;br /&gt;Ne yazasım var,&lt;br /&gt;Ne okuyasım…&lt;br /&gt;Kalem elimde, tahmin et kim aklımda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çek git başımdan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-9159526082455829946?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/9159526082455829946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=9159526082455829946&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/9159526082455829946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/9159526082455829946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/06/ay-m-kahve-mi.html' title='Çay mı Kahve mi'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-4978322475191591231</id><published>2008-06-11T17:44:00.001-07:00</published><updated>2008-06-11T17:44:42.598-07:00</updated><title type='text'>Aksime Karşı</title><content type='html'>Deniz sade, düz…&lt;br /&gt;Sabahın körü, gün yeni ağarmış&lt;br /&gt;Dalga yok, kusur yok…&lt;br /&gt;Denizde aksime karşı, düşünceli…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz dur diyorum kendime karşı&lt;br /&gt;Dursan, dursam diyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılık çok acı,&lt;br /&gt;Mevsimlerin hiç birine sığdıramıyorum,&lt;br /&gt;Zamanın dışında…&lt;br /&gt;Hiç birine kin duyamıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman dursa, bir dakikaya milyonlarcası sığsa&lt;br /&gt;İçinde de bir ben, yeter, fazla bile…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havlumu betona serdim,&lt;br /&gt;Döndüm bir geri baktım,&lt;br /&gt;Bir derinden iç çektim&lt;br /&gt;İçimde her ne varsa attım suya…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-4978322475191591231?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/4978322475191591231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=4978322475191591231&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4978322475191591231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4978322475191591231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/06/aksime-kar.html' title='Aksime Karşı'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-7170761379290801096</id><published>2008-06-11T17:39:00.001-07:00</published><updated>2008-06-11T17:39:26.942-07:00</updated><title type='text'>Yoksun Değil Mi</title><content type='html'>Sesin mi kısıldı&lt;br /&gt;Bakma öyle, içim tuhaf&lt;br /&gt;Konuşsana…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burayı hatırlıyorsun&lt;br /&gt;Biliyorum&lt;br /&gt;Kaç yıl oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günü, günümüzü unutmadın&lt;br /&gt;Biliyorum&lt;br /&gt;Nerelerdeydin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey siyah beyaz&lt;br /&gt;Eylül sabahında&lt;br /&gt;Elinde son mektup…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca zamandan sonra&lt;br /&gt;Aklında mı&lt;br /&gt;Aklında mıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşsana…&lt;br /&gt;Şu ağacın yanındaki gülün dalından&lt;br /&gt;Şu banktan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksun değil mi?&lt;br /&gt;Yıllar beni de tüketti&lt;br /&gt;Sevdiysem suç mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O son vedada kaldım ben,&lt;br /&gt;Şimdi aklım da gidiyor&lt;br /&gt;Ben kalmaktan yanayım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-7170761379290801096?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/7170761379290801096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=7170761379290801096&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7170761379290801096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7170761379290801096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/06/yoksun-deil-mi.html' title='Yoksun Değil Mi'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-3276230113929438566</id><published>2008-06-11T17:34:00.000-07:00</published><updated>2008-06-11T17:35:28.078-07:00</updated><title type='text'>Senden Kopmak O An</title><content type='html'>O an senden kopmak ölümle eşken&lt;br /&gt;Onlarca anı seni unutarak tükettim&lt;br /&gt;Olağan olan da bu ya; unuttum&lt;br /&gt;Yapmam gerekeni mi yapmamı istediğini mi,&lt;br /&gt;Yaptım işte en nihayetinde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin üçü sanırım,&lt;br /&gt;Uykum yok, geceyi dinliyorum,&lt;br /&gt;Gündüz duyulmayan ne varsa kulaklarımda&lt;br /&gt;Klavyemin tıkırtısı bile bu kadar mıydı dedirtiyor&lt;br /&gt;Sabaha az var, unutuşların şerefine şimdi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duvarlar var dört yanımda&lt;br /&gt;Yaşam boşluklarım,&lt;br /&gt;Balkona bakar bir kapı, eve bakar bir diğeri,&lt;br /&gt;Bunlar da olmasa…&lt;br /&gt;Yaşam da bu ya, kapılar açıp kafeslere girmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden ayrılırken ne ağlamıştım&lt;br /&gt;Sen giderken,&lt;br /&gt;Bir daha hiç mutlu olamam sanmıştım&lt;br /&gt;Sen giderken,&lt;br /&gt;Hiç sevemem sanmıştım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir gece, belli,&lt;br /&gt;Geçmek bilmiyor&lt;br /&gt;Sen nerdesin şimdi&lt;br /&gt;Niye aklımdasın hala&lt;br /&gt;Çek git başımdan!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-3276230113929438566?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/3276230113929438566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=3276230113929438566&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3276230113929438566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3276230113929438566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/06/senden-kopmak-o.html' title='Senden Kopmak O An'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-5472166167521351627</id><published>2008-06-11T17:16:00.000-07:00</published><updated>2008-06-11T17:19:48.262-07:00</updated><title type='text'>Beyaz Oda</title><content type='html'>“Çek git başımdan!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Hıçkırıklar, ardı arkası kesilmeyen hıçkırıklar. Gözlerim doluyor, tüylerim ürperiyor. Görüntüler sabitlenmiyor, sürekli o ana dönüp duruyorum. Ellerimi yüzüme kapasam da görüntüler hep orada, aklıma sızdılar, hıçkırıklar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Sen hiç bir rüya olduğunu bile bile…”, devamını getiremiyorum, konuşamıyorum. Belki ayna yerine biri olsaydı bu kadarını bile söyleyemezdim. Gözlüklerimi çıkarıp masaya bırakıyorum, defterim açık, sayfalar çizik dolu, hep beyaz yapraklı olanları sevdim, hep…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Kapı çalıyor, bakmalı mıyım? Bu sorunun cevabını verebileceğimi zannetmiyorum, alışkanlıklara uymalıyım, gayri ihtiyari bir devinim ve kapı sonuna dek açık;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Merha… Senin neyin var böyle, ne oldu? Konuşsana…”, telaşlı konuşmasının hızına ayak uyduramıyorum, başım dönüyor, her yer film karelerine dönüşüyor, bense düşüyorum. Karanlık var sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Uyandığımda yatağımdaydım. Bembeyaz çarşaflar, sımsıkı sarılmışım yorgana, sımsıkı. Beyazdan ne kadar da nefret etsem de çok güzel şimdi, ayrılmak gelmiyor içimden,etrafa bakınıyorum. Beyazlar hep hastane odasını hatırlatıyor, sessiz geceleri, mide bulandıran ilaç kokularını, bitmeyen serumları… Midem bulanıyor, kusmamalıyım, her yer tertemiz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Odamı görmek çok güzel, her yerde anılar… Kitaplarım, en son bıraktığımda bu kadar düzenliler miydi, zannetmiyorum, belki de annem beni yatağa yatırdıktan sonra ben uyanana kadar ortalığı temizlemiştir. Herhalde öyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Ayağa kalkabilecek gibi hissetmiyorum ama lavaboya gitmeliyim, kusmam gerek, her yer çok temiz, kusmam gerek, her yer ilaç kokuyor, her yer bembeyaz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Eren, sen hiç bir rüyada olduğunu bile bile ona inanmayı, onu yaşamayı seçtin mi? Söylesene, bir rüyaya sığınıp, saklanacak kadar kendinden kaçtın mı?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Ayakta kalakalmış bir insan. İşte ben, soruyla donup kalıyorum. Etraf çok inandırıcı, ilk ödülüm, kazandığım kitap seti, en sevdiğim çocukluk fotoğrafım, saatim, ilk yağlı boya resmim… Her şey yerli yerinde… Bir dakika, ama her yer çok beyaz, duvarlar beyaz olmamalıydı, yatak da…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Kapıya yöneliyorum, öğürmeler artıyor, kusmamalıyım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Kapıyı açıyorum, karşımda o. Uzun siyah saçları yüzüne karışmış, ela gözleriyle bana bakıyor, telaşlı bir sevinç var dudaklarının kıvrıklığında, gözlerinde şefkat, sevgi var… Bir an sanki bir yıla dönüşüyor derken çıtırdıyor; hayallerim parçalanıyor, mutluluklarım ve umutlarım can çekişiyor, gözlerime geri yollayamayacağım denli yaşlar birikiyor. O, … Söylemek, tekrar yaşamak berbat… O, hemşire kıyafetlerine bürünmüş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                İster istemez çarpık bir gülümseme suratıma ilişiyor. İtip lavaboya gidiyorum, ama hayır, olamaz, odamın kapısı hastane koridoruna açılıyor, böyle olmamalı, bari son rüyamda güzel şeyler olmalı, buna hakkım yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Yok! Eren, bunu sen de biliyorsun, uzun sayılabilecek bir hayat yaşadın, bu rüya da olması gerektiği gibiydi, bir rüya olduğunu bilerek sen inandın, hadi uyanma zamanı, hadi, hadi…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Hayır, uyanmayacağım, bu benim elimde, değil mi, yoksa benimle neden konuşasın ki? Söylesene bunu istememe gerçekten mecbursun değil mi? Şimdi elime düştün işte, defol! Sana diyorum defol, ben burada mutluyum ve kalmaktan yanayım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “İyi niyetimi kötüye kullanmamanı tercih ederdim, her şey beni elimde unutma, unutma, sakın…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Karanlık ve ekşi kusmuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Hasta kendine geliyor, doktor!”, hemşire zarif adımlarla içeri süzüldü, yüzünü kapayan saçlarını eliyle geriye savurdu, kusmakta olan gencin boynunu arkadan destekledi ve temizlemeye başladı etrafı. Sonra koşuşturma oldu birkaç dakika ve beyaz, sadece beyaz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Gözlerimi tavanda sabitledim. Dişlerimi sıkıyorum, oldukça sıkılar, bir gün şöyle demişti o; “Dişlerini her gün fırçala ki sağlam olsunlar, bir gün dişlerini sıkman gerekecek, yeterince sağlam olduklarından emin olmak isteyebilirsin!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Evet, her şey senin elinde, görüyorum, ama pes etmiyorum, bir rüya olduğunu bile bile yaşıyorum ve inanıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Cızırtılar ve hışırtılar duyuyorum, çok uzaklardan, çok…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Sonra, hava defalarca kararıp aydınlanıyor, defalarca, ve o oda hep öyle kalıyor, sabırla dişlerini sıkan ve tavana bakanla beraber, sonra farklı gözlerden, farklı acılarla o kapının dışından içeriye giriyor bir kadın, üzüntüsü her halinden belli, doktora bakıyor, doktor ciddi, soğukkanlı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Durumunda bir değişiklik yok, üzgünüm!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Onun… Onun yaşadığını bilmek, görmek bile bana yeter, bir an bile ayrılmak istemiyorum yanından, bir an bile…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Evet, hanımefendi, bazen bir rüyaya bile inanmak, onu yaşamak ister insan, sizi anlıyorum!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Suratında hafiften bir gerginlik oldu, göz kapakları gerildi, açılmamak ister gibiydi, annesi doktora korku dolu gözlerle baktı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                “Onun şu anda ne rüyalar gördüğünü bilmemize imkan yok, bence onu rahat bırakalım, ne dersiniz, belki de rüya görmeye devam etmeyi isteyen odur!”, doktor gülümseyerek hastaya bakmaya devam etti…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bu sesler de ne, kim var orada? Hayır, bu iş seninle benim aramda, hayır, ona dokunayım deme sakın, hayır, uyanmam için iyi bir numara, ama hayır, hayır…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-5472166167521351627?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/5472166167521351627/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=5472166167521351627&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5472166167521351627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5472166167521351627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/06/beyaz-oda.html' title='Beyaz Oda'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8393841018354548992</id><published>2008-05-24T05:10:00.001-07:00</published><updated>2008-05-24T05:10:40.255-07:00</updated><title type='text'>Hiç Söylemedim</title><content type='html'>Gece mehtaba karşı&lt;br /&gt;Bir duble rakı, sonra karşımdasın&lt;br /&gt;Mehtapta sen,&lt;br /&gt;Yıldızlarda sen,&lt;br /&gt;Bir baktım her yerde sen&lt;br /&gt;Sonra bir pire fırladı cebimden&lt;br /&gt;Elinde bir bilet&lt;br /&gt;Üstünde adım,&lt;br /&gt;Nereye dedim yolculuk&lt;br /&gt;Beni sana götürecekmiş&lt;br /&gt;Atladık cebime, düştük yollara,&lt;br /&gt;Cebimde biraz rakı, biraz hiçlik kokusu&lt;br /&gt;Sonra karanlık&lt;br /&gt;Uyandım ki yanımda sen&lt;br /&gt;Pire nerede ki?&lt;br /&gt;Bulamadım,&lt;br /&gt;Sana da seni nasıl buldum&lt;br /&gt;Hiç söylemedim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8393841018354548992?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8393841018354548992/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8393841018354548992&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8393841018354548992'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8393841018354548992'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/hi-sylemedim.html' title='Hiç Söylemedim'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-6464336419903424034</id><published>2008-05-17T01:48:00.000-07:00</published><updated>2008-05-25T04:43:46.657-07:00</updated><title type='text'>Bir İnsan Varmış</title><content type='html'>Öyle çok uzak olmayan bir zamanda&lt;br /&gt;Çok konuşan bir insan varmış,&lt;br /&gt;Güzel, cicili kelimeleri varmış,&lt;br /&gt;Ağzına da yakıştırırmış, etkilermiş&lt;br /&gt;Miş, miş, miş...&lt;br /&gt;Unutmadan söyleyelim,&lt;br /&gt;Eleştirmeyi de severmiş,&lt;br /&gt;Kafasında kalıpları varmış;&lt;br /&gt;İlmi, deruni...&lt;br /&gt;Ama unutmazmış da demeyi&lt;br /&gt;Eleştirilerim kırmak için değil,&lt;br /&gt;Seni geliştirmek için,&lt;br /&gt;Unutulmamalıdır derim şimdi de ben&lt;br /&gt;Naçizane fikirlerimle&lt;br /&gt;Bir içsel sürecin sonucudur şiir,&lt;br /&gt;Ele avuca sığmaz,&lt;br /&gt;İster noktayla, ister virgülle,&lt;br /&gt;Bir kaba sığmaz,&lt;br /&gt;Ak dersin akmaz,&lt;br /&gt;Sonra bir bakarsın sular seller,&lt;br /&gt;Bir an gelir,&lt;br /&gt;Kelimeler alır seni götürür,&lt;br /&gt;Beklememeli insan mürekkebin damlamasını&lt;br /&gt;Kan damlasının kalpteki hızına&lt;br /&gt;Biraz da ilhamına bakar şiir,&lt;br /&gt;Bazısı ilmi der, kural der,&lt;br /&gt;Der de der,&lt;br /&gt;Onu da anlarım,&lt;br /&gt;Anlamak var, anlamak var,&lt;br /&gt;Şiir yaşamımdır,&lt;br /&gt;O yaşam ki, bir bana ait Bir ben...&lt;br /&gt;Ancak ben yazarım,&lt;br /&gt;Soğuk terle uyandığım kabusum&lt;br /&gt;Güzel bir kızın dudaklarında sarhoşluğum&lt;br /&gt;Bunları ben hissederim&lt;br /&gt;Gönlümce yazarım&lt;br /&gt;Ey şiirime gözleriyle eşlik eden&lt;br /&gt;Orhan Veli'ye Nazım Hikmet'e diyebilir misin,&lt;br /&gt;Olmamış şunu gözden geçir diye,&lt;br /&gt;Hadi Allah'tan rahmet de&lt;br /&gt;Bana da deme&lt;br /&gt;Nasıl içsel süreçlerim işliyorsa&lt;br /&gt;Baştan sona&lt;br /&gt;Bırak içime sinmeyen&lt;br /&gt;Karaladıklarım olsun hatalarım&lt;br /&gt;Bırak haykırışlara sessizlik demeyi&lt;br /&gt;Şimdi haykırmak zamanıysa&lt;br /&gt;Haykırmalı insan&lt;br /&gt;Bırak ne dediyse&lt;br /&gt;Öyle haykırası gelmişse karışma&lt;br /&gt;Bırak, bırak haykırsın&lt;br /&gt;O zaman güzelleşir dünya&lt;br /&gt;Özgürlüklerdir insanı insan yapan&lt;br /&gt;Ben, eğer bensem&lt;br /&gt;Her aldığım nefes&lt;br /&gt;Kalbimin her atışı beni var eden&lt;br /&gt;Satırlarım da benden&lt;br /&gt;Her anımdan&lt;br /&gt;Namütenahi bir süreçtir bu&lt;br /&gt;İstesen de&lt;br /&gt;Artık durduramazsın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-6464336419903424034?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/6464336419903424034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=6464336419903424034&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6464336419903424034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6464336419903424034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/bir-insan-varm.html' title='Bir İnsan Varmış'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8543216562829802253</id><published>2008-05-17T01:46:00.000-07:00</published><updated>2008-05-17T01:47:37.745-07:00</updated><title type='text'>Susuzluktan Kurudu</title><content type='html'>Bir gonca gül olmaktı tek hevesi&lt;br /&gt;Yaz başında&lt;br /&gt;Açarken ilk yeşil yapraklarını&lt;br /&gt;Kuru dallarından&lt;br /&gt;Hayat buldu kuru bedeninden&lt;br /&gt;Doyumsuzdu&lt;br /&gt;Açsın istedi her biri&lt;br /&gt;Kandan dahi kızıl&lt;br /&gt;En derinden vuran aşkın alevi&lt;br /&gt;Bakınca kızılına sararsın, solsun istedi,&lt;br /&gt;Çok şey mi istedi&lt;br /&gt;Bencillik içinde mi vardı&lt;br /&gt;Bir yaz sabahı daha&lt;br /&gt;Güneş doğudan doğdu&lt;br /&gt;Bir gonca gül&lt;br /&gt;Kızılın en, en, en...&lt;br /&gt;İşte öyle olanından&lt;br /&gt;Açtı!&lt;br /&gt;Hayat durdu bir an sanki&lt;br /&gt;Sektedi mi yoksa&lt;br /&gt;Yoksa...&lt;br /&gt;O sabah kuşlar ötmedi&lt;br /&gt;Dalındaki örümcek ağ kurmadı&lt;br /&gt;Sinek uçmadı&lt;br /&gt;Bahçıvan görünmedi&lt;br /&gt;Gülü sulamadı&lt;br /&gt;Öyle bir renkti ki zaman&lt;br /&gt;Durdu...&lt;br /&gt;Öyle güzel açtı ki&lt;br /&gt;Susuzluktan&lt;br /&gt;Kurudu!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8543216562829802253?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8543216562829802253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8543216562829802253&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8543216562829802253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8543216562829802253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/susuzluktan-kurudu.html' title='Susuzluktan Kurudu'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-355742516992970241</id><published>2008-05-17T01:42:00.000-07:00</published><updated>2008-05-17T01:46:26.962-07:00</updated><title type='text'>Günlerden Bir Gün</title><content type='html'>&lt;p&gt;Dünyada ne günler yaşadım, nefes üstüne nefes &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Biraz huzur dedim, kafes üstüne kafes &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dilimi konuşturayım dedim, üst üste prangalar &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gençlikten mi, kandan mı, vazgeçemiyorum &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Söylemeden edemiyorum &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dünyada ne insanlar gördüm de gördüm, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eksik gedik gördüm mü, söylemeden duramadım, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir nefes daha aldım, içimde ne varsa söyledim, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnsanın diline nasıl kelepçeler vurulur &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nasıl susturulur, nasıl, anlatın bunu bana &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hayat ırmağının kıyısındayım, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ellerimde yüzyılların asası, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yüzyılların savaşları gözlerime serilmiş, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Krallar, başkanlar vesaire &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ölüp ölüp diriliyorlar &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonra biraz huzur dedim &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Cebimden bir ses geldi, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hayaller ülkesinden bir bilet buldum &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üstünde adım rengarenk harflerle &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gel de gitme, gel de gitme &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ruhumda biraz solgunluk var sanki &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir kırık aşkın batışı mı bu, hayallerim gibi &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Elimi şıklatıp mavi alevler yaratsam da &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kılıcıma yeşil, mavi kanlar bulasam da &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Olmuyor, kinimi atamıyorum &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Derinlere inesim var, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her yer çok karanlık &lt;/p&gt;&lt;p&gt;O ses ne, kim konuşan &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu dünyada ne günler yaşadım &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi ölmek zamanı sanırım.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-355742516992970241?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/355742516992970241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=355742516992970241&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/355742516992970241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/355742516992970241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/dnyada-ne-gnler-yaadm-nefes-stne-nefes.html' title='Günlerden Bir Gün'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8193212407881981040</id><published>2008-05-09T08:25:00.000-07:00</published><updated>2008-05-09T08:31:25.628-07:00</updated><title type='text'>Tophane'den Taksim'e Küller</title><content type='html'>Duman yavaş yavaş dağılıyor,&lt;br /&gt;Küller rüzgarı bekliyor,&lt;br /&gt;Hava kararıyor,&lt;br /&gt;Durgunluğa son veren adımlarım atılıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul sokak sokak küllere gömülmüş,&lt;br /&gt;İstanbul gri, toz tutmuş, eskimiş,&lt;br /&gt;Altında binlerce yanık, açık yara...&lt;br /&gt;Verdiğim nefes koyu sisler peydahlıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tophane'den Taksim'e yürür bir genç,&lt;br /&gt;Yokuştur, havada bahar sıcağı,&lt;br /&gt;Alnında birkaç damla ter,&lt;br /&gt;Gözleri parlıyor, bilmem neden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anılar karmakarışık, o belki de benim,&lt;br /&gt;Ve belki de sana geldiğim gündür o,&lt;br /&gt;Belki, yanan şehir değil de kalbimdir,&lt;br /&gt;Belki, her nefesle sise boğulan aklımdır,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8193212407881981040?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8193212407881981040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8193212407881981040&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8193212407881981040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8193212407881981040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/tophaneden-taksime-kller.html' title='Tophane&apos;den Taksim&apos;e Küller'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-2565777676893348568</id><published>2008-05-08T02:44:00.000-07:00</published><updated>2008-05-08T02:45:43.387-07:00</updated><title type='text'>İstanbul'da Koyu Karanlık</title><content type='html'>İstanbul'da bir öğleden sonra,&lt;br /&gt;Ay parlıyor, yıldızlar, ve neden sonra,&lt;br /&gt;Sen geliyorsun kayan yıldızla aklıma,&lt;br /&gt;Bir küçük tebessüm, yeniden karanlık sonra&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece geliyor aklıma, ay dolunay, parlıyor&lt;br /&gt;Sanki düşünmesem aydınlanacak sokaklar güneşle&lt;br /&gt;Sonra sen geliyorsun aklıma, ay ışığında, güneş gözlerinle&lt;br /&gt;Sanki düşününce var oldun, düşündükçe bitiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin kaçı bilmiyorum, koyu karanlık zamanı,&lt;br /&gt;Ayın kaçı, hangi günü hiç bilmiyorum, hiçlik zamanı,&lt;br /&gt;Tek bildiğim, beni saran koyu karanlık zamanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklımda binlerce düşünce, karmakarışığım&lt;br /&gt;Sen de varsın, sen de, sensiz olabilir miyim sanıyorsun,&lt;br /&gt;Bir yıldız daha kayıyor, bir ışık daha sönüyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk defa kayan yıldıza bakıp, gözlerimde iki damla, parlak,&lt;br /&gt;Seni gördüğüm günden beri, aklımda vızıltılar, uğultular,&lt;br /&gt;Sensiz bir dilek tutuyorum, söylenmezmiş, boşver, elveda!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-2565777676893348568?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/2565777676893348568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=2565777676893348568&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2565777676893348568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2565777676893348568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/istanbulda-bir-leden-sonra-ay-parlyor.html' title='İstanbul&apos;da Koyu Karanlık'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-7996904948785885240</id><published>2008-05-05T12:39:00.000-07:00</published><updated>2008-05-05T12:40:23.413-07:00</updated><title type='text'>Yapma Kalem Yapma</title><content type='html'>Yazdıkça kazıyorum aklıma seni&lt;br /&gt;Yapma kalem, yapma,&lt;br /&gt;Dur iki satır da,&lt;br /&gt;Unutayım,&lt;br /&gt;Uyusam mı,&lt;br /&gt;İçsem mi,&lt;br /&gt;Bir kadeh rakı mı,&lt;br /&gt;Yetmez devirsem mi anılara bir büyük,&lt;br /&gt;Bir büyük yeter mi&lt;br /&gt;İçimdeki seni boğmaya,&lt;br /&gt;Sigaramın dumanında boğulur musun,&lt;br /&gt;Çıkar mısın aklımdan bir an olsun,&lt;br /&gt;Yapmazsın,&lt;br /&gt;Biliyorum, yapmazsın,&lt;br /&gt;Çık camdan Eren, çık,&lt;br /&gt;Bağır için açılsın,&lt;br /&gt;Sesin kısılsın,&lt;br /&gt;Bir kadeh daha doldur,&lt;br /&gt;Belki bir hayal olur,&lt;br /&gt;Yanındaki sandalyede oturur,&lt;br /&gt;Bir hayal olsan,&lt;br /&gt;Yanımda olsan,&lt;br /&gt;Olmadığını bile bile&lt;br /&gt;Dudaklarına dokunsam,&lt;br /&gt;Böyle de yapılmaz ki,&lt;br /&gt;Böyle de güzel olunmaz ki!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-7996904948785885240?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/7996904948785885240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=7996904948785885240&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7996904948785885240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7996904948785885240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/yapma-kalem-yapma.html' title='Yapma Kalem Yapma'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-4877598835402773058</id><published>2008-05-05T12:38:00.002-07:00</published><updated>2008-05-05T12:39:00.267-07:00</updated><title type='text'>Zannettim Olmadı</title><content type='html'>Üç beş satır kelam yazdım&lt;br /&gt;Seni, dediklerini, yaşadıklarımı(zı)&lt;br /&gt;Unuturum diye&lt;br /&gt;Olmadı; seni unutamadım&lt;br /&gt;Unuturum zannettim&lt;br /&gt;Olmadı&lt;br /&gt;Unutamıyorum seni&lt;br /&gt;Vefasızım&lt;br /&gt;İnsafsızım&lt;br /&gt;Canım&lt;br /&gt;Aşkım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-4877598835402773058?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/4877598835402773058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=4877598835402773058&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4877598835402773058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4877598835402773058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/zannettim-olmad.html' title='Zannettim Olmadı'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-4655656534511068290</id><published>2008-05-05T12:38:00.001-07:00</published><updated>2008-05-05T12:38:30.577-07:00</updated><title type='text'>Yüzümde Bir Gülümseme</title><content type='html'>Bir damla gözyaşında gemiler yüzdürürüm&lt;br /&gt;Dünyaya küserim içime dönerim&lt;br /&gt;Kabuğuma saklanır geçsin diye beklerim baharlar&lt;br /&gt;Gülüşmelere duyar, dayanamam&lt;br /&gt;Seni görmemeye hele bir bilsen&lt;br /&gt;Hiç dayanamam&lt;br /&gt;Bir yaz sabahı olsa, elimde çayımın son yudumu&lt;br /&gt;Bir de sen olsan&lt;br /&gt;Olmasan da bir vesikalığın olsa&lt;br /&gt;O da mı olmadı, silikleşmemiş bir hatıran olsa&lt;br /&gt;Vuran her dalganın beyaza çalan köpüğünde&lt;br /&gt;Seni hatırlasam&lt;br /&gt;Hatırladıkça hatıralara, hatıralarla dolsam&lt;br /&gt;Gençliğe selam versem&lt;br /&gt;Sana hasret çeksem&lt;br /&gt;Bir nefeste bi alemi yutsam&lt;br /&gt;Kırışan dudaklarımdan sana ithaf edeceğim&lt;br /&gt;Bir şarkı nağmelerce dökülse&lt;br /&gt;Dalgalar sussa&lt;br /&gt;Demire konsa kuşlar&lt;br /&gt;Ağaran taze saçlarıma meltemim vursa&lt;br /&gt;Vursa da beni dalga dalga&lt;br /&gt;Dalgalandırsa&lt;br /&gt;Gelse de yanıma&lt;br /&gt;Şöyle bir durulsam huzurla&lt;br /&gt;Yüzümde bir gülümseme&lt;br /&gt;Aşk olsa yaşamak adına bakışlarınla&lt;br /&gt;Ve sen&lt;br /&gt;Sen...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-4655656534511068290?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/4655656534511068290/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=4655656534511068290&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4655656534511068290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/4655656534511068290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/yzmde-bir-glmseme.html' title='Yüzümde Bir Gülümseme'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-3388958873456540411</id><published>2008-05-05T12:37:00.000-07:00</published><updated>2008-05-05T12:38:03.473-07:00</updated><title type='text'>Yeşilim</title><content type='html'>Yırt kefeni&lt;br /&gt;Al iki nefes&lt;br /&gt;Ölmeye geldik dünyaya&lt;br /&gt;Al iki nefes de&lt;br /&gt;Kadehleri doldurduk,&lt;br /&gt;Ama önce ne dersin&lt;br /&gt;Yaksak mı birer sigara,&lt;br /&gt;Acelen ne,&lt;br /&gt;Selamımı söyle Azrail'e&lt;br /&gt;Uğrarım bir ara, tamam,&lt;br /&gt;İşim var şimdi,&lt;br /&gt;Kavun mevsimi de gelmedi zaten,&lt;br /&gt;Birini sevdim dostum,&lt;br /&gt;Bir kızı çok sevdim,&lt;br /&gt;Kapkara saçları vardı,&lt;br /&gt;Yemyeşil, bahar gibi güzel,&lt;br /&gt;Gözleri vardı,&lt;br /&gt;Elleri pamuk beyaz,&lt;br /&gt;Bir de o yeşil yeşil bakışı yok mu?&lt;br /&gt;Kefeni yırttırır adama&lt;br /&gt;Azrail'e söyle gelirsem oraya...&lt;br /&gt;Ulan sen de bari&lt;br /&gt;Böyle güzele,&lt;br /&gt;Böyle tam da sevmişken&lt;br /&gt;Ölüm yar olur mu?&lt;br /&gt;Yırttın kefeni, boşuna be dostum,&lt;br /&gt;Bırakamam ben yeşilimi,&lt;br /&gt;Cehenneme bir bakıp, çıkayım&lt;br /&gt;Cennette mi arasam önce,&lt;br /&gt;Çıkışları kim tutar dostum&lt;br /&gt;Kim bilir yeşilim nerede&lt;br /&gt;Kim bilir, dostum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-3388958873456540411?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/3388958873456540411/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=3388958873456540411&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3388958873456540411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/3388958873456540411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/yeilim.html' title='Yeşilim'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-535630119020275631</id><published>2008-05-05T12:36:00.000-07:00</published><updated>2008-05-05T12:37:16.339-07:00</updated><title type='text'>Yapma</title><content type='html'>Seni görür alev olurum&lt;br /&gt;Seni görür&lt;br /&gt;Yanar tutuşurum&lt;br /&gt;Bir kelam çıkmaz elimden&lt;br /&gt;Mürekkebi akmaz kalemimde&lt;br /&gt;Kanım damarımda donar&lt;br /&gt;Sesin aklımda çınlar&lt;br /&gt;Bir rüya görürüm&lt;br /&gt;Bir sen&lt;br /&gt;Bir ben&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-535630119020275631?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/535630119020275631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=535630119020275631&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/535630119020275631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/535630119020275631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/yapma.html' title='Yapma'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8182094576344637662</id><published>2008-05-05T12:35:00.002-07:00</published><updated>2008-05-05T12:36:32.489-07:00</updated><title type='text'>Yak Artık Işıkları</title><content type='html'>Gece çok soğuk,&lt;br /&gt;Çek yorganı üstüme,&lt;br /&gt;Tenin çok soğuk,&lt;br /&gt;Dokunma artık,&lt;br /&gt;Eskisi gibi değilsin,&lt;br /&gt;Yaklaşma,&lt;br /&gt;Bakma gözlerime,&lt;br /&gt;Işık yok artık,&lt;br /&gt;Seviyorum deme,&lt;br /&gt;İnanmam artık.&lt;br /&gt;Oyun bitti,&lt;br /&gt;Yak artık ışıkları,&lt;br /&gt;Git ben uyurken,&lt;br /&gt;Dur, derim,&lt;br /&gt;Şimdi gidersen.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8182094576344637662?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8182094576344637662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8182094576344637662&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8182094576344637662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8182094576344637662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/yak-artk-iklar.html' title='Yak Artık Işıkları'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-719580742327965318</id><published>2008-05-05T12:35:00.001-07:00</published><updated>2008-05-05T12:35:42.303-07:00</updated><title type='text'>Yağ Biraz</title><content type='html'>Bir damla yağmur&lt;br /&gt;Yağ artık&lt;br /&gt;Hava çok kuru&lt;br /&gt;Çok yalnızım&lt;br /&gt;Biraz ıslat beni&lt;br /&gt;Çok susadım&lt;br /&gt;Yağ biraz, ne olur?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-719580742327965318?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/719580742327965318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=719580742327965318&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/719580742327965318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/719580742327965318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/ya-biraz.html' title='Yağ Biraz'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-5594592676385443241</id><published>2008-05-05T12:34:00.002-07:00</published><updated>2008-05-05T12:35:20.102-07:00</updated><title type='text'>Vefasızsa</title><content type='html'>Bir akşam ki çöken&lt;br /&gt;Tozu dumana katıyor&lt;br /&gt;İçim sızlıyor&lt;br /&gt;İçim acıyor, dur durak bilmiyor&lt;br /&gt;Sen içime batıyorsun güzel gözlüm&lt;br /&gt;Kalbinden çık artık&lt;br /&gt;İstemiyorum&lt;br /&gt;Deli diyorlar, aklını yitirdi diyorlar&lt;br /&gt;Seni sevdiğim güne...&lt;br /&gt;Nasıl sever bir insan böylesine&lt;br /&gt;Nasıl gider bir insan böylesine&lt;br /&gt;Sevilirken&lt;br /&gt;Dur tahmin edeyim&lt;br /&gt;Vefasızsa&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-5594592676385443241?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/5594592676385443241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=5594592676385443241&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5594592676385443241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5594592676385443241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/vefaszsa.html' title='Vefasızsa'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-6644070480024182485</id><published>2008-05-05T12:34:00.001-07:00</published><updated>2008-05-05T12:34:28.793-07:00</updated><title type='text'>Üç Beş Satır</title><content type='html'>Bir savaş başlıyor,&lt;br /&gt;Haykırışlar mı alevler mi&lt;br /&gt;Ne bu sesler&lt;br /&gt;Ne bu gölgeler&lt;br /&gt;Ne bu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-6644070480024182485?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/6644070480024182485/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=6644070480024182485&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6644070480024182485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6644070480024182485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/be-satr.html' title='Üç Beş Satır'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-5491818840943654575</id><published>2008-05-05T12:33:00.001-07:00</published><updated>2008-05-05T12:33:52.588-07:00</updated><title type='text'>Şıp Şıp Şıp</title><content type='html'>Ne bu karanlık böyle&lt;br /&gt;Yaksana ışıkları,&lt;br /&gt;Bu uğultular da ne,&lt;br /&gt;Şıp şıp şıp&lt;br /&gt;Kan sesi mi su sesi mi&lt;br /&gt;Neredeyim ben,&lt;br /&gt;Açma gözlerini diyorsun,&lt;br /&gt;Yakma ışıkları,&lt;br /&gt;Buna hayat diyorlarmış&lt;br /&gt;Açarsan gözlerini&lt;br /&gt;Bİter imiş fani hayat&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-5491818840943654575?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/5491818840943654575/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=5491818840943654575&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5491818840943654575'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/5491818840943654575'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/p-p-p.html' title='Şıp Şıp Şıp'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-282955860266066462</id><published>2008-05-05T12:32:00.000-07:00</published><updated>2008-05-05T12:33:03.764-07:00</updated><title type='text'>Unut Beni Şimdi</title><content type='html'>Unut beni şimdi&lt;br /&gt;Sakın dönme geriye&lt;br /&gt;Arkanı dön ve git&lt;br /&gt;Sevilmedin say&lt;br /&gt;Hatta benden nefret et&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-282955860266066462?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/282955860266066462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=282955860266066462&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/282955860266066462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/282955860266066462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/unut-beni-imdi.html' title='Unut Beni Şimdi'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-1396956700826299900</id><published>2008-05-05T12:31:00.002-07:00</published><updated>2008-05-05T12:32:32.955-07:00</updated><title type='text'>Şimdi Boşlukta Yuvarlanmak Var</title><content type='html'>Şimdi boşlukta yuvarlanmak var&lt;br /&gt;Bir merdiven bulmak var&lt;br /&gt;Aşağıymış&lt;br /&gt;Yukarıymış&lt;br /&gt;Umursamadan yola koyulmak&lt;br /&gt;Uzaklaşmak var&lt;br /&gt;Sensizliğe kaçmak var&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-1396956700826299900?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/1396956700826299900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=1396956700826299900&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1396956700826299900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1396956700826299900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/imdi-bolukta-yuvarlanmak-var.html' title='Şimdi Boşlukta Yuvarlanmak Var'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-318000342152953187</id><published>2008-05-05T12:31:00.001-07:00</published><updated>2008-05-05T12:31:50.258-07:00</updated><title type='text'>Söyle Neden</title><content type='html'>Bir aşk kırıntısı düşüyor dudaklarımdan&lt;br /&gt;Seni seviyorum&lt;br /&gt;Diye söylemesen olmaz sanki&lt;br /&gt;Arkadanı dönüp&lt;br /&gt;Defolup gitsen&lt;br /&gt;Bir daha da dönmesen olmaz sanki&lt;br /&gt;O güzel saçlarını bağlasan da&lt;br /&gt;Rüzgarda yüzüme vurmasalar&lt;br /&gt;Seni bana bağlamasalar olmaz sanki&lt;br /&gt;Kendini bu kadar sevdirmesen olmaz sanki&lt;br /&gt;Güzel kız,&lt;br /&gt;Neden?&lt;br /&gt;Hadi eğme başını&lt;br /&gt;Kaçırma gözlerini benden&lt;br /&gt;Söyle neden?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-318000342152953187?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/318000342152953187/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=318000342152953187&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/318000342152953187'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/318000342152953187'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/syle-neden.html' title='Söyle Neden'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-7169998392000300231</id><published>2008-05-05T12:29:00.002-07:00</published><updated>2008-05-05T12:30:59.195-07:00</updated><title type='text'>Sorma</title><content type='html'>Şimdi anahtarı deliğine bıraktım&lt;br /&gt;Odamdayım&lt;br /&gt;Beş dakika evvel geceyle başbaşa&lt;br /&gt;Elimde bir şişe bira&lt;br /&gt;Gök ikiye ayrılmış&lt;br /&gt;Senle ben,&lt;br /&gt;Siyahla kırmızı&lt;br /&gt;Kırmızı şehvetle parlıyor,&lt;br /&gt;Siyah desem ne kömür ne zifir,&lt;br /&gt;Çok derin, çok koyu...&lt;br /&gt;Şimdi odamdayım kafamda sen&lt;br /&gt;Şimdi sensizim&lt;br /&gt;Yüzümde parçalı bulutlar&lt;br /&gt;Bir yandan unutulmayanlar&lt;br /&gt;Bir yandan inkar edesim gelen&lt;br /&gt;Ayrılığın anısı&lt;br /&gt;Garip bir hal bu&lt;br /&gt;Anlatamıyorum&lt;br /&gt;Canım kahve istiyor&lt;br /&gt;Ayılmak için değil&lt;br /&gt;Uyumamak için&lt;br /&gt;Rüyalarda gelirsen sana karşı&lt;br /&gt;Koyamam,&lt;br /&gt;gelme diyemem&lt;br /&gt;Uyumamam gerek&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-7169998392000300231?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/7169998392000300231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=7169998392000300231&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7169998392000300231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/7169998392000300231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/sorma.html' title='Sorma'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-1937085528427430388</id><published>2008-05-05T12:29:00.001-07:00</published><updated>2008-05-05T12:29:32.603-07:00</updated><title type='text'>Son Damlaya Dek Çal</title><content type='html'>Sigaramın dumanına yağmur karıştı bu sabah&lt;br /&gt;Aklımda hayaline, karamsarlık karıştı&lt;br /&gt;Şimdi kolum boş, yanım boş&lt;br /&gt;Yağmurla bir de rüzgar başladı&lt;br /&gt;Daha bir yalnızım,&lt;br /&gt;Şimdi bir kadehe, bir de bir gecelik sese&lt;br /&gt;İhtiyacım var sana olduğu kadar&lt;br /&gt;Bir kitabın sayfalarına gömülüyorum&lt;br /&gt;İki soru çüzüyorum&lt;br /&gt;Bir yazı yazıyorum&lt;br /&gt;Hayal kurmak istiyorum, sen yanımda ol istiyorum&lt;br /&gt;Yoksun, belki varlığın da yalandı&lt;br /&gt;Uyku vurmuyor ki gözlerime&lt;br /&gt;Gülesim geliyor ya&lt;br /&gt;Olmuyor zoraki gülümseyen suratıma&lt;br /&gt;İki damla yaş vuruyor, tuzlusundan&lt;br /&gt;Silemiyorum&lt;br /&gt;Sevginin bendeki anısını silemiyorum&lt;br /&gt;İki ayrı tende yol bulan iki damla&lt;br /&gt;Ah be canım, ne özlüyorum hava soğukken seni&lt;br /&gt;Üşürdün de sarılırdım,&lt;br /&gt;Gözlerine bakar kalırdım&lt;br /&gt;Konuştun mu masallara dalardım&lt;br /&gt;Çocukluğa dönerdim&lt;br /&gt;Her anında huzur vardı, ayrıldık da nerden çıktı&lt;br /&gt;Böyle ayrılık da olmaz ki&lt;br /&gt;Olmaz yahu&lt;br /&gt;Bir damla rakı kalmış kadehte&lt;br /&gt;Sol gözümde akamamış bir damla yaş&lt;br /&gt;Söylemeye dilimin varmadığı o şarkı&lt;br /&gt;Dudaklarımın titreyişi&lt;br /&gt;Çal be usta, benden söylememi isteme&lt;br /&gt;Çal şu şarkıyı,&lt;br /&gt;Ama öyle değil hissederek&lt;br /&gt;Bir kez de değil&lt;br /&gt;Sabaha dek, son damla düşene dek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-1937085528427430388?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/1937085528427430388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=1937085528427430388&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1937085528427430388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1937085528427430388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/son-damlaya-dek-al.html' title='Son Damlaya Dek Çal'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-1929094980319900727</id><published>2008-05-05T12:28:00.001-07:00</published><updated>2008-05-05T12:28:58.005-07:00</updated><title type='text'>Serdiğim Bir Hayat Baştan Sona</title><content type='html'>Serdiğim bir hayat baştan sona&lt;br /&gt;Sende ne var, acı verdiklerin&lt;br /&gt;Usandırdıkların&lt;br /&gt;Bıkkınlıkların&lt;br /&gt;Sıkıntıların,&lt;br /&gt;Yeter artık, sana verecek&lt;br /&gt;Bir saniyem bile yok&lt;br /&gt;Git de&lt;br /&gt;Değersizliğini anlatsınlar sana&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-1929094980319900727?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/1929094980319900727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=1929094980319900727&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1929094980319900727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1929094980319900727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/serdiim-bir-hayat-batan-sona.html' title='Serdiğim Bir Hayat Baştan Sona'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-8034332522941299047</id><published>2008-05-05T12:26:00.002-07:00</published><updated>2008-05-05T12:28:08.750-07:00</updated><title type='text'>Seni Sevdiğim Güne Lanet</title><content type='html'>Gurur mu duyuyorsun&lt;br /&gt;İşte beni yapayalnız bıraktın&lt;br /&gt;Çok mu rahatladın&lt;br /&gt;Havandan da geçilmez&lt;br /&gt;İşte terkettin&lt;br /&gt;Gözümde de bittin&lt;br /&gt;Çok mu iyi yaptın&lt;br /&gt;Evet, iyi yaptın&lt;br /&gt;Ne kadar erken bitse&lt;br /&gt;O kadar iyiymiş&lt;br /&gt;O kadar...&lt;br /&gt;Sen değmezmişsin&lt;br /&gt;Sen yalanmışsın&lt;br /&gt;Sevgime yazık&lt;br /&gt;Kan torbası&lt;br /&gt;Duygular mezarı&lt;br /&gt;Yalanlar diyarı&lt;br /&gt;Ve her neyse&lt;br /&gt;Sen maskeler takmışsın&lt;br /&gt;Biri düştü&lt;br /&gt;O anda sen de gözümden düştün&lt;br /&gt;Seni sevdiğim güne lanet olsun!&lt;br /&gt;Değmezsin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-8034332522941299047?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/8034332522941299047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=8034332522941299047&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8034332522941299047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/8034332522941299047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/seni-sevdiim-gne-lanet.html' title='Seni Sevdiğim Güne Lanet'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-6804862265153165389</id><published>2008-05-05T12:26:00.001-07:00</published><updated>2008-05-05T12:26:51.751-07:00</updated><title type='text'>Senden Soyunamıyorum</title><content type='html'>Bir köpek gibiyim&lt;br /&gt;Üzgün, yorgun ve çaresiz&lt;br /&gt;Yollar çok uzun&lt;br /&gt;Hep siluetin ufukta&lt;br /&gt;Hep bir serap gözümde&lt;br /&gt;Çık git artık&lt;br /&gt;Bıktım senden&lt;br /&gt;Senden ve sevginden&lt;br /&gt;Çık git kalbinden&lt;br /&gt;Ne varsa yakasım geliyor&lt;br /&gt;Senden bende kalan&lt;br /&gt;Tenimi ateşe atasım geliyor&lt;br /&gt;Kokun üzerimden gitmiyor&lt;br /&gt;Gözlerimle bakasım gelmiyor&lt;br /&gt;Gözlerim seni görüyor boşluklarda&lt;br /&gt;Uyuyasım gelmiyor&lt;br /&gt;Sen varsın hem rüyalarda&lt;br /&gt;Hem kabuslarda&lt;br /&gt;Varsın işte, her şeyimsin&lt;br /&gt;Senden sıyrılamıyorum&lt;br /&gt;Bir bıçak olsa da&lt;br /&gt;Senli neyim varsa kesip atsam&lt;br /&gt;Ruhumdan seni kazısam&lt;br /&gt;Senden soyunamıyorum&lt;br /&gt;Güzel kız, hep aklımdasın&lt;br /&gt;Şimdi uyuyorsun belki de&lt;br /&gt;Rüyalar görüyorsun&lt;br /&gt;Ben sana çok uzağım&lt;br /&gt;Senle dolup taşarken&lt;br /&gt;Sana haddinden çok uzak&lt;br /&gt;Çok uzaklardayım&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-6804862265153165389?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/6804862265153165389/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=6804862265153165389&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6804862265153165389'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6804862265153165389'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/senden-soyunamyorum.html' title='Senden Soyunamıyorum'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-1083607591855032772</id><published>2008-05-05T12:25:00.004-07:00</published><updated>2008-05-05T12:26:24.504-07:00</updated><title type='text'>Sen Siyahlaşıyorsun</title><content type='html'>Ellerin bensiz kalsın sevgilim&lt;br /&gt;Sen bensiz bakalım nasıl sen olacaksın&lt;br /&gt;Her şeyim dedin ya&lt;br /&gt;Şimdi hiç misin&lt;br /&gt;Boşluklarda mısın&lt;br /&gt;Nasıl olur da&lt;br /&gt;İnsan bu kadar yalanlara batar&lt;br /&gt;Anlayamıyorum&lt;br /&gt;Kelimeler kifayetsizleşiyor&lt;br /&gt;Sen siyahlaşıyorsun&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-1083607591855032772?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/1083607591855032772/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=1083607591855032772&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1083607591855032772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1083607591855032772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/sen-siyahlayorsun.html' title='Sen Siyahlaşıyorsun'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-2434095035571338480</id><published>2008-05-05T12:25:00.003-07:00</published><updated>2008-05-05T12:25:52.438-07:00</updated><title type='text'>Sarı Mı Siyah Mı</title><content type='html'>Rengi sarı mı siyah mı,&lt;br /&gt;Bir saç teli gördüm yastığımda,&lt;br /&gt;Hangi geceden hatıra bilmem,&lt;br /&gt;Bu gece mi, öncesinden mi,&lt;br /&gt;Nefesimde alkol, aklımda sen,&lt;br /&gt;Senin saçın olsa,&lt;br /&gt;Kutsal emanet der saklardım bir ömür,&lt;br /&gt;Şimdi atarım yere, kaybolsun diye&lt;br /&gt;Gözümün önünden,&lt;br /&gt;Atarım gitsin be&lt;br /&gt;Gitsin, yerine niceleri gelecek,&lt;br /&gt;Bana yer açsın&lt;br /&gt;Sarı mı desem siyah mı&lt;br /&gt;Bir akşam vakti,&lt;br /&gt;Bir söğüdün altı,&lt;br /&gt;Bir sokak lambası yanıbaşımızda&lt;br /&gt;Ve sana elveda!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-2434095035571338480?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/2434095035571338480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=2434095035571338480&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2434095035571338480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/2434095035571338480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/sar-m-siyah-m.html' title='Sarı Mı Siyah Mı'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-1328609764981107242</id><published>2008-05-05T12:25:00.001-07:00</published><updated>2008-05-05T12:25:16.896-07:00</updated><title type='text'>Sana Şimdi</title><content type='html'>Uzanıp durmuşsun bir kanepede&lt;br /&gt;Bir elin koltuğunu sermiş gözlerime&lt;br /&gt;Arkadan saçlarını okşamakta&lt;br /&gt;Diğeri kadehi tutuyor, efkar vurmuş damarlarına dek&lt;br /&gt;Bir elinde hayat dalgalansın&lt;br /&gt;Diğer ah etsin gidenlerin ardından&lt;br /&gt;Bir şahesersin, gözlerimden akan yaşlar gibi,&lt;br /&gt;Çilelere boğulmaktasın, deliye benzetilesisin&lt;br /&gt;Ah ne desem boş sana&lt;br /&gt;Güzelliğin sarhoşluk ruhta&lt;br /&gt;Sürünsün diyorum&lt;br /&gt;Bırak diyorum&lt;br /&gt;Sana bakmaya doyamıyorum&lt;br /&gt;Bir yudum daha alıyorum,&lt;br /&gt;Kalemimle dansa devam kağıtlarda&lt;br /&gt;Sen varken aklımda&lt;br /&gt;Ne yazsam sana şimdi&lt;br /&gt;İçimde alevin kor, içimde yakıyorsun&lt;br /&gt;Çok derinlere süzülesi&lt;br /&gt;Erittiklerinde donuyorum&lt;br /&gt;Sende bitip&lt;br /&gt;Yollara vuruyorum, dönme arkanı sakın&lt;br /&gt;Gidesim var, bakarsan kalırım, seninim&lt;br /&gt;Ne olur, bırak kalbimi, ruhumu...&lt;br /&gt;Seni çok seviyorum lanet olası...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-1328609764981107242?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/1328609764981107242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=1328609764981107242&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1328609764981107242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/1328609764981107242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/sana-imdi.html' title='Sana Şimdi'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1606314662876277493.post-6991520781332397090</id><published>2008-05-05T12:24:00.001-07:00</published><updated>2008-05-05T12:24:54.867-07:00</updated><title type='text'>Sabaha Kadar Sevesim Var Seni</title><content type='html'>Ellerimde bir alevsin&lt;br /&gt;İçimde duman&lt;br /&gt;Ahlarımda amansız&lt;br /&gt;Ah ve ah&lt;br /&gt;Tenimde yangınım&lt;br /&gt;Kadınım&lt;br /&gt;Tenimde huzur&lt;br /&gt;Biraz ürperme&lt;br /&gt;Üstünden geçsin zaman&lt;br /&gt;Bekle&lt;br /&gt;Işıklar açılmadan&lt;br /&gt;Perdeden güneş vurmadan&lt;br /&gt;Sokul kollarıma sormadan&lt;br /&gt;Sorgusuz sualsiz&lt;br /&gt;Seviş benimle&lt;br /&gt;Durulmadan&lt;br /&gt;Zaman yok&lt;br /&gt;Hızla ölüyoruz&lt;br /&gt;Ne koparsak kar zamandan&lt;br /&gt;Ter bastı tenimi&lt;br /&gt;İçimde alev alevsin&lt;br /&gt;Yangınıma rüzgar ol&lt;br /&gt;Meltem ol da es&lt;br /&gt;Uslanmam senden&lt;br /&gt;Yaramazlık var içimde&lt;br /&gt;Bilirsin güzelim&lt;br /&gt;Her saçında başlar biterim&lt;br /&gt;Duman duman sarasım gelir&lt;br /&gt;Bir kadehte yaşayasım gelir&lt;br /&gt;Gözlerimde uyku belirir&lt;br /&gt;Gece kısa&lt;br /&gt;Sevmek gerek&lt;br /&gt;Sevişmek gerek&lt;br /&gt;Yarın olmasa ya&lt;br /&gt;Islak ıslak yan yana kalsak&lt;br /&gt;Yarın olmasa ya&lt;br /&gt;Bende aşk var ya&lt;br /&gt;Ah güzelim ah&lt;br /&gt;Bir nağme deryası bendeki&lt;br /&gt;Sana akmakta&lt;br /&gt;Oluk oluk, durmaz, asla&lt;br /&gt;Yangınım, yazın esen kutup rüzgarım&lt;br /&gt;Gayri ihtiyari sevişlerim&lt;br /&gt;Seslenişlerim&lt;br /&gt;Haykırışlarım&lt;br /&gt;Kadife tenine hayranım&lt;br /&gt;Işıkla dolan gözlerine hayranım&lt;br /&gt;Karanlık olsun istiyor gece gündüz&lt;br /&gt;Hep görmek için gözlerini böylesine&lt;br /&gt;Sokul hırçın güzelim&lt;br /&gt;At yorgan yastık ne varsa&lt;br /&gt;Bizde de kaldıysa&lt;br /&gt;Son kez benim ol&lt;br /&gt;Sonra göğsümde uyu&lt;br /&gt;Uyku girmez bu gece gözüme&lt;br /&gt;Sabaha kadar sevesim var seni&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1606314662876277493-6991520781332397090?l=haydarerenakin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/feeds/6991520781332397090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1606314662876277493&amp;postID=6991520781332397090&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6991520781332397090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1606314662876277493/posts/default/6991520781332397090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://haydarerenakin.blogspot.com/2008/05/sabaha-kadar-sevesim-var-seni.html' title='Sabaha Kadar Sevesim Var Seni'/><author><name>Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07629394779251386292</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
