Cuma, Nisan 20, 2007

Yıldızlar...

Yıldızlar, en kadim dostlarım aynı zamanda en amansız düşmanlarım. Bazen bilmek suç bilmek acıdan başka bir şey vaad etmez oluyor, işte o zaman bana verilen tüm bu yeteneklere lanet ediyorum. Basit bir yaşam arzuluyorum. Ne kadar ironik bir durum. Bedenen yaşlanamasam da ruhum git gide yaşlanıyor hem de olması gerektiğinden de hızlı ve görüyorum ki gençlik olarak diyebileceğim uzun yıllarımı şu kahrolası anda sahip olduklarım için harcamışım her şey için olduğu kadar da bir hiç için bu yolu seçmişim.
Bu kadar güce sahibim ama kadere ve onun iradesinde olan hiçbir şeye karışamıyorum. Sanki okyanusun ortasında bir kuru yaprağım dalgalar beni yutmaya çabalarken çaresizce bilmediğim yönlere bilmediğim güçlerce savruluyorum. Ama o kadar suyun üstündeyken kendimi ulu okyanustan ve gizlediklerinden dahi yüce hissediyorum. Bu betimlemeleri yapmak bile ruhumdaki boşlukları asala dolduramayacağım o boşlukları tekrar anımsamama ve kederle karışık bir sinirsel bunalıma girmeme yetiyor da artıyor.
Her şey üstüme üstüme geliyor. Doğumuna şahit olduklarımın bir gün mü bir asır mı anlayamadığım zaman seli içinde öldüğünü, kara toprağa verildiğini görüyorum ama sinirlere zarar bir şekilde yaşlanmadan geçen zamana şaşıp kalıyorum. Tepkisizliğim içimde kopan fırtınaları gizlerken sessizliğe veriyorum ve aramaya başlıyorum öğrenecek bir ilim kaldıysa öğrenmek ve bir hastalık gibi gördüğüm bu hayattan kurtulmak için.
Ağlayasım geliyor. Bir zamanlar sonsuzluğu ararken şimdi ölümü aradığımı tekrar düşündükçe. Evet yine aynı şey oluyor herşey bulanıklaşıyor anılarım yine hayat buluyor adeta...

Hiç yorum yok:

Dünde Bıraktıklarım

Nexus

İstanbul, Türkiye
Söyleceklerim olmaya devam ettikçe burada olacağım.